menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

CMR KAPSAMINDA ULUSLARASI KARAYOLU EŞYA TAŞIMACILIĞINDA TAŞIYICININ EŞYANIN KAYBI VE HASARINDAN DOĞAN SORUMLULUĞU

34 5
19.02.2026

Uluslararası ticaretin gelişimi ve sınır aşan ekonomik ilişkilerin yoğunlaşmasıyla birlikte milletlerarası eşya taşımacılığı, küresel ticaretin vazgeçilmez unsurlarından biri hâline gelmiştir. Bu bağlamda karayolu ile eşya taşımacılığı, uygulamada en yaygın taşıma türlerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Artan ticari hareketlilik ve birden fazla devletin hukuk düzenini ilgilendiren taşıma ilişkilerinin çoğalması, taşıma sözleşmelerine uygulanacak kuralların yeknesaklaştırılmasını zorunlu kılmıştır. Bu ihtiyacın bir sonucu olarak, milletlerarası karayolu taşımacılığının usul ve esasları 1956 tarihli Eşyaların Karayoluyla Uluslararası Nakliyatı Hakkında Konvansiyon (CMR) ile düzenlenmiştir.

Taşıyıcının sorumluluğuna CMR hükümleri çerçevesinde gidilebilmesi için öncelikle somut taşıma sözleşmesine uygulanacak hukukun CMR olduğunun tespit edilmesi gerekmektedir. Yabancılık unsuru bulunan uyuşmazlıklarda öncelikle Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümleri (CMR) tatbik edilecek; ayrıca MÖHUK hükümlerine göre tarafların yapmış oldukları hukuk seçimleri de dikkate alınacaktır. Zira CMR hükümlerinin uygulama alanı bulmaması hâlinde, somut olayın özelliklerine göre 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun dördüncü kitabında yer alan mad. 850-930 hükümlerinin uygulanması gerekecektir.

a. CMR’nin Uygulama Alanına İlişkin Şartlar

Türkiye tarafından da onaylanmış olan CMR’nin uygulanabilmesi için öncelikle, taşımanın uluslararası nitelik taşıması ve yükleme yeri ile teslim yeri olarak kararlaştırılan noktalardan en az birinin Konvansiyon’a taraf bir devlette bulunması gerekmektedir. Bu çerçevede taşımanın iki farklı devlet arasında gerçekleştirilmesi zorunludur. Bununla birlikte, taşıma sözleşmesinin taraflarının ikametgahı ve milliyeti CMR’nin uygulama alanının belirlenmesi bakımından önem arz etmemektedir. Öte yandan, Konvansiyon’un uygulanabilmesi, taşımanın karayoluyla gerçekleştirilmiş olması şartına da bağlıdır. Esas itibarıyla, taşımanın başka bir taşıma türü kapsamında ifa edilmesi hâlinde CMR hükümleri uygulama alanı bulmayacaktır. Ancak, esas olarak karayolu ile uluslararası eşya taşımalarına uygulanmakla beraber karayolu ile yapılan taşımanın devamı niteliğinde olması, yükün araçtan indirilmemesi ve taşımanın karayolu dışında gerçekleşen kısımlarına ilişkin emredici hükümlere tabi olmaması kaydıyla, denizyolu, demiryolu, nehir ve hava taşımalarına uygulanabilir.1 Nitekim Hollanda Mahkemesi bir kararında, gemiye yüklenen tırlar ile İsveç- Goteborg Limanı’ndan Hollanda-Rotterdam Limanı’na Ro-Ro taşımaya ilişkin ayrı bir konişmentonun düzenlenmemiş olması sebebiyle deniz taşımaya ilişkin Lahey ve Lahey Visby kurallarının değil, CMR’ın uygulanmasına karar vermiştir.2

CMR’nin uygulanabilirliği koşullarından bir diğeri ise, taraflar arasında bir taşıma sözleşmesinin mevcut olmasıdır. Her ne kadar Konvansiyon’da taşıma sözleşmesinin tanımına açıkça yer verilmemiş olsa da, CMR’nin 9/1, 19, 20 ve 32. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, CMR’ye tabi taşıma sözleşmesinin tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla kurulduğu sonucuna ulaşılmaktadır.

