Beşiktaş'ın gazisi Metin Keçeli içimizi yaktı da gitti: Nasıl derim öldüğünü efsaneler ölmez ki! 27 Eylül 2026
Metin abiyi (Keçeli) ilk tanıdığımda genç bir gazeteciydim ben. Ya da gazeteci adayı mı demeliyim!20'li yaşların başındaydım daha.Süleyman abinin (Seba) başkanlığının ilk yıllarıydı.Aradan neredeyse 40 yıl geçmiş. Belki de daha fazla!O yıllarda başlayan ağabey-kardeşlik ilişkimiz hiç bozulmadı, sarsılmadı.
Yöneticiliğinden sonra Bodrum'da yaşamaya başladı ama hep bir telefon kadar yakındı bana.Nuramasını çevirip de aradığımda, "N'aber Gürel" diye sesini duyduğumda sevinir, sağlık haberini alınca da mutlu olurdum.Yaz aylarında Faik abi de (Gürses) eşi Gülen ablayla birlikte Bodrum'da olurdu. Altlı üstlü oturdukları için yalnız olmadığını düşünür, meraklanmazdım.Ama son yıllarda kış aylarında yalnız olduğundan meraklanırdım. "Acaba nasıl? Sağlığı yerinde mi?" diye endişe eder, haftada en az 2 kez arardım.Yaz başında Bilal abiyle (Meşe) Bodrum'a çağırdı bizi. "Gelin, bir kaç gün kalırsınız. Eski günleri anarız" demişti. Maalesef gidemedik. Hayat şartları, en sevdiğiniz insanla bile kavuşturmuyor maalesef sizi.Son olarak 2-3 gün önce aradım. Sesi kötü gelmişti bana. Yine "N'aber Gürel" diye açmıştı telefonu. "Abi sesin neden böyle? Bir şey mi var yoksa, rahatsız mısın?" diye sorunca da;"Merak etme Gürel" dedi; "Tekirdağ'dayım şimdi. Bir işim var. Halledip, İstanbul'a geleceğim. Reflü var ya bende. Sesim onun için öyle. Bilal'in (Meşe) damadına (Doktor) gideceğim. Yoksa iyiyim. İstanbul'a gelince ararım seni de görüşürüz!"Ne yazık ki son konuşmamızmış bu!Bu konuşmadan 2-3 gün sonra acı haberi aldım. Metin abiyi kaybetmiştik. Meğer rahatsızmış da söylememiş bana. Hayatımda hiç duymak istemediğim sözler döküldü dilimden:"Metin Keçeli öldü ha!"Sonra kendimi toparlamaya çalıştım."Nasıl derim ki öldü diye. Efsaneler ölmez ki!"
BEŞİKTAŞ VE DOSTLARI İÇİN VARINI YOĞUNU VEREN ADAM
Metin abi Beşiktaş için varını yoğunu verdi yöneticiliği döneminde. Öncesinde de sonrasında da.Derlerdi ki mesela eskiden, "Metin eve gelince tapuları saklayın" derlermiş; çünkü Beşiktaş'ın ihtiyacı olduğunda gözü mal mülk görmezmiş!Dostluğa da önem verirdi çok. Çok insanın zor anında yanında oldu her şeyiyle.İstanbul'a zaman zaman geldiğinde çok sevdiği Levent Tenis Kulübü'nde buluşurduk. İki kadeh rakı, iki meze, bol sohbet eşliğinde.
Dediğim gibi; dostluğa önem verirdi. Doyumsuzdu sohbeti. Hele de konu Beşiktaş olursa.Beşiktaş'ın ayaklı tarihi gibiydi. Süleyman Seba döneminin yakın tanığıydı zaten. Yine o dönemleri yaşayanlarla buluşmalarda zamanın nasıl geçtiğini anlamaz, ben de bildiğim kadarıyla katkıda bulunmaya çalışırdım.
BEŞİKTAŞ'IN GAZİSİ METİN KEÇELİ
Sene 1987. Beşiktaş'a tarihi başarılarını yaşatacak olan Gordon Milne'nin ilk sezonu öncesi. Milne imzayı attıktan sonra İngiltere'ye dönmüş, Beşiktaş ise ilk kamp için Abant'a gitmişti. Oradan da Bartın'a geçecekti, o kampa Gordon Milne de gelecekti.Abant'ta ben de vardım; muhabir olarak. 24 yaşındaydım. Demek ki gençliğimde de şimdiki gibi erken kalkıyormuşum. Sabahtan uyandım, kendimi dışarı attım. Kahvaltı öncesi hazır futbolcular da odalarındayken yürüyüş yapayım dedim.Otelden biraz uzaklaşınca Şan abiyle (Ökten) karşılaştım. Süleyman abinin en güvendiği yöneticisiydi, kampta da kafile başkanı. Birlikte yürüyüp, lafladık. Sonra bana "Hadi gel kahvaltıyı birlikte yapalım" dedi, otele döndük.Kahvaltı yaparken kapı açıldı, içeriye Metin abiyle (Keçeli) Ergun abi (Gökalp) girdi. Süleyman abi onları Bartın'da kamp yapılacak yeri incelemeye göndermiş. "Gidin bakın, bize uygun mu, şartlar nasıl, sahaya iyi mi?" diye. Onlar da giderken Abant'a uğramışlar. Oradan devam edecekler.Gerisini Metin abinin ağzından aktarıyorum. Süleyman Seba Eski Dostlar Anılar kitabından:
Miloş Milutoniviç'ten sonra Süleyman abi o dönemin enlü teknik adamlarından İngiliz Don Howe'u takımın başına getirmeyi çok istedi. Adam geldi, görüştüler de ama olmadı. Yerine bir başka İngiliz Gordon Milne geldi. Kulüpte tanıştık, imzayı da attı ve ülkesine gitti. Bir süre sonra geri dönecekti. Takımın da sezon başı kamp planı yapılmıştı. Önce........
