menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

KANITI DOSYAYA SUNDU, DAVAYI ZAMANINDA AÇMADI: HUKUK GENEL KURULU'NDAN YARGILAMANIN YENİLENMESİNDE SÜRE DERSİ

11 0
02.09.2026

Bir mahkeme kararı kesinleştikten sonra onu yeniden yargılamaya açmak için tanınan süre, kanunun sınırlı saydığı hâllerde bile kural olarak üç aydır : doksan gün. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 3 Aralık 2025 tarihli kararına konu olan boşanma dosyasında taraflardan biri, aradığı kanıta zamanında ulaşmıştı. Kaçırdığı şey, o kanıtla ayrı bir dava açmak için tanınan doksan günün ta kendisiydi.

Dosya 2012 yılında açılmış sıradan bir boşanma davasıyla başlıyor. On üç yıl sonra Hukuk Genel Kurulu önüne geldiğinde tartışılan artık boşanmanın kendisi değil, kesinleşmiş bir hükmü yeniden yargılamaya açmanın ne kadar dar bir kapı olduğuydu.

II. OLAY: KESİNLEŞMEDEN ÖNCE ELE GEÇEN BELGE

Taraflar 21 Eylül 2011'de evlenmiş, erkek 9 Ağustos 2012'de evlilik birliğinin sarsılması gerekçesiyle boşanma davası açmıştır. Bursa 7. Aile Mahkemesi 2013 yılının Eylül ayında verdiği kararla (E.2012/270, K.2013/706) tarafların boşanmasına, boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin kadına göre daha ağır kusurlu olduğuna hükmetmiş; kadın yararına aylık 250 TL yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminata karar vermiştir. Boşanma hükmü temyiz edilmeden 16 Aralık 2013'te kesinleşmiş; nafaka ve tazminat kısmı ise Özel Dairenin onamasından sonra, karar düzeltme talebinin reddiyle 9 Şubat 2015'te kesinleşmiştir.

Ne var ki dosyada bir ayrıntı daha vardır. Erkek, karar düzeltme aşaması sürerken, 27 Ocak 2015 tarihli bir dilekçeyle Yargıtay'a başvurmuş; kadının hastane kayıtlarına ilişkin bir belgeyi ele geçirdiğini, bu belgenin incelemede dikkate alınmasını istediğini bildirmiştir. İddiasına göre kadın, boşanma davası henüz sürerken 20 Temmuz 2013'te bir devlet hastanesinde hamileliğini sonlandırmıştır. Erkeğin okuduğu anlam açıktır: evlilik birliği hukuken sona ermeden sadakat yükümlülüğü ihlal edilmiştir.

Özel Daire bu dilekçeyi ayrı bir talep gibi değerlendirmemiş, kararını onamış, karar düzeltmeyi reddetmiştir. Hüküm 9 Şubat 2015'te kesinleşmiştir.

Kadın tarafı ise davaya baştan itibaren iki noktadan direnmiştir: hükmedilen nafaka ve tazminatın zaten boşanmaya sebebiyet veren kusurlu davranışlar dikkate alınarak belirlendiğini, dolayısıyla ortada yeni bir kusur değerlendirmesini gerektirecek bir durum olmadığını; ayrıca sadakatsizlik iddiasının dava ve cevaba cevap dilekçelerinde hiç yer almamış yeni bir vakıa olarak, yargılamanın bu aşamasında ileri sürülemeyeceğini savunmuştur. Mahkeme bu savunmayı ilk etapta yerinde bulmamış, hastane kaydını yeterli görerek talebi kabul etmiştir.

Erkek bu kez farklı bir yola başvurmuştur: yargılamanın iadesi davası. Ama bu davayı ancak 31 Temmuz 2015'te, kesinleşmeden yaklaşık beş buçuk ay sonra açmıştır.

Dosya buradan sonra tam on yıl boyunca mahkemeler arasında gidip gelmiştir. Bursa 7. Aile Mahkemesi talebi ilk kez kabul etmiş, nafaka ve tazminatı kaldırmıştır (12.01.2016, E.2015/813, K.2016/24). Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bunu esastan bozmuş, yargılamanın yenilenmesi şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddi gerektiğini belirtmiştir (E.2016/7175, K.2017/12424, T.08.11.2017). Mahkeme direnmiş; bu direnme kararı, hükmün usule uygun kurulmadığı gerekçesiyle bu kez Hukuk Genel Kurulundan dönmüştür (E.2019/2-634, K.2022/901, T.14.06.2022). Mahkeme yeniden karar vermiş, bu sefer talebi reddetmiştir (06.07.2023); Özel Daire bu kararı da usulden bozmuş (E.2023/8852, K.2024/754, T.12.02.2024) ve mahkeme son olarak yine kabul yönünde direnmiştir (28.05.2024). Dosya böylece ikinci kez temyize, oradan da Hukuk Genel Kuruluna taşınmıştır.

III. HUKUKİ ÇERÇEVE: NEDEN "OLAĞANÜSTÜ" BİR YOL

Yargılamanın iadesi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 374 ilâ 381. maddelerinde düzenlenmiştir. HMK m. 374 açıktır: bu yola yalnızca kesin olarak verilen veya kesinleşmiş hükümlere karşı başvurulabilir. Kanun, kesin hükmün otoritesini bozmayı göze aldığı için sebepleri sınırlı saymıştır; HMK m. 375'te on iki bent hâlinde sayılan sebeplerin dışına çıkılamaz.

Somut olayda dayanılan sebep, maddenin (ç)........

© Hukuki Haber