Kutadgu Bilig’de Âdâb-ı Muâşeret
Kutadgu Bilig aslında Türkler için yeni bir İslam medeniyetin kapılarını aralayan kurucu, kök metinlerden biri hatta ilkidir. Kutadgu Bilig’de her kesimden insanın, her aşamada istifadesine sunulmuş olan nasihatname (öğütname) niteliğinde kimi tavsiyeler vardır. Bunların tamamı aslında insana mutlu olmanın kapılarını aralar. Bunlardan bazıları genel olarak âdab-ı muaşeret olarak kültürümüzde yer alan görgü kurallarıdır. Bu kurallardan bazıları ise şunlardır:
Hükümdar Gündoğdu: Aydoldu, konuş; niçin susuyorsun, sana ne oldu? dedi.
Aydoldu cevap verdi: Ey beylerbeyi, bir bilge kişi ne demiş: "Sana sorulmadan söz söyleme!" Biri ihtiyaç duyup da bir adamı çağıracak olursa, söze başlama sırası, çağıran adama düşer. Kendine sorulmadan söze başlamamalıdır. Yine şunu bil ki, kendine sorulmadan beylerin huzurunda konuşan adama ya deli ya da ahmak denir. Kırmızı dil ömür kısaltır. (KB: 957-967. beyit / Çağbayır, 2018: 75)
Hükümdarın Aydoldu’ya suali: Söz, ne zaman çok sayılır, ne zaman az?
Aydoldu’nun cevabı: Fazla söz sormadan söylenen ve gönlü daraltan sözdür. Az söz, sorulduğunda bir ihtiyacı karşılayacak kadar söylenen sözdür. (KB: 1005-1006. beyitler / Çağbayır, 2018: 77)
Hükümdar tekrar sordu: Sözün doğrusunu kimden dinlemeli ve sözü kime söylemeli?
Aydoldu cevap verdi: Bana bilge kişinin söylediğine göre, çok iyi dinlemeli, fakat birer birer ve azar azar konuşmalıdır. Çok konuşmakla........
