Alacaklısını Zarara Sokmak Kastıyla Mevcudunu Eksiltme Suçu
Ticari hayatın bir gereği olarak tarafların yükümlülüklerini güven ilişkisi çerçevesinde ve zamanında yerine getirmesi büyük önem taşımaktadır. Buna aykırı davranılması durumunda ise hukuk devreye girmekte alacaklının alacağını almasını sağlamaktadır. Ancak borçlu konumundaki kişi her zaman iyi niyetli davranmayabilir. Bu kapsamda var olan malvarlıklarını alacaklının aleyhine olarak, alacağın tahsilini engellemeye matuf şekilde bazı davranışlara başvurabilir. Bu durumda son araç niteliği taşıyan ceza hukukuna ilişkin bazı yaptırımların uygulanması söz konusu olabilir. Kişinin borcunu ödememesi cezalandırma için bir gerekçe oluşturmaz. Ancak alacaklının alacağını tahsil etmesini engellemeye yönelik davranışların cezalandırılması mümkündür. İcra ve İflas Kanunu’nun 331. maddesinde düzenlenen suç da bu niteliktedir. Bu suçların düzenlenmesi ile öncelikle alacaklının tahsilat yapabilmesi sağlanmaya çalışılmaktadır. Böylece aslında alacaklının malvarlığı korunmak istenmektedir. İİK’nın on altıncı babında düzenlenen "Alacaklısını zarara sokmak kasdiyle mevcudunu eksilten borçluların cezası" başlıklı 331. maddesi;
"Haciz yolu ile takip talebinden sonra veya bu talepten önceki iki yıl içinde borçlu; alacaklısını zarara sokmak maksadıyla, mallarını veya bunlardan bir kısmını mülkünden çıkararak, telef ederek veya kıymetten düşürerek hakiki surette yahut gizleyerek muvazaa yoluyla başkasının uhdesine geçirerek veya asıl olmayan borçlar ikrar ederek mevcudunu suni surette eksiltirse, aleyhine aciz belgesi aldığını veya alacaklı alacağını alamadığını ispat ettiği takdirde, altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
İflas takibinden veya doğrudan doğruya iflas hallerinde iflas talebinden önce birinci fıkradaki fiilleri işleyen borçlu hakkında da bu fiiller başka bir suç oluştursa dahi bu hükümler uygulanır.
Konkordato mühleti veya iflasın ertelenmesi talebinden önceki iki yıl içinde ya da konkordato mühleti talebi veya iflasın ertelenmesi süresinden sonra birinci fıkradaki fiilleri işleyen borçlu hakkında da bu hükümler uygulanır.
Taşınmaz rehni kapsamında bulunan eklentinin rehin alacaklısına zarar vermek kastı ile taşınmaz dışına çıkarılması halinde, eklentinin zilyedi iki yıldan dört yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
Bu suçlar alacaklının şikâyeti üzerine takip olunur." şeklinde düzenlenmiştir. Maddede düzenlenen suçlar bağlı hareketli nitelik taşımaktadır. Bu nedenle başka bir biçimde işlenmeleri mümkün değildir. Bu suçlar kasten işlenebilen suçlardır.
Borçlunun alacaklıya karşı yükümlülüklerinden kaçınmak amacıyla hileli yollara başvurması ve bu yollarla kasten mallarını elden çıkararak eksiltmesi mümkündür. Bu nedenle madde de belirttiği üzere icra takibinden sonra veya bu talepten önceki iki yıl içinde malını elden çıkaran veya eksilten borçlunun bu eylemlerden dolayı cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır. Bir kimsenin borcunu ödememesi suç olarak kabul edilmese de borcunu ödemekten kaçınmak için hileli yollara başvurması suç sayılmıştır.
Alacaklısını zarara uğratmak için kişinin mevcudunu eksiltmesi kanunda öngörülmüş olan sürelerde borçlunun alacaklısını zarara uğratmak amacıyla mallarının tamamını veya bir kısmını elinden çıkarması, yok etmesi, bunlara zarar vermesi, kıymetinin düşmesine yol açması, muvazaalı şekilde başkasına devretmesi, olmayan borçları varmış gibi göstermek suretiyle malvarlığı değerini azaltması olarak tanımlanabilecektir. Bu kapsamda borçlunun borcunu ödememesinden daha ziyade, borcunu ödememek için hileli yöntemlere başvurması suç olarak nitelendirilmektedir. Böylece borç dolayısıyla kişi cezalandırılmayacak ancak borcunu ödememek için hileli hareketlere başvuran kişinin cezalandırılması borç için hapis yasağını ihlal etmeyecektir.
Borçlunun mevcudunu azaltma eylemi, gerek “gerçekte” gerekse........
