menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

TAPU KAYDINDA DÜZELTME DAVASI (TMK 1027)

48 0
03.05.2026

TMK’nın 1024/2. maddesinde düzenlenen hallerde baştan itibaren yolsuz tescil söz konusu olup, bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan veya hukuki sebepten yoksun bulunan bu tür tescil yolsuzdur. Bu hallerde tescilin kurucu unsurlarında veya hukuki sebebinde bir sakatlık söz konusudur. Maddi hukuk bakımından gerçek hak sahipliğini yansıtmayan tapu sicili kayıtlarının, gerçek hak sahipliğini gösterecek şekilde düzeltilmesi gerekir. Bu düzeltme, tarafların anlaşması ile yapılabileceği gibi, TMK’nın 1025. Maddesine dayalı açılan bir sicilin düzeltilmesi davası ile de yapılabilir. TMK’nın 1025. maddesine dayalı olarak açılan düzeltme (tapu iptali ile tescil) davası, esasa ilişkin koşulların eksikliği nedeniyle gerçek hak durumunu göstermeyen tapu sicili işlemlerinin, gerçek hak durumuna uygun hale getirilmesi amaçlanır.

Ancak sicilin gerçek hak sahipliğini göstermesine rağmen sicilde bir takım yazım yanlışlıkları örneğin kayıt malikinin kimlik bilgilerinin yanlış yazılması söz konusu olabilir. Bu yazım yanlışlıklarının da tarafların anlaşmasıyla düzeltilebilmesi mümkün olduğu gibi tapu memurunca görevi gereği düzeltilmesi de mümkündür. Diğer bir yol ise, bir tapu sicili işleminin kurucu unsurları geçerli olmasına rağmen, tapu memuru tarafından belgelere aykırılık teşkil edecek bir biçimde tapu kütüğüne geçirilmesi halinde, yazım yanlışlıklarının TMK’nın 1027. maddesi gereğince dava yoluyla düzeltilmesi söz konusudur.

TMK’nın 1027/1. maddesine göre,

“İlgililerin yazılı rızaları olmadıkça, tapu memuru, tapu sicilindeki yanlışlığı ancak mahkeme kararıyla düzeltebilir.”

TMK’nın bu hükmü, yazımdaki bir yanlışlık veya tescil belgesine aykırılık hallerinde uygulanır. Amaç, belge ile tescil arasındaki uyumsuzluğun giderilmesidir. Taşınmazların, kadastro tespiti veya tapuya tescili esnasında hak sahiplerinin adı, soyadı, baba adı gibi Tapu Sicili Tüzüğü’nün 28. maddesinde belirtilen kimlik bilgilerinin düzeltilmesi de bu hükme göre açılacak kayıt düzeltme davaları ile olur. Ancak Tapu Sicil Tüzüğü’nde belirtilmeyen yani kütükte bulunması zorunlu olmayan bilgilerin düzeltilmesi istenemez. Öte yandan Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 09.10.2012 tarih ve 10345-11443 Esas ve Karar sayılı kararında belirtildiği üzere tapu maliki nüfusta kayıtlı değilse artık tapu kaydında düzeltme yapılamaz. Bu durumlarda çoğun içinde az da vardır kuralı gereği kayıt sahibi ile davacıların mirasbırakanın aynı kişi olduğunun tespitine hükmedilmelidir. Bu durumlarda tapu memurunun bir hatası varsa da bu hataya rağmen tapu sicili işlemleri asli unsurları itibariyle geçerlidir; ancak maddi hata dolayısıyla tapu sicilindeki kayıt resmi belgelere yani gerçek hak durumuna uygun değildir. Davanın amacı da sicile dayanak resmi belgelere uymayan ancak hakkın özünü de etkilemeyen yazım hatalarının düzeltilmesidir.

Bu dava açmadan önce Tapu Sicili Tüzüğü’nün 74. ve 75. maddeleri gereği idari yoldan düzeltmeyi sağlamaları için tapu idaresine başvurmaları koşuldur. Anayasa Mahkemesi’nce bu madde nedeniyle başvuru yapılmadan açılan davanın dava koşulu yerine getirilmediği gerekçesiyle reddinin adil yargılama hakkına aykırı olduğuna karar verilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Yargıtay 1. Hukuk Dairesi tüzüğün bu maddesi nedeniyle davanın reddedilmeyeceğine karar vermiştir.

Davaya çekişmesiz yargı usulüne göre bakılır.

“…Tapu Sicili Tüzüğünün ilgili maddeleri değerlendirilecek olursa, tapu kayıtlarında idarece düzeltilebilecek ad, soyad, baba adı, cinsiyet gibi basit kimlik bilgileri ve buna benzer adi yazım hatalarının TMK’nın 1027. maddesi çerçevesinde çok sayıda davaya konu edildiği gözetilerek, Tüzüğün 75. maddesinde bu gibi taleplerin mahkemeye taşınmadan idari yoldan daha kolay ve hızlı şekilde düzeltilmesi imkânı tanınmıştır. Ne var ki, uygulamada bu düzeltim yolları tapu müdürlükleri tarafından yeterince işletilmeyerek, başvuruda bulunan kişiler çoğunlukla dava açmaya yöneltilerek gereksiz zaman kaybına yol açıldığı gibi Tüzüğün 75. maddesinin 4. fıkrasında düzenlenen tapu müdürlüğüne başvuru zorunluluğunun TMK’nın 1027. maddesine göre açılacak davalar bakımından bir dava şartı niteliğinde olduğunu söyleme imkânı da bulunmamaktadır. Zira bu husus mahkemeye erişim hakkı ile ilgili olup; esas olan da mahkemeye erişim hakkının teoride kalmayıp, bireylerin bu hakkını etkili bir şekilde kullanabilmeleridir…

Bu nedenle Tapu Sicil Tüzüğünün 75/4. maddesindeki tapu müdürlüğüne başvuru zorunluluğu ve buna bağlı olarak idari itiraz sürecinin tamamlanmadığından bahisle davanın usulden reddine karar verilmesi mümkün değildir…”[1]

“...Dava, tapu kayıt maliki ile davacının aynı kişi olduğunun tespiti ile kayıt malikinin isminin düzeltilmesi istemine ilişkindir...

Uyuşmazlık; dava konusu taşınmazın tapu kaydının yolsuz tescile dayalı olup olmadığı ve kayıtta isim düzeltilmesi talebinde bulunulup bulunulamayacağı noktalarında toplanmaktadır.

Somut olayda; Türk asıllı Yunanistan vatandaşı davacının sahte isimle vekaletname........

© Hukuki Haber