Konutu Terk Etmeme Şeklindeki Adli Kontrol Tedbirinin Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkı Bağlamında Anayasal Denetimi
Ceza muhakemesi hukukunda adli kontrol tedbirleri, kimi zaman uygulamada tutuklamaya alternatif bir koruma mekanizması gibi görülerek uygulanıyor olmakla beraber, bu durum kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına ağır müdahalelere yol açabilmektedir. Özellikle konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbiri, kişinin günlük yaşamını fiilen durma noktasına getirmesi nedeniyle anayasal açıdan hassas bir değerlendirme gerektirmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin Başvuru Numarası 2022/102376 Karar Tarihi 29.07.2025 tarihli K.Y. başvurusuna ilişkin kararı 16/01/2026 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. İlgili karar söz konusu tedbirin hukuki niteliğini, sınırlarını ve uygulanmasında gözetilmesi gereken anayasal güvenceleri ayrıntılı biçimde ortaya koymaktadır. Bu çalışmada söz konusu karar, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, ölçülülük ilkesi, derhâl hâkim önüne çıkarılma güvencesi ve etkili başvuru hakkı çerçevesinde incelenmektedir.
Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, hukuk devletinin temel dayanaklarından biri olup Anayasa’nın 19. maddesinde ayrıntılı ve çok katmanlı güvencelere bağlanmıştır. Ceza muhakemesi sürecinde bu hakka yönelik her türlü müdahale, yalnızca kanuni bir dayanağın varlığıyla değil; aynı zamanda meşru amaç, ölçülülük ve usule ilişkin güvencelere riayet edilmesi koşuluyla anayasal olarak kabul edilebilir hâle gelir. Bu bağlamda, özgürlüğü sınırlayan tedbirlerin niteliği ve sonuçları, şekli adlandırmaların ötesinde, fiilî etkileri dikkate alınarak değerlendirilmelidir.
Tutuklamanın istisnai bir tedbir olduğu kabul edilmekle birlikte adli kontrol uygulamalarının da zamanla benzer ağırlıkta sonuçlar doğurduğu uygulamada gözlemlenmektedir. Konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbiri, kişinin hareket serbestisini neredeyse tamamen ortadan kaldırması nedeniyle bu........
