7223 Sayılı Kanun ve AB Ürün Sorumluluğu Hukuku Işığında Gıda Hukukunda Sorumluluktan Kurtulma Halleri
Gıda üreticisinin hukuki sorumluluğu, 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu kapsamında kural olarak kusursuz sorumluluk esasına dayanmaktadır. Kanun’un 6. maddesine göre bir ürünün kişiye veya mala zarar vermesi hâlinde, bu ürünün imalatçısı veya ithalatçısı zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar görenin, uğradığı zararı ve uygunsuzluk ile zarar arasındaki nedensellik bağını ispat etmesi gerekir. Birden fazla imalatçı veya ithalatçının sorumlu olması hâlinde ise bunlar müteselsilen sorumlu tutulur.
Bununla birlikte ürün sorumluluğu, sınırsız ve mutlak bir sorumluluk rejimi değildir. Kanun koyucu, bir yandan zarar görenin korunmasını amaçlarken, diğer yandan üretici ve ithalatçının öngörülemez ve denetlenemez risklerden sınırsız biçimde sorumlu tutulmasını engellemek istemiştir. Bu nedenle 7223 sayılı Kanun’da hem sorumluluktan kurtulma halleri hem de sorumluluğun azaltılması veya kaldırılması sonucunu doğurabilecek bazı durumlar özel olarak düzenlenmiştir.
Gıda ürünleri bakımından bu denge daha da önemlidir. Zira gıda, insan sağlığını doğrudan etkileyen, çoğu zaman çok aşamalı üretim, depolama, taşıma ve satış süreçlerinden geçen; üretici, ithalatçı, dağıtıcı, satıcı ve nihai kullanıcı gibi birden fazla süjenin temas ettiği bir üründür. Bu nedenle gıda kaynaklı zararlarda zararın hangi aşamada ve kimin etki alanında ortaya çıktığının belirlenmesi, sorumluluğun sınırlarının çizilmesi bakımından belirleyici niteliktedir.
Öte yandan ürün sorumluluğu hukukunda yaşanan dönüşüm yalnızca ulusal düzenlemelerle sınırlı değildir. Avrupa Birliği’nde 23 Ekim 2024’de kabul edilen, 18 Kasım 2024’te AB Resmî Gazetesi’nde yayımlanan ve 8 Aralık 2024’te yürürlüğe giren ve (AB) 2024/2853 sayılı Yeni Ürün Sorumluluğu Direktifi, ürün sorumluluğu hukukunu günümüz teknolojik ve ekonomik koşullarına uyarlamayı amaçlayan önemli bir reform niteliğindedir. Söz konusu Direktif ile klasik ürün sorumluluğu anlayışı; dijitalleşen üretim süreçleri, bağlantılı sistemler, teknik karmaşıklık ve modern risk alanları dikkate alınarak yeniden şekillendirilmiştir. Her ne kadar Türk hukukunda doğrudan uygulanabilir olmasa da, özellikle 7223 sayılı Kanun’un yorumlanması bakımından yeni Direktif’in yaklaşımının dikkate alınması gerektiği açıktır.
Bu çalışmada, 7223 sayılı Kanun çerçevesinde gıda üreticisinin sorumluluktan kurtulma halleri incelenecek; konu, Avrupa Birliği ürün sorumluluğu hukukundaki güncel gelişmeler ışığında değerlendirilecektir.
SORUMLULUKTAN KURTULMA HALLERİ
7223 sayılı Kanun’un 21. maddesinde, iktisadi işletmeciyi sorumluluktan kurtaran halleri iki ayrı çerçevede düzenlemektedir. Maddenin birinci fıkrası (m. 21/I), uygunsuzluğu kendiliğinden giderip geri çağırma da dahil gerekli tedbirleri alan işletmecilerin bu Kanun’da düzenlenen idari yaptırımlardan kurtulacağını öngörmektedir.
Maddenin ikinci fıkrası (m. 21/II) ise imalatçı veya ithalatçının ileri sürebileceği üç kuruluş sebebini saymaktadır:
a. ürünü piyasaya bizzat arz etmeme,
b. uygunsuzluğun dağıtıcı, üçüncü kişi veya kullanıcıdan kaynaklanması ve
c. teknik düzenlemelere ya da zorunlu teknik kurallara uygun üretim.
Maddenin üçüncü fıkrasına (m. 21/III) göre ise imalatçı veya ithalatçı, ikinci fıkrada sayılan bu sebeplerden birini ispat ettiği takdirde Kanun’un 6. maddesinde öngörülen tazminat sorumluluğu da kalkar.
Bu çerçevede 21. madde, hem idari yaptırım hem de özel hukuk tazminatı boyutunda kapsamlı bir sorumluluktan kurtulma mekanizması öngörmektedir.
Burada dikkat edilmesi gereken ilk husus, kurtuluş sebeplerinin istisnai nitelikte olmasıdır. Ürün sorumluluğunun temel amacı, piyasaya arz edilen ürünlerden zarar gören kişilerin korunmasıdır. Bu nedenle imalatçı veya ithalatçının sorumluluktan kurtulabilmesi için yalnızca soyut bir iddiada bulunması yeterli değildir; ileri sürülen kurtuluş sebebinin somut olay bakımından açık, inandırıcı ve teknik olarak ortaya konulması gerekir.
1. Ürünün Piyasaya Üretici veya İthalatçı Tarafından Arz Edilmemiş Olması
İmalatçı veya ithalatçı, zarara sebep olan ürünü piyasaya kendisinin arz etmediğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilir. Ürün sorumluluğunun temelinde, ürünün ekonomik dolaşıma üretici veya ithalatçı tarafından sokulması olgusu yer almaktadır. Bu nedenle henüz üretim aşamasında bulunan, piyasaya sunulmamış veya üreticinin iradesi dışında dolaşıma sokulmuş bir ürün bakımından üreticinin sorumluluğundan söz edilmesi mümkün değildir.
Gıda ürünleri bakımından bu durum özellikle;
· üretim tesisinden izinsiz çıkarılan ürünler,
· piyasaya arz edilmeden önce imha edilmesi gereken partiler
· veya üreticinin kontrolü dışında dolaşıma giren ürünler
bakımından gündeme gelebilir.
Ancak üretici, bu savunmayı ileri sürerken ürünün kendi kontrol alanından nasıl çıktığını, piyasaya arz iradesinin bulunmadığını ve gerekli güvenlik/idari tedbirleri aldığını da ortaya koymalıdır. Aksi halde yalnızca ürünün “yetkisiz biçimde........
