İŞ HUKUKUNDA DİSİPLİN YAPTIRIMI OLARAK ÜCRET KESME CEZASI
İşçinin, işyerinde uygulanan disiplin kurallarını veya kanundan kaynaklanan yükümlülüklerini ihlal etmesi hâlinde, işveren yönetim hakkı çerçevesinde ihlalin niteliği ve ağırlığını değerlendirerek çeşitli yaptırımlar uygulayabilir. Bu kapsamda iş sözleşmesini haklı veya geçerli nedenle feshedebileceği gibi, uyarı, kınama, ücret kesme ya da kademe/derece ilerlemesinin durdurulması gibi disiplin cezalarına da başvurması mümkündür.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, bu çalışmanın inceleme konusu, işveren tarafından disiplin yaptırımı niteliğinde uygulanan ücret kesme cezası ile sınırlıdır. Bu kapsamda yalnızca 4857 sayılı İş Kanunu'nun 38. maddesi çerçevesinde, işçinin disiplin kurallarına aykırı davranışı nedeniyle uygulanan ücret kesme cezasının hukuki niteliği, uygulanma şartları ve sınırları ele alınacaktır. Dolayısıyla, işçinin kusurlu davranışı sonucunda işverene maddi zarar vermesi nedeniyle doğan tazmin sorumluluğu kapsamında ücretinden yapılabilecek kesintiler, bu çalışmanın kapsamı dışında bırakılmıştır. Zira disiplin cezası niteliğindeki ücret kesintisi ile işçinin verdiği zararın tazmini amacıyla yapılan ücret kesintileri farklı hukuki sebeplere dayanmakta olup, uygulanma şartları ve sonuçları bakımından birbirinden ayrılmaktadır. Bu nedenle, aşağıdaki açıklamalar yalnızca disiplin yaptırımı olarak uygulanan ücret kesme cezasına ilişkin değerlendirmeleri içermektedir.
Ancak kısaca bahsetmekte fayda görmekle birlikte, genel hükümler çerçevesinde, işçinin ücretinden kesinti yapılması için işçinin muvafakatinin alınması veya bir mahkeme kararının bulunması gerekmektedir. Örneğin, kasa personeli olarak çalışan bir işçinin, çıkan kasa açığı sebebiyle ücretinden kesinti yapılabilmesi için işçinin muvafakat vermesi veya bir mahkeme kararının bulunması gerekmektedir. Ancak işveren tarafından toplu iş sözleşmesi, bireysel iş sözleşmesi veya iç yönetmeliklerdeki düzenlemelere istinaden verilecek disiplin amacıyla ücret kesme cezası bakımından işçinin muvafakatine veya bir mahkeme kararına ihtiyaç bulunmamaktadır.[1]
4857 sayılı İş Kanunu'nda disiplin yaptırımlarına ilişkin genel nitelikte bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bunun tek istisnasını, Kanun'un 38. maddesinde hüküm altına alınan ücret kesme cezası oluşturmaktadır. Diğer disiplin yaptırımlarından farklı olarak ücret kesme cezasının kanuni dayanağa bağlanmasının temel nedeni, bu yaptırımın işçinin ücret alacağına doğrudan müdahale etmesidir. İşçinin ekonomik haklarını etkileyen bu yaptırımın keyfî şekilde uygulanmasını önlemek amacıyla kanun koyucu, ücret kesme cezasının uygulanma şartlarını, kapsamını ve usulünü ayrıntılı biçimde düzenleyerek işçiyi koruyucu güvenceler öngörmüştür.
Ücret kesme cezasına ilişkin usul ve esaslar 4857 sayılı İş Kanunu'nun 38. maddesinde düzenlenmiştir. İlgili madde aynen; "İşveren toplu sözleşme veya iş sözleşmelerinde gösterilmiş olan sebepler dışında işçiye ücret kesme cezası veremez. İşçi ücretlerinden ceza olarak yapılacak kesintilerin işçiye derhal sebepleriyle beraber bildirilmesi gerekir. İşçi ücretlerinden bu yolda yapılacak kesintiler bir ayda iki gündelikten veya parça başına yahut yapılan iş miktarına göre verilen ücretlerde işçinin iki günlük kazancından fazla olamaz." şeklindedir.
Görüldüğü üzere kanun koyucu, ücret kesme cezasının uygulanabilmesini belirli koşullara bağlamış; bu yaptırımın yalnızca iş veya toplu iş sözleşmesinde öngörülen hâllerde uygulanabileceğini, cezanın gerekçesinin gecikmeksizin işçiye bildirilmesi........
