menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İCRA DOSYALARI ÇERÇEVESİNDE USULSÜZ TEBLİGAT HALLERİ

16 0
13.06.2026

İcra dosyaları kapsamında tebligat; ödeme veya icra emrinin borçlu tarafa ulaşması ile borçlunun takipten haberdar edilmesi, mevcut olması halinde itiraz veya dava açma sürelerinin başlaması amaçlarını taşıyan, takibin kesinleşmesine ve haciz yolunun açılmasına vesile olan oldukça önemli bir icra takip işlemidir. Tebligat şekilleri ve bir tebligatın usulüne uygun yapılıp yapılmadığı ise başta 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanunun Uygulanmasına Yönelik Yönetmelik olmak üzere ilgili mevzuatlarda hüküm altına alınmıştır. Bu hükümler çerçevesinde yasal doğrulukta gerçekleşmeyen usulsüz tebligatlar, borçluların takipten haberdar olmaması ve itiraz sürelerinin kaçırılması gibi icra takibinin hukuki sürecini doğrudan etkileyen büyük sonuçlar doğurabilmektedir.

Tüm bunlarla birlikte önemle belirtmek gerekir ki ; Tebligat Kanunu Md 32 “ Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi addolunur.” Hükmü ile , her ne kadar bir usulsüz tebligat mevcut olsa da, muhatabın bu usulsüz tebligattan haberdar olduğu tarih ( öğrenme tarihi ), tebliğ tarihi sayılmıştır. Özellikle gecikmiş itiraz şikayeti yoluna gidilmesi gerekli olan durumlarda Tebligat Kanunun işbu maddesi büyük önem taşımaktadır.

İcra ve İflas Kanunu md 65. “ Borçlu kusuru olmaksızın bir mani sebebiyle müddeti içinde itiraz edememiş ise paraya çevirme muamelesi bitinceye kadar itiraz edebilir. Ancak borçlu, maniin kalktığı günden itibaren üç gün içinde, mazeretini gösterir delillerle birlikte itiraz ve sebeplerini ve müstenidatını bildirmeye ve mütaakıp fıkra için yapılacak duruşmaya taallük eden harç ve masrafları ödemeye mecburdur. İtiraz üzerine icra mahkemesi ancak gecikme sebebinin mahiyetine ve hadisenin özelliklerine göre takibin tatilini tensip edebilir. İcra mahkemesi, tetkikatını evrak üzerinde yapar. Lüzumu halinde iki tarafı hemen davetle mazeretin kabule şayan olup olmadığına karar verir. Duruşmaya karar verilmemesi halinde borçludan alınan masraflar kendisine iade olunur. Mazeretin kabulü halinde icra takibi durur. Aynı celsede alacaklı itirazın kaldırılmasını sözlü olarak da istiyebilir. Bu takdirde tahkikata devam olunarak gerekli karar verilir. Daha önce borçlunun mallarına haciz konulmuşsa mazeretin kabulü kararının tefhim veya tebliği tarihinden itibaren alacaklı yedi gün içinde, icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını istemez veya aynı süre içinde 67 nci maddeye göre mahkemeye başvurmazsa haciz kalkar.”

Usulsüz tebligat hallerini Tebligat Kanunu hükümleri kapsamında başlıklar şeklinde incelenmesi:

· Bilinen son adrese tebligat zorunluluğu:

Tebligat Kanunu md.10 “ – Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. (Ek fıkra: 11/1/2011-6099/3 md.) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir.” Hükmü gereği , tebligat öncelikle muhatabın bilinen son adresine yapılır. Kanun koyucu , kişilerin hukuki süreçten haberdar edilmesi ve savunma hakkının yasal süresinde kullanılabilmesi amacı ile doğrudan adres kayıt sistemine göre değil öncelikle bilinen son adrese tebligat çıkarılmasına hükmetmiştir.