CMR m. 4’e göre taşıma sözleşmesinin, taşıma senedinin (sevk mektubunun) düzenlenmesiyle gerçekleştirileceği; ancak taşıma senedinin yokluğu, usule aykırı düzenlenmesi veya zıyaı hâllerinin taşıma sözleşmesinin varlığına ve geçerliliğine halel getirmeyeceği belirtilmiştir. CMR’ye göre, taşıma sözleşmesi ya da sevk mektubu düzenlenmesi, bir ispat şartıdır. Dolayısıyla böyle bir taşıma sözleşmesi veya sevk mektubu düzenlenmeden akdedilen taşıma sözleşmesi yine de geçerlidir3.Uygulamada yerleşik teamül haline geldiği üzere, CMR’ye tabi taşımalarda sevk mektubu düzenlediği ve bu belgeye CMR senedi adı verildiği görülmektedir.

CMR m. 1/1 hükmü uyarınca Konvansiyon, yalnızca belirli bir ücret karşılığında gerçekleştirilen taşımalara uygulanmaktadır. Bu itibarla, hatır taşıması niteliğindeki taşımalar CMR’nin kapsamı dışında kalacaktır.

Öte yandan CMR’nin uygulanabilmesi için taşımanın Konvansiyon’da öngörülen araçlarla gerçekleştirilmiş olması gerekir. Bu bağlamda taşımanın bir “taşıt” kullanılarak icra edilmesi zorunludur. Nitekim CMR m. 1/2 hükmünde, sözleşmenin uygulanması bakımından “taşıt” kavramının kapsamı açıkça belirlenmiş; motorlu taşıtlar ile bunlara bağlı taşıtlar, römorklar ve yarı römorkların bu kavram içerisinde yer aldığı ifade edilmiştir.

CMR’nin uygulanabilmesi için aranan son şart, taşımanın konusunun yolcu değil eşya olmasıdır. CMR eşyanın tanımını yapmamış olmasına rağmen mad. 1/IV’te hangi taşımaları sözleşmenin kapsamının dışında tuttuğunu belirtmiştir. Buradan yola çıkarak, milletlerarası post anlaşmaları çerçevesinde gerçekleştirilen taşımalar4, cenaze taşımaları ve ev eşyası taşımaları sözleşmenin uygulama alanının dışarısında tutulmuşlardır.5

aa. Taşınan Eşyanın Kaybolması (Zıyâ hali)

Yerel hukuk normları uyarınca eşyanın ziyaı, taşıyıcının, taşınmak üzere kendisine verilen eşyayı hak sahibi olan gönderilene teslim edemeyecek bir durumda olması olarak kabul edilmekte ve tanımlamaktadır.6 Kayıp, yanma veya çalınma gibi fiilî nedenlerden kaynaklanabileceği gibi; eşyanın gümrükte el konulması ya da gönderilen dışında hak sahibi olmayan bir kişiye teslim edilmesi gibi hukukî sebeplere de dayanabilmektedir. CMR mad.17/1’e göre, taşınan eşyanın kaybolması kısmi kayıp ve tam kayıp şeklinde ortaya çıkabilir. Tam kayıp durumunda taşıyıcının sorumluluğu, eşyanın teslim edilememesi veya tamamen zayi olması üzerinden değerlendirilmektedir. Eşyanın zıyaı tamamında meydana geldiği gibi, eşyanın yalnızca belirli bir kısmında meydana gelmesi söz konusu olabilir. Kısmi zıyada, taşıma konusu eşyanın bir kısmı yok olmasına rağmen kalan kısımdan beklenen ekonomik fayda halen mevcuttur.7

bb. Taşınan Eşyanın Hasara Uğraması

Taşıma sözleşmesi bakımından hasar, taşıma faaliyeti sırasında eşyada meydana gelen ve onun ekonomik değerini düşüren kötüleşmedir.8 Taşıma konusu eşyanın paslanma, çizilme, kokma, ıslanma ya da kirlenme suretiyle değer kaybına uğraması, eşya üzerinde meydana gelebilecek hasar halleri arasında sayılabilir. Hasar ve kayıp kavramlarının ayrımına ilişkin bir kıstas getirmek gerekirse; hasar-kayıp ayrımı bakımından temel ölçüt, ‘meydana gelen maddi kötüleşmenin, geri döndürülebilir bir değer azalması şeklinde meydana........

© Hukuki Haber