HER YÖNÜYLE “İDDİANAME” VE GECİKMESİ
Son aylarda artan soruşturma sayısı ve toplumun birçok kesimi tarafından bilinen farklı özellikteki kişi ve kurumlara karşı yapılan operasyonlar sebebiyle ceza hukuku kavramları daha sık anılmaya başlanmış ve dolayısıyla öğrenilmiştir. Bugün vatandaşların ciddi bir kesimi ifade, operasyon, soruşturma, gözaltı, nezaret, tutukluluk, adli kontrol, cezaevi, infaz, yargı paketi, af gibi kelimelerle hemhal olmuş durumdadır. Bu durum öğrenme mi yoksa öğretilme mi kaynaklıdır bilinmez fakat hakikat şudur ki Türkiye toplumu ceza hukuku ile yakınlaşmış ve teknik terimler teknik olmaktan gündelik olmaya evrilmiştir. İşbu yazı ile gündelik dilde artık daha sık yer verdiğimiz kelimeler içerisinde soruşturmanın sonu kovuşturmanın başı, ceza yargılamasının yol haritası, bazısına göre belki tensiple tahliye yolu bazısına göre ise tahliye umudunun en yüksek olduğu o ilk duruşmanın habercisi olan iddianamenin mümkün olduğunca yalın bir anlatım tercih edilerek açıklanması amaç edinilmiştir.
İddianame, soruşturma evresi sonunda toplanan delillerin, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturması halinde Cumhuriyet savcısı tarafından görevli ve yetkili mahkemeye hitaben düzenlenen, kamu davasını açan belgedir. Ceza davası kural olarak bu belge ile açılır.
2. İddianamenin özellikleri nelerdir?
İddianame, şüphelinin kimliği, müdafii, maktul, mağdur veya suçtan zarar görenin kimliği, yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddeleri, suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi ile suçun delilleri gibi unsurları içermelidir. İddianamede yüklenen suçu oluşturan olaylar mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanmalı; şüphelinin sadece aleyhine olan değil, lehine olan hususlar da belirtilmelidir. Ayrıca sonuç kısmında talep edilen ceza ve güvenlik tedbirleri açıkça gösterilmelidir. İddianame, sanığa yüklenen fiilin nelerden ibaret olduğunu hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açık ve net bir biçimde ortaya koymalıdır.
3. CMK maddelerinde iddianame
İddianame süreciyle ilgili temel düzenlemeler 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170. (iddianamenin düzenlenmesi ve içeriği), 171. (takdir yetkisi), 174. (iddianamenin iadesi) ve 175. (iddianamenin kabulü ve kovuşturmanın başlaması) maddelerinde yer almaktadır. Ayrıca CMK 160, 176, 191/1, 225, 226, 253, 254, 271 ve 309. maddeleri de iddianame ve sonuçlarıyla bağlantılı olarak kararlarda zikredilmektedir.
4. İddianame ne kadar süre içerisinde düzenlenmelidir?
Genel ceza muhakemesinde iddianame düzenlenmesi için kesin bir üst süre belirtilmemekle birlikte, özel kanunlarda ve belirli sıfatlara sahip kişiler için süreler öngörülmüştür. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 59. maddesi ve 2802 sayılı Kanun'un 89. maddesi uyarınca, avukatlar, hâkimler ve savcılar hakkındaki soruşturmalarda Cumhuriyet savcısı beş gün içinde iddianamesini düzenlemekle yükümlüdür. Basın Kanunu'nun 26. maddesine göre ise günlük süreli yayınlar için davanın iki ay içinde açılması zorunludur. Kanunda iddianamenin düzenlenmesi için savcılığa yönelik kesin bir gün süresi verilmemiş olsa da, savcının "etkin soruşturma yapma görevi" ve "özen yükümlülüğü" gereği makul sürede bu işlemi tamamlaması gerekir.
5. İddianamenin gecikmesinin sakıncaları nelerdir?
İddianamenin düzenlenmesinin veya mahkemece değerlendirilmesinin gecikmesi, yargılama sürecinin sürüncemede kalmasına neden olur. İddianamenin geç düzenlenmesi, şüphelinin üzerindeki isnadın uzun süre belirsiz kalmasına, delillerin kararmasına veya kaybolmasına ve yargılamanın gereksiz yere uzamasına neden olur. Özellikle tutuklu işlerde bu gecikme, kişi hürriyetine yönelik ağır bir müdahale teşkil eder.
6. İddianame gecikirse hangi ilkeler ihlal edilmiş olur?
İddianamenin gecikmesi veya usulüne uygun düzenlenmemesi; makul sürede yargılanma hakkı, adil yargılanma hakkı ve kişilerin lekelenmeme hakkının ihlaline yol açabilir. Ayrıca iddianame olmaksızın yapılan işlemler "davasız yargılama olmaz" ilkesini ihlal eder.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2015/15916 E. , 2016/765 K. Sayılı 20.01.2016 tarihli kararı:
"…Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 02.02.2012 tarihli ve 2011/27923 esas, 2012/2008 karar sayılı ilamı ile Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 25.03.2015 tarihli ve 2015/7099 esas, 2015/10801 karar sayılı ilâmlarında da belirtildiği üzere, “Yeni Türk Ceza Adalet Sistemi”nde benimsenen, “Kişilerin Lekelenmeme Hakkı” ile “Eksiksiz soruşturma ve Tek Celsede Duruşma” prensipleri uyarınca,........
