menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tarhiyat Öncesi Uzlaşma Vaki Olmadı Tutanağına Dayalı Olarak Vergi Yargısından Dava Açılabilir Mi?

40 5
16.02.2026

Vergi mükelleflerinin 213 sayılı VUK’nun 378. maddesine göre vergi mahkemelerinde dava açılabilmesi için öncelikle verginin tarh edilmesi veya cezanın kesilmesi zorunludur. Henüz yasanın öngördüğü bir şekilde bir tarhiyat yapılmadığı yollarda vergi davasının açılması mümkün görülmemektedir.

Yapılan vergi düzenlemesiyle beraber vergi asılları üzerinde uzlaşma uygulaması yürürlükten kaldırılmıştır. Buna göre; vergi aslı uzlaşma kapsamından çıkarılmıştır. 02.08.2024 tarihli ve 7524 sayılı yasa ile yapılan düzenleme sonrasında, gerek tarhiyat öncesi uzlaşma ve gerekse de tarhiyat sonrası uzlaşma da vergi aslı kapsam harici bırakılmıştır. Uzlaşma için; yalnızca vergi ziyaı cezaları ve belirli bir tutarı aşan usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları konu edilmektedir. Usulsüzlük, özel usulsüzlük cezalarında uzlaşma konusu edilebilmesi için 01.01.2026 tarihinden itibaren kesilen cezalarda 40.000.00 TL olması gerekir. Bu tutarın altında olan tutarlar da uzlaşma olanağı bulunmamaktadır.

Vergi mükelleflerinin çoğu zaman tarhiyat öncesi uzlaşmaya varmadan uzlaşmaya varılmadığına ilişkin tutanağın tanzim ve tebliğ edilmesi üzerine buna göre ihbarname tebliği beklenilmeden hak arama gayesi ile vergi mahkemesine dava açma yoluna gidebilmektedirler. Oysaki, vergi mahkemelerinde dava açılabilmesi için mutlak surette ortada tarh edilmiş vergi ve bu vergi ve cezaya ilişkin vergi-ceza ihbarnamelerinin usulüne uygun tebliği zorunludur. Zira, 213 sayılı VUK’nun 378. maddesinde vergi mahkemesinde dava açılmasının temel koşulu verginin tarh edilmesidir. Ve akabininde de tarh edilen işbu verginin tebliğinin zorunluluğu olduğu hususudur. Diğer taraftan, 213 sayılı VUK’nun 377. maddesinde mükelleflerin veya kendilerine ceza kesilenlerin vergi mahkemesinde dava açabilmeleri için verginin tarh edilmesi veya cezanın kesilmesi, tadilat ve takdir komisyonu kararlarının tebliğ edilmiş olması gerekmektedir. Aynı şekilde tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin yapılmış ve ödemeyi yapan tarafından verginin kesilmiş olması zorunludur.

Bilindiği üzere, idare hukukunda bir idari işlemin iptal davasına konu edilebilmesi için idarece yapılan işlemin fertler açısından hukuka aykırı olması ve bu işlem yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka aykırılık teşkil etmesi gerekmektedir. Hukuka aykırı olmayan veya fertler yönünden hukuka aykırılık teşkil etmeyen idari tasarruflar için iptal davasının........

© Hukuki Haber