menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ADLİ KONTROLDE GEÇEN SÜRENİN HESABINDA 2011 TARİHLİ YARGITAY CGK KARARININ HUKUKA AYKIRI TAHAKKÜMÜ

6 0
29.06.2026

Anayasa Mahkemesi, adli kontrol kurumunun uygulanmasında azami sürelerin hesaplanmasına ilişkin olarak 16/04/2026 tarihinde Resmî Gazete yayınlanan 16/12/2025 tarihli kararında Ceza Muhakemesi Kanunu madde 110/A maddesinin mahkemelerce farklı şekillerde yorumlanmasının önüne geçerek bir karar vermiştir.

AYM, söz konusu kararında açıkça CMK 110/A maddesinde belirtilen azami sürenin hesabının yapılmasında soruşturma ve kovuşturma evreleri arasında bir ayrım yapılmadığı gibi hüküm öncesi veya hüküm sonrası gibi bir ayrım yapılmadığı hususu çok net bir şekilde hüküm altına alınmıştır. Kararın ilgili kısmına göre;

“... Ağır Ceza Mahkemesinin kanun yolunda geçen sürelerin azami sürenin hesabına dâhil olmadığı yönündeki tespitin de değerlendirilmesi gerekir. Adli kontrolle ilgili azami süreler belirlenirken 5271 sayılı Kanun’da soruşturma ve kovuşturma evreleri arasında bir ayrım yapılmadığı gibi hüküm öncesi ve hüküm sonrası şeklinde bir ayrım da yapılmamıştır...” yönündedir.

Yine yukarıda künyesi verilen Anayasa Mahkemesi kararında, kanun yolunda hesaplanan sürelerin hesaplanmaması durumunun yalnızca tutuklama ile ilgili olduğu belirtildikten sonra bu durumun özgürlükten yoksun bırakma niteliğinde olmayan yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbiri için uygulanamayacağı ve bu itibarla kanun yolunda geçen sürelerin CMK 110/A maddesinde belirtilen azami sürelerin hesaplanmasına dahil edilmesi gerektiği çok net bir şekilde hüküm altına alınmıştır. Bu konudaki ilgili kısım ise;

“...Kanun yolunda geçen sürelerin azami sürenin hesaplanmasında dikkate alınmaması suç isnadına bağlı tutuklama ile ilgilidir. ... Mahkûmiyete bağlı tutma ile suç isnadına bağlı tutmanın nitelik farkından kaynaklanan bu tespitin özgürlükten yoksun bırakma niteliğinde dahi olmayan yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbiri için de geçerli olduğunu söylemek mümkün değildir. Bu nedenle hüküm verildikten sonra adli kontrol tedbirinde geçen sürenin de hesaba katılması gerekmektedir...” şeklindedir.

Fakat, bazı yerel mahkemelerce AYM’nin bu kararı kapsamında yapılan itirazların “Sanık ...... müdafiinin talebi ve dosyanın incelenmesinde dosyada ayrıntısı Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 12/04/2011 Tarihli, 2011/1-51 Esas ve 2011/42 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere kanun yolu aşamasında geçen sürelerin adli kontrol süresinden sayılamayacağı nazara alındığında sanık müdafiinin adli kontrol kararının kaldırılması talebinin reddine” şeklinde kararların verildiği görülmektedir.

Öncelikle bazı yerel mahkemelerin atıf yaptığı 2011 tarihli Yargıtay CGK kararı incelendiğinde o dönemki Yargıtay Ceza Genel Kurulu başkanı dahil 5 üyenin karşı oy kullanarak adli kontrol süresi hesaplanırken yasa yolundaki sürelerin de dikkate alınacağı yönünde karşı oy yazdıkları görülmektedir. Yani, bazı yerel mahkemelerce emsal gösterilen karar güncel olmamakla beraber kendi içinde de oy birliği ile alınmış bir........

© Hukuki Haber