"Popüler" çocuk yayınlarıyla geleceğimiz ve kültürümüz nereye gidiyor?
Bugün köşemi çok önemli bir konuda ,olduğu gibi hocam, hocaların hocası Prof. Dr. Nuray Senemoğlu’na bırakıyorum.
“Millet, dil, kültür ve ülkü birliği ile birbirine bağlı vatandaşlardan meydana gelir. Türk dili, Türk milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü, Türk milleti geçirdiği nihayetsiz felâketler içinde ahlâkını, ananelerini, hatıralarını, menfaatlerini, kısacası bugün kendi milliyetini yapan şeyin dili sayesinde muhafaza olduğunu görüyor. Türk dili, Türk milletinin kalbidir, zihnidir."
Mustafa Kemal Atatürk
Dil; düşünmenin, duygunun, duyarlığın bir yansımasıdır; düşünmeyi, duyguyu, duyarlığı besleyen, geliştiren de bir güçtür. Dil, kültürün bir öğesidir; aynı zamanda yazında, konuşmada, medyada kullanılan dilin niteliğine göre bir ulusun dili, kültürün gelişmesini sağlar ya da sınırlandırır. Dil, bir ulusu ulus yapan öğelerden biridir ve ulusun uygarlık düzeyinin de bir ölçüsüdür; diğer bir deyişle, dil bir ulusun dünya uygarlığına yaptığı katkının göstergesidir. Atatürk ölüm döşeğindeyken bile etrafındaki arkadaşlarından çağdaş uygarlığın bir üyesi olabilmek için Türkçeyi bir kültür dili olarak geliştirmeyi sürdürmelerini istemiştir: “Bakınız arkadaşlar, belki ben çok yaşamam; ancak siz ölene değin Türk gençliğini yetiştirecek ve Türkçenin bir kültür dili olarak gelişmesini sürdürmesi yolunda çalışacaksınız; çünkü Türkiye ile Türklük, uygarlığa ancak bu yolla kavuşabilir.”
Atamızın ifade ettiği gibi üst düzey düşünmeyi ve ürünlerini yansıtan bir kültür ve onun dili, bir ulusu hür, bağımsız, onurlu, uygarlık düzeyi yüksek bir ulus yapar; üst düzey düşünme becerilerinden ve ürünlerinden yoksun bir kültür ve onun dili ise diğer ulusların ve dillerinin boyunduruğu altında kalmaktan kurtulamaz. Atamız 1930’da yaptığı bir konuşmada;
“Milli duygu ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması, milli duygunun gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir, yeter ki bu dil bilinçle işlensin. Ülkesinin yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır. ……Türk dili zengin ve geniş bir dildir. Her kavramı ifade kabiliyeti vardır. Yalnız onun bütün varlıklarını aramak, bulmak, toplamak ve onlar üzerinde çalışmak lazımdır.” demiştir.
Ayrıca, Sevgili Atamız çeşitli konuşmalarında gerek yazılı gerekse konuşma dilinin sadeleştirilmesinde, zenginleştirilmesinde, estetik özelliklerinin korunması ve geliştirilmesinde bütün devlet kurumlarının kendi üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirmesinin önemini vurgulamış; bu amaçla her tür yayın organından yararlanmak gereğini de ifade etmiştir:
“Türk dilinin kendi benliğine, aslında güzellik ve zenginliğe kavuşması için, bütün devlet teşkilatımızın dikkatli, ilgili olmasını isteriz” (1932).
“Türk dilinin sadeleştirilmesi, zenginleştirilmesi ve kamuoyuna bunların benimsetilmesi için her yayın vasıtasından faydalanmalıyız. Her aydın hangi konuda olursa olsun yazarken buna dikkat edebilmeli, konuşma dilimizi ise ahenkli, güzel bir hale getirmeliyiz” (1938).
Bu amaçla kurulan Türk Tarih ve Türk Dil Kurumlarının, Halkevlerinin Türk dilinin yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarılmasında, Türkçenin bilim dili olarak geliştirilmesinde, yalın, basit özgün halk dilinin yazın ve konuşma dili olarak geliştirilmesinde önemli katkıları olmuştur. Hasan Ali Yücel, Atatürk’ü iyi anlayıp yorumlayan kişilerden biri olarak Türkiye’nin, Türk Kültürünün çağdaş uygarlık düzeyinin üzerine çıkmasında Türk Dilinin araştırılması, geliştirilmesi çalışmalarının önemini görmüş, benimsemiş ve Türkçenin bilim, sanat, eğitim dili haline gelmesi için birçok çalışmaya öncülük etmiştir. Ona göre Dil Devrimi, gerçekten bir düşünme ve anlayış devrimidir. Hasan Ali Yücel, 10 Ağustos 1942 Yılında “Dördüncü Dil Kurultayı”nı açarken yaptığı konuşmasında Dil Devrimine ilişkin aldığımız yolu şöyle ifadelendirmiştir:
On yıl içinde, dilimizin yapısı ve doğuşu üzerindeki araştırmalar ve bilim denemeleri azımsanmayacak bir önemdedir. Yıllardan beri bütün bu denemelerin ve çalışmaların çizdiği iz, iniş çıkışları ne olursa olsun, Türk dilinde yabancı kuralların yaşamasına son vermis, ilkokul çocuklarımızdan bilim adamlarımıza kadar........
