menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ALO 193 ÜZERİNDEN YAPILAN HASAR İHBARININ HUKUKİ NİTELİĞİ

67 0
26.09.2026

ALO 193 ÜZERİNDEN YAPILAN HASAR İHBARININ HUKUKİ NİTELİĞİ

KTK m. 97 Kapsamında Yazılı Başvuru, Sigortacının Temerrüdü ve Sigorta Tahkiminde Ön Başvuru Şartı Bakımından Bir Değerlendirme

Trafik kazasından sonra zarar görenin ilk sorusu, zararını kime ve nasıl bildireceğidir. 1 Eylül 2026'dan itibaren bu soruya yeni bir cevap eklendi: Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK), 22.07.2026 tarihli ve 2026/22 sayılı Genelge ile motorlu araç sigortalarına ilişkin hasar başvurularının Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi (SBM) bünyesindeki Ortak Hasar İhbar Merkezi (OHİM) aracılığıyla, "Alo 193" hattı üzerinden de alınmasını düzenledi. Aynı tarihli 21 sayılı Genelge ile kurulan hat, poliçelerin ön yüzüne en az 14 punto büyüklüğünde yazılacak ve zarar görenlerin büyük bölümü için ilk temas noktası hâline gelecektir.

Düzenlemenin amacı açıktır: zarar görenin, karşı aracın hangi şirkete sigortalı olduğunu bilmek zorunda kalmadan tek bir kanaldan başvurabilmesi ve başvurunun izlenebilir, denetlenebilir olması. Ancak bu kolaylık, sigorta hukukunun en çok tartışılan usul kurumlarından biriyle doğrudan temas etmektedir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK) m. 97, zarar görenin dava yoluna gitmeden önce sigorta kuruluşuna "yazılı" başvuruda bulunmasını şart koşar; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 30/13 de Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru için sigortacıya gerekli başvuruların yapılmış olduğunun belgelenmesini arar.

Bu çalışmada, telefonla yapılan ve SBM veri tabanına kaydedilen bir hasar ihbarının KTK m. 97 anlamında yazılı başvuru sayılıp sayılamayacağı, sigortacının temerrüdü bakımından nasıl bir sonuç doğurduğu ve sigorta tahkiminde ön başvuru şartını karşılayıp karşılamadığı, Genelge metni ile Yargıtay ve bölge adliye mahkemesi kararları ışığında incelenecektir.

I. GENELGE NE GETİRDİ?

Genelge, 47 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 4 ve 18. maddelerine dayanmaktadır ve kapsamına zorunlu mali sorumluluk (trafik) sigortası ile kara araçları kasko sigortasını almaktadır (m. 3/1-e). Kurulan sistem, şirketlerin, Güvence Hesabının ve Türkiye Motorlu Taşıt Bürosunun kendi başvuru kanallarını ortadan kaldırmamakta, bunlara "ek" bir kanal oluşturmaktadır (m. 1).

Başvuru sırasında kayda alınacak asgari bilgiler sınırlıdır: başvuru sahibinin kimliği ve kimlik numarası, kazaya karışan araçların plakaları, iletişim numarası, hasar tarihi ve hasar türü (m. 5/1). Merkez her başvuru için bir referans numarası oluşturur ve bunu hem başvuru sahibine hem ilgili kuruluşa iletir (m. 5/2). Başvuru, karşı aracın kaza tarihinde geçerli trafik sigortacısına; sigortasız araçlarda Güvence Hesabına; yabancı plakalı araçlarda Büroya; tek taraflı kazalarda maddi zarar bakımından kasko sigortacısına eşzamanlı olarak yönlendirilir (m. 5/3).

Talebin iletildiği şirket, en geç takip eden iş günü içinde çağrı merkezi aracılığıyla başvuru sahibiyle iletişime geçmek; ona tazminat için gerekli bilgi ve belgeleri, ekspertiz sürecini, tahmini onarım süresini ve "araç hasarı ile birlikte değer kaybı hesaplamasının da yapılacağı" hususunu bildirmek zorundadır (m. 6).

Çalışmanın konusu bakımından belirleyici hüküm ise m. 4/2'dir:

"OHİM üzerinden yapılan ve geçerli kabul edilen hasar başvuruları, talebin Merkez veri tabanına ulaştığı tarih ve saat itibarıyla ilgili şirkete, Hesaba veya Büroya yapılmış sayılır. Sistem kesintileri, veri kayıpları veya Merkezin bildirimleri ilgili kuruluşlara iletmesinde yaşanacak teknik gecikmeler, ilgili mevzuatta öngörülen sürelerin hesabında başvuru sahibi aleyhine dikkate alınamaz."

Hüküm iki şey söylemektedir. Birincisi, OHİM'e yapılan başvuru bir aracıya yapılmış ihbar değil, doğrudan sigortacıya yapılmış başvuru hükmündedir. İkincisi, sürelerin başlangıcı şirketin bildirimi fiilen aldığı an değil, talebin Merkez veri tabanına ulaştığı andır. Ne var ki hüküm, "geçerli kabul edilen" ifadesinin ölçütünü ve bu başvurunun hangi mevzuat hükmü bakımından "yapılmış sayılacağını" açıkça belirtmemektedir.

II. KTK m. 97: YAZILI BAŞVURU BİR DAVA ŞARTIDIR

6704 sayılı Kanun'un 5. maddesiyle değişik KTK m. 97'ye göre zarar gören, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunmalıdır; sigorta kuruluşu başvuruyu en geç 15 gün içinde yazılı olarak cevaplamaz veya cevap talebi karşılamazsa, zarar gören dava açabilir ya da 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, bu başvurunun HMK m. 114/2 kapsamında bir dava şartı olduğunu, amacının ise rizikonun gerçekleştiğinden haberi olmayan sigortacının uyuşmazlığı yargıya taşınmadan çözebilmesini sağlamak olduğunu vurgulamaktadır (Yargıtay 4. HD, E. 2023/12689, K. 2024/4378, 08.05.2024). Aynı kararda Daire, tarafların dava öncesinde ihtiyari arabuluculuğa başvurmuş olmalarını, sigorta şirketinin bu yolla rizikonun gerçekleştiği ve kapsamı hakkında bilgi sahibi olması nedeniyle KTK m. 97 ile amaçlanan durumun gerçekleşmesi olarak değerlendirmiş ve usulden ret kararını kanun yararına bozmuştur.

Daire ayrıca bu şartın tamamlanabilir nitelikte olduğunu yerleşik biçimde kabul etmektedir. Yargıtay 4. HD'nin 13.10.2021 tarihli, E. 2021/3989, K. 2021/6796 sayılı kararında, başvuru hiç yapılmadan dava yoluna gidilmesinin dahi HMK m. 115/2 uyarınca tamamlanabilir bir dava şartı eksikliği olduğu; başvurunun yapıldığı ancak eksik ya da usule uygun olmayan belgeyle yapıldığı savunulan durumlarda ise eksikliğin her hâlükârda tamamlanabileceği belirtilmiştir. Bu gerekçe, aynı dosyada sonradan verilen Yargıtay 4. HD, E. 2025/1858, K. 2025/5054, 26.03.2025 sayılı ilamda da aktarılmaktadır. Yargıtay 4. HD, E. 2024/11649, K. 2026/1463, 11.02.2026 sayılı kararda da başvurunun........

© Hukuki Haber