KOLLUK TARAFINDAN ALINAN EMNİYET TEDBİRLERİ NEDENİYLE İDARENİN SORUMLULUĞU
(Beton Bariyerler Nedeniyle Dükkanın Önünün Kapanması)
Kolluğun temelde iki görevi bulunmaktadır. İlki, suçu önlemek (önleyici polislik); ikincisi ise işlenen bir suçla ilgili işlemleri (adli polislik) yapmaktır. Bu ayrım kolluğu düzenleyen temel kanunlarda yer almaktadır (bkz. PVSK m.2; ETK m.8 ve 9).
Önleyici polislik, suç öncesi önleyici niteliği ile öne çıkarken adli kolluğun bastırıcı niteliği öne çıkmaktadır. Önleyici polislik, kamu düzeninin korunmasını hedeflerken adli polislik, suç işlenmesi halinde faillerin yakalanması ve delillerin toplanmasını sağlayan kolluk faaliyetleridir. Önleyici polislik faaliyetlerinin amacı kamu düzenini korumaktır. Adli polislik ise suç işlendikten sonra suç failinin yakalanması, suçla ilgili delillerin toplanması gibi suç ve suçla ilgili yürütülmektedir. Adli polislik ile öncelikle Cumhuriyet savcısının emrine ve diğer mahkemelerin taleplerine göre suçla ilgili soruşturma ve kovuşturma yapılmaktadır.
Önleyici polislik ve adli polislik ayrımında kolluğun suçla ilgili araştırma işlevine odaklanılmaktadır. Adli polislik açısından soruşturulan olayın türü, olayın faili, olayın delilleri önleyici polislik faaliyetleri ile kıyaslandığında daha belirli bir görünüm arz etmektedir. Bir kavga olayı soruşturulurken mağdurların kimliği, suç işlenirken kullanılan araçlar, faillerin kimlikleri ve kaç kişi oldukları gibi hususlar soruşturma işlemleri ile aydınlatılabilmektedir. Bununla birlikte önleyici polislik faaliyetlerinde bir “belirsizlik” söz konusudur. Önleyici polislik faaliyetlerinin odak noktasında “suç işlenme olasılığı” bulunmaktadır. Önleyici polislik faaliyetleri kapsamında gerçekten bir suçun işlenip işlenmeyeceği veya hangi tür suçun önlenebileceği belirli değildir. Mesela çok sayıda kişinin katılacağı bir gösteride polis tarafından gösteriye katılanlar aranmakta, gösterinin yapılacağı alanın güvenliği sağlanmakta, gösteri öncesinde ve sonrasında trafiğin düzenlenmesi gibi çok sayıda tedbir alınmaktadır. Alınan tüm bu tedbirlere rağmen suç işlenme riski tamamen ortadan kalktığını söylemek mümkün olmadığı gibi bu tedbirler hiç alınmasaydı yine bir suç işlenmeyebilirdi.
Önleyici polislikteki belirsizliği gidermenin yolu ise suç önlemede risk analizi yapmaktır. Suç önlemede risk analizi; suçun işlenmesini kolaylaştıran (önünü açan) faktörleri belirlemek, değerlendirmek ve azaltmak için uygulanan sistematik bir süreçtir. Suç işleme fırsatlarını azaltacak stratejiler geliştirmek için hem fiziksel ortamların hem de sosyal koşulların analizini içerir. Bu bakış açısına göre risk, yönetilebilir bir durumdur çeşitli önlemler alınarak riskin gerçekleşme ihtimali azaltılır aksi halde zarar durumu ortaya çıkabilir. Önleyici kolluk faaliyetlerinde başarının anahtarı, riskleri doğru analiz etmek ve gerekli müdahalerle suçun oluşmasını önlemektir.
Risk analizi yoluyla suç önlemenin temelinde durumsal suç önleme yaklaşımı bulunmaktadır. Bu yaklaşıma göre suç; 1-motive olmuş suçlu (suç işlemek için uygun koşullar arayan failler), 2-uygun hedef (savunmasız kişiler veya korunmayan malvarlıkları) ile 3-yeterli koruyucuların olmaması (polis, güvenlik veyaz gözetim sistemlerinin yokluğu) unsurlarının bir araya gelmesinden oluşmaktadır. Bu üç unsurdan biri olmadığında suç işlenme ihtimali düşmektedir. Risk analizi, birinci ve ikinci unsur üzerinde nispeten daha az etkili olsa da özellikle sonuncu unsuru güçlendirmekte önemli bir rol oynamaktadır.
Tehditler değiştikçe kolluk tarafından alınan tedbirler de değişmekte ve çeşitlenmektedir. Bu tedbirler beraberinde katlanma yükümlülüğü" ortaya çıkarmaktadır. Katlanma yükümlülüğü, kamu düzeninin korunması veya suç soruşturmasının yürütülmesi amacıyla kolluk görevlilerinin kanuna dayanan faaliyetlerine kişilerin uyması (direnmemesi) anlamına gelmektedir. Örneğin polisin dur ihtarına muhatap olan kişi, durmak zorundadır.
Önleyici polislik kapsamında alınan bazı emniyet tedbirleri, çok daha fazla katlanma yükümlülüğüne neden olabilmektedir. Şöyle ki bir gün işyerinizin önünden geçen yola kolluk uygulama noktası yapma kararı almıştır ve bu nokta, sizin güvenliğinize olumlu bir katkı sağlasa da dükkanınızın işleyişini veya konumunu (potansiyelini) olumsuz etkilemektedir, burada kolluğun ne kadar süre duracağı da belirsizdir. Çünkü yukarıda bahsettiğim üzere önleyici polislikte bir belirsizlik vardır, suçun ne zaman ne şekilde işleneceği bir bilinmezdir.
Anayasa Mahkemesinin Nuri Onal Başvurusu (Başvuru Numarası: 2021/22274; Karar Tarihi: 18/5/2026, R.G. Tarih ve Sayı: 20/10/2026-33406) hakkında verdiği karar, kolluk tarafından alınan emniyet tedbirleri nedeniyle idarenin sorumluluğu bakımından oldukça önemlidir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:
1. Başvuru, dükkân niteliğindeki taşınmazın bulunduğu ve adliye lojmanı olarak da kullanılan bina önüne güvenlik sebebiyle beton bariyerler konulduğu için taşınmazın kullanılamaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucu, Mardin'in Midyat ilçesinde bulunan ve adliye binası olarak da kullanılan taşınmazın 1 ve 2 No.lu bağımsız bölümlerini (dükkân) 30/6/2016 tarihinde satın almıştır.
3. Başvurucu, taşınmazın önünün beton bariyerlerle kapatılması üzerine bariyerlerin ne zaman ve hangi amaçla yapıldığı, ayrıca ne zamana kadar kalacağı ile ilgili bilgi almak için Midyat Kaymakamlığına (Kaymakamlık) 14/3/2018 tarihinde dilekçe yazmıştır.
4. Kaymakamlık 22/5/2018 tarihli cevabi yazısıyla bariyerlerin 28/2/2017 tarihinde güvenlik nedeniyle yoldan araçların ve kaldırımdan yayaların geçebileceği şekilde konulduğunu, bu durumun ise ne zamana........
