menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

CMK m. 205 Kapsamında Mahkemenin Doğrudan Tutuklama Yetkisi

26 20
23.02.2026

Yargılama faaliyeti, özü itibarıyla sükûnet ve disiplin gerektiren bir süreçtir. Türk ceza muhakemesi hukukunda duruşmanın düzenini sağlama yetkisi, münhasıran mahkeme başkanına veya hâkime tanınmıştır. Ancak bu yetki sadece disiplin tedbirleriyle sınırlı kalmamakta; duruşma esnasında bir suç işlenmesi halinde çok daha ağır bir koruma tedbirine, yani tutuklamaya kadar uzanabilmektedir. Bu durumda başvurulması gereken yer 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 205. maddesidir. CMK 205. maddede düzenlenen husus olağanüstü bir yetkidir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun ‘‘Duruşma sırasında işlenen suç hakkında işlem’’ başlıklı 205. maddesinde ‘‘Bir kimse, duruşma sırasında bir suç işlerse, mahkeme olayı tespit eder ve bu hususta düzenleyeceği tutanağı yetkili makama gönderir; gerek görürse failin tutuklanmasına da karar verebilir.’’ denilmektedir. Genel hükümler gereğince tutuklama kararı, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde ise ilgili mahkeme tarafından verilir. Ancak CMK 205. madde, bu genel usulün dışında, duruşma salonunun vakarını korumak adına mahkemeye re'sen (doğrudan) hareket etme kabiliyeti tanımaktadır. Her ne kadar olası durumlar göz önünde bulundurularak işbu madde ihdas edilmişse de yargı pratiklerinde mahkemeler tarafından bu madde kapsamında tutuklama kararları verildiği pek görülmemektedir.

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda da benzer bir düzenlemenin olduğunu ifade etmek gerekir. Mülga 1412 Sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nda da (CMUK) düzenlenen bu yetki, 5271 sayılı CMK ile daha modern bir yapıya kavuşturulmuştur. Kanun koyucu bu değişiklikle; "tutanağın yetkili makama gönderilmesi" zorunluluğunu getirerek, mahkemenin hem tutuklama kararı veren makam hem de yargılama yapan makam olmasından doğabilecek tarafsızlık gölgesini, soruşturmayı savcılığa devrederek aşmayı hedeflemiştir. Duruşma sırasında işlenen suçların derhal tespiti ve gerekiyorsa failin tutuklanması, adaletin ciddiyetini korumak ve duruşmanın düzenini sağlamak bakımından önemlidir.

Düzenlemenin var oluş gerekçesi, mahkeme salonunun yargı yetkisinin doğrudan icra edildiği kamusal alan olmasından kaynaklanmaktadır. Hâkim, orada sadece bir devlet memuru değil, devletin yargı yetkisini kullanan bir makamdır. Duruşma sırasında işlenen suç (örneğin hakime hakaret veya tanığa saldırı), kamu düzenini en üst düzeyde ihlal eden bir eylemdir. Kanun koyucu, bu ihlale karşı mahkemenin seyirci kalmamasını, otoritesini derhal kullanmasını istemiştir. Bir diğer önemli unsur, suçun soruşturulması için genel usullerin (savcılığa bildirim, ifade alımı, savcının tutuklama sevki, sulh ceza hâkimliğinin sorgusu) beklenmesinin, o anki duruşma disiplinini tesis etmede yetersiz kalacağıdır. Mahkemeye bu yetki verilerek, suçun yarattığı kaosun duruşmanın........

© Hukuki Haber