menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mafya babası için Cemevi’nde mevlid okunur mu?

34 0
19.04.2026

Alevilik’teki Rızalığın, bir mafya lideriyle (Mehmet Kaplankıran-Kürt Mehmet) vedalaşma törenine dönüştürülerek kurban edildiğine tanıklık ediyoruz. Oysa Rızalık toplumsal adaletin, vicdanın ve ikrarın sarsılmaz orta direğidir. O direk kırıldığında Yol sahipsiz kalır. Berlin Alevi Toplumu Cemevi’nde (BAT) gerçekleşen ve yeraltı dünyasının normlarını inanç merkezine taşıyan o tören, sadece bir ‘hizmet hatası’ olamaz. Bu, bin yıldır ilmek ilmek örülen bir inanç dokusunu, Anadolu irfanını korumakla görevli kurumsal irade eliyle tahrip edilmesidir.

Berlin Alevi Toplumu’nun inançsal rehberliği, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Kuzey Bölge İnanç Kurulu’na emanet edilmiştir. Ancak "Yol"un belkemiği olan Rızalık ilkesi, toplumun gözü önünde bu yapının eğip bükmesi, o makamın meşruiyetinin sorgulanmasına neden olmuştur.

Bu Mevlid’e izin verenlere sormak istiyorum: Alevi İnanç Kurulları Yol’un koruyucusu mu, yoksa mevcut bozuk düzeni onaylama kurulu mu?

İnanç Kurulu, Berlin Cemevi’nde yürütülen bu "mevlit görünümlü" ‘erkan’ın Yol’a uygunluğuna dair bir onay vermiş midir? Eğer verildiyse, Rızalık terazisi neye göre kurulmuştur? Ayrıca açılama yapmak yerine neden sessizliği tercih etmiştir?

Derviş İsmail Canbaz ve ekibi, bu sessizliği "temkin" olarak nitelendiremez. Alevilik’te hakikat, ertelenemez bir borçtur. Bir inanç kurulu, erkanın özü zedelendiğinde konuşmayacaksa, hangi "hizmet" için oradadır?

Almanya Kuzey Bölge İnanç Kurulu, en temel görevi olan "Yol ve Erkan Denetçiliği" özelliğini yitirmiş görünmektedir. Bir Cemevi’nde verilecek hayır lokmasının, birinin cenazesinin, erkanla kaldırılıp kaldırılamayacağı inanç kurulunun bilgisinden bağımsız olamaz. Eğer kurulun bilgisi varsa, bu bir "itikat kırılmasıdır." Eğer bilgisi yoksa bu da bir "yönetim zafiyettir."

Rızalık ilkesinin ihlali, Aleviliğe yapılacak en büyük kötülüktür. Berlin’deki uygulama, Cemevi yöneticilerinin ve inanç önderlerinin eliyle bir inanç sistemine "yeraltı dünyası" normlarının sızdırılmasıdır.

Yazar EA Kızıldeli’nin Rızalık ihlali konusunda sosyal medyadaki "Rızalık Yoksa Yol Yoktur" başlıklı paylaşımında tepkisini şöyle dile getirmiştir:

"Değerli Canlar,Günlerdir susmayı tercih ettim. ‘Belki bir açıklama gelir, belki Yol’un sorumluluğunu taşıyanlar çıkar konuşur’ dedim. Ama gördüm ki suskunluk büyüyor, konu örtülmeye çalışılıyor, kavramlar bilinçli şekilde yer değiştiriyor. Bu yüzden artık açık ve net konuşuyorum:Bu mesele bir cenaze meselesi değildir; bu mesele doğrudan Alevi Yolu’nun Rızalık ilkesinin çiğnenmesidir.Rızalık nedir diye yeniden hatırlatmak zorunda kalmak bile başlı başına bir kırılmadır. Çünkü Rızalık, bu Yol’un süsü değil, özüdür. Rızalık, bir insanın yaşamına kefil olmaktır. Rızalık, “ben buna şahidim” demektir. Rızalık, vicdanın mühür vurmasıdır.Şimdi ben soruyorum:Topluma zarar verdiği bilinen, zulümle, haksızlıkla, suçla anılan birine nasıl Rızalık verilir?Kim adına verilir bu Rızalık?Toplum adına mı? Vicdan adına mı? Yoksa sadece “yapılmış olsun” diye mi?Bunun adı Rızalık değildir.Bunun adı, Alevi Yolu’nun en temel ilkesini yok saymaktır.Bazı çevreler meseleyi “ölenin arkasından konuşulmaz” diyerek geçiştirmeye çalışıyor. Bu söz ne Aleviliğin ilkesidir, ne de hakikatin ölçüsüdür. Alevilik’te esas olan hakikattir. Hakikat ise ölümle ortadan kalkmaz. Kul hakkı mezara girmez.Eğer bir insanın yaşamı ortadaysa, yaptıkları biliniyorsa ve buna rağmen “helal olsun, razıyım” deniyorsa, bu sadece bir söz değildir.Bu, mazluma sırt çevirmektir. Bu, hakikati inkâr etmektir.Bir diğer vahim durum ise şudur:Mevlid ile 40 Erkanı’nın bilinçli şekilde yer değiştirilmesi ve bunun toplumun önüne farklı bir gerçeklik gibi sunulmasıdır.Herkes biliyor ki mesele başta bir mevlid tartışmasıydı. Ama ne oldu? Bir anda konu “40 Erkanı yapıldı” denilerek başka bir yere çekildi. Gerçek değiştirilemeyince adı değiştirildi.Bu, basit bir hata değildir.Bu, iç asimilasyonun en sinsi biçimidir.Aleviliğe ait olmayan bir ritüeli, Aleviliğin içindenmiş gibi göstermek; kavramları eğip bükmek; toplumu buna alıştırmak… İşte asimilasyon tam olarak budur. Dışarıdan gelen baskıdan daha tehlikelidir. Çünkü içeriden, fark ettirmeden, alıştıra........

© HalkTV