Bu kanun hükmüne göre örnek 13 kira bedelinin ödenmemesi sebebi ile ilamsız takip ve örnek 14 tahliye taahhüdünden kaynaklanan icra takiplerinde; borçlunun bilinen son adresini kiralanan taşınmaz adresi olarak esas alınması halinde; bu iki icra dosyalarında kiralanan taşınmaz adresi yerine doğrudan adres kayıt sisteminde kayıtlı adrese tebligat çıkarılması usulsüz tebligat sonuçlarını doğurabilir.

Takip talebinde yazan adres ve şayet mevcut ise takip dayanağı sözleşmede yazılı adres de borçlunun bilinen son adresi olarak sayılarak, usulsüz tebligat şikayeti ile karşı karşıya kalmamak için öncelikli olarak tebligatın çıkarılacağı adres olarak düşünülebilir.

· Muhatabın adreste bulunmaması halinde ve adres kayıt sistemindeki adrese tebligat :

Tebligat Kanunu md.21/2 “ Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” Hükmü ; adres kayıt sistemindeki ( MERNİS ) adresinin “ bilinen son adres” kabul edildiği ve muhatabın o adreste hiç oturmamış veya sürekli olarak ayrılmış olsa dahi tebligatın, ( önceki bilinen son adres araştırma süreci bittikten sonra ) kapıya yapıştırmak suretiyle yapılacağını ve kapıya yapıştırılma tarihinin tebliğ tarihi sayılacağını düzenler. Ancak bu usulün yasal çerçevede kalabilmesi için, yukarıda da izah edildiği üzere öncesinde mutlaka bilinen son adrese tebligat yapılamamış olması veya adresin tebliğe elverişsiz olması şartı gerçekleşmelidir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi : 2016/9795 Esas 2017/1346 Karar “ Somut olayda; şikayetçi borçlu adına ödeme emri tebligatının ''Kültür Mah. 4. Cad. No:1/2 İç Kapı No:2 Sivrice/Elazığ'' adresine tebliğe çıkarıldığı, tebliğ evrakı üzerinde ''Mernis Adresi'' ibaresinin yer aldığı ve dağıtıcı tarafından ''Belirtilen adres muhatabın mernis adresi olup adreste kimse olmadığından... muhatap adresten ayrılmış...Teb Kanunu 21. md göre tebliğ evrakı ... mah. muhtarı...imzasına tebliğ edildi. verildi Düzenlenen 2 nolu haber kağıdı adresteki kapıya yapıştırıldı. 24.11.2015'' kaydı ile tebliğ işleminin tamamlanmış olduğu görülmektedir.

Bu durumda, yukarıda belirtildiği üzere, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 2l/2. maddesi gereğince tebligat yapılabilmesi için, tebliği çıkaran mercice, tebligat çıkarılan adresin, muhatabın, adres kayıt sistemindeki adresi olduğu belirtilerek bu adrese TK'nun 21/2. maddesine göre tebligat yapılacağına dair tebliğ evrakı üzerine kayıt düşülmesi zorunlu olup; tebligatı çıkaran mercii tarafından söz konusu şerh verilmeden dağıtıcı tarafından TK'nun 21/2. maddesine göre tebliğ işlemi yapılamayacağı açıktır. Şikayete konu ödeme emri tebliğ evrakı üzerinde; tebligat mazbatasını çıkaran mercii tarafından TK'nun 23/1-8. ve Yönetmeliğin 16/2. maddesi kapsamında bir şerh verilmediği anlaşılmakta olup; dağıtıcının kendiliğinden ödeme emri tebliğ işlemini TK'nun 21/2. maddesi uyarınca yapması yukarıda değinilen yasa ve yönetmelik hükümlerine aykırıdır. Bu nedenle, sözü edilen tebligatın usulüne uygun yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur.

Öte yandan, usule aykırı tebliğin hükmü ise; Tebligat Kanunu'nun 32. ve Tebligat Yönetmeliği'nin 53. maddelerinde düzenlenmiş olup, anılan maddelerde, tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile,........

© Hukuki Haber