menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“KUSURSUZ SORUMLULUK İLKESİ” GÜMRÜK VERGİ CEZALARINDA GEÇERLİ MİDİR? BİR DANIŞTAY KARARININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

19 0
24.03.2026

Özel ve kamu hukukundaki asıl sorumluluk hali kusurlu sorumluluk olmakla birlikte, belirli gerçek/tüzel kişilerin bazı faaliyetlerinin risk, zarar tehdidi oluşturması ya da bu kişilerin gerekli özeni göstermemiş olması gibi çeşitli nedenlerle ortaya çıkan bir zarardan sorumlu tutulduğu kusursuz sorumluluk hali de hukukumuzda yer almaktadır. Özel hukuk alanında adam çalıştıranın sorumluluğu, yapı malikinin sorumluluğu, tehlike sorumluluğu, hakkaniyet sorumluluğu gibi çeşitli başlıklar altında ele alınan kusursuz sorumluluk ilkesi, idarenin kusursuz sorumluluğu altında kamu hukuku alanında da kendini göstermektedir.

Öte yandan, cezada şahsilik ilkesi ise bir kişinin işlediği fiiller sonucu nedeniyle cezalandırılması, başkasının eylemleri nedeniyle sorumlu tutulamamasını ifade eder. Bu ilke ceza hukuku olmak üzere idare/vergi hukukunda da kendisini göstermektedir.

Örneğin, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu (VUK) 332 nci maddesinde veli, vasi ya da kayyımın vergi kanunlarına aykırı hareketlerinden dolayı velayet/vesayet altında olanlar ile işlerinin bir kısmı kayyıma devredilmiş olanların cezaya muhatap olmayacağı hüküm altına alınmıştır. Benzer şekilde VUK 251 inci madde de zamanında karne almamış veya vergisini tarh ettirmemiş olan işçilerin vergisine dair cezaların işverenden tahsil edileceği belirtilmiştir. Görüldüğü üzere, her ne kadar vergi kanunlarına aykırı hareketler küçük, işçi, mahcur adına yapılmış olsa da bu hareketlerin faili bu kişiler değil işveren, kayyım, vasi ya da veli sıfatlı kişilerdir[1].

Makalemiz konusu Danıştay 7. Dairesi 2025/220 E., 2025/1404 K. sayılı kararı, transit refakat belgesi muhteviyatı eşyayı taşıyan araçta beyan fazlası eşya bulunması ve bu kapsamda 4458 Sayılı Gümrük Kanunu (GK) 235/5-d uyarınca para cezası verilmesine dair itirazın reddi işlemine ilişkindir. Söz konusu dosyada, Bölge İdare Mahkemesi kararını temyiz eden gümrük idaresi, transit rejiminde asıl sorumlunun, sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, kanunda bu sorumluluğun ise mali sorumluluk olarak belirtildiği, asıl sorumluya gidilmesi için transit rejimi şartlarının ihlal edilmesinin yeterli olduğu, dava konusu işlemin 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu (KMK) kapsamında olmadığı ile ceza yargılamasının vergi/idari yargılamadan ayrı olduğu görüşlerini ileri sürmüştür.

Konuyla ilişkin, GK 86/3 fıkrasında; aynı kanunun 183 ve 184 üncü maddeleri kapsamında bir gümrük yükümlülüğü doğduğunda asıl sorumlunun gümrük idaresine karşı mali açıdan sorumlu olacağı ve 5607 sayılı KMK uyarınca işlem yapıldığı hallerde ise asıl sorumlunun sorumluluğunun belirlenmesinde fiilin işlenmesinde dahlinin olup olmadığı hususunun dikkate alınacağı belirtilmiştir. Kanun metnine göre, adli bir süreç söz konusu ise kusursuz sorumluluktan bahsedilemeyeceğini; adli bir süreç yok ise kusursuz sorumluluktan bahsedilebileceğini değerlendirmekteyiz. Söz konusu fıkra 7190 sayılı Kanunun 2. Fıkrası ile eklenmiş olup, gerekçesinde[2] asıl sorumlunun kaçakçılık fiilinin işlenmesinde dahilinin olup olmadığını göz önünde bulundurulmasının amaçlandığı belirtilmiştir.

Burada ikili bir ayrım dikkat çekmektedir. KMK kapsamındaki işlemler söz konusu değilse kusursuz sorumluluk, aksi halde kusurlu sorumluluk söz........

© Hukuki Haber