Her Yerde Hazır ve Nazır: Bozatlı Hızır
Anadolu Aleviliği'nde Hızır kültü, İslamiyet öncesi Mezopotamya ve Anadolu medeniyetlerinden süzülüp gelen kadim geleneklerin, İslam’ın batıni (gizli) özüyle birleşmiş halidir. Bu inanç, hem derin bir tarihsel kökene hem de bugün hala yaşayan çok renkli ritüellerde hayat bulmaktadır. Batıni felsefi Anadolu Alevi geleneğinde bu duygu, doğanın kutsallığı ve yaşamla olan bağı açısından çok derin anlamlar taşır.İnanışa göre Hızır, karada darda kalanların yardımcısıdır; yeşili, bitki örtüsünü ve toprağın bereketini temsil eder. O, ölümsüzlük suyu olarak bilinen Ab-ı Hayat’tan içerek ölümsüzlüğe ulaşmış bir kutsal varlıktır.
Anadolu Aleviliği'nde Hızır, sadece tarihsel bir figür veya mitolojik bir kişilik değildir. O, darda kalanın yardımına koşan, haksızın yakasına yapışan, umudu simgeleyen ve yüce olanın yeryüzüne yansıması olarak kabul edilen canlı bir varoluştur. Hızır inancı, toplumsal dayanışmadan bireysel ahlaka kadar geniş bir alanı etkileyen mutlak bir güçtür.
Alevilik’te "Hızır her yerdedir. Çağrıldığı yerde hazır ve nazırdır." inancı, her insanın bir başkasına "Hızır olabileceği" fikrinin ürünüdür. "Her geleni Hızır bil ki Ali’ye Selman olasın" düsturu, misafirperverliği, dayanışmayı ve yardımlaşmayı sıradan bir iyilikten çıkarıp kutsal bir göreve dönüştürür. Hızır dil, din, ırk veya mezhep sormadan darda-zorda kalanın carına yetişendir. Bu, insanlığın evrensel barış içinde yaşaması için gereken koşulsuz bir sevgi mesajıdır.
***Anadolu Aleviliği'nin en derin katmanlarından biri, Şah-ı Merdan Ali ve Hızır’ın aynı ‘kutsal Nur’un’ farklı belirmeleri olarak kabul edilmesidir. Alevi deyişlerinde ve gülbanklarında bu iki kutsal varlık sıklıkla bir tutulur:
"Zulmet deryasını nur edip gelen, Hızır İlyas Şah-ı Merdan Ali’dir."
Bu inanca göre, darda-zorda kalana yetişen el hem Hızır’ın elidir hem de Şah-ı Merdan Ali’nin manevi eli olan "Pençe-i Ali Aba"dır. Hz. Ali "İlim şehrinin kapısı", Hızır ise "ledün ilmi"nin (gizli kutsal bilgi) sahibidir.........
