menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mutlak butlanın öteki yüzü: Sermaye ne söylüyor, aslında ne istiyor? 2 Haziran 2026

72 0
02.06.2026

CHP’ye ‘mutlak butlan’ salınmasının ardından herkesin gözünün CHP Genel Merkezi ve Güvenpark’taki büyük kapışmaya kilitlendiği gün, bambaşka bir yerde, önemli bir isim, hayati şeyler söylüyordu.

Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç, “Artık gücün kadar konuş dönemi açıldı” diyordu.

Kastettiği neydi? Bunun CHP’nin başına gelenlerle bir ilgisi var mıydı?

Gazete Oksijen Koç Holding’in 100. yılı dolayısıyla özel sayı hazırladı. Rahmi Koç ile de bir röportaj yapıldı. Upuzun konuşmanın kalbinin attığı asıl bölüm ise yalnızca bir paragraftan ibaretti:

“Dünyada müthiş bir değişim, müthiş bir ilerleme var. Kartlar yeniden karılıyor. Dünyada da gücün varsa sesin çıkıyor, gücün yoksa sesin çıkmıyor. Değişim çok enteresan. Her ülkenin eline yeni kartlar veriliyor. Ona göre oyunu oynamanız gerekiyor. Türkiye’nin gücü; üç tarafı deniz, stratejik konumumuz kuvvetli, dört mevsimimiz var, mümbit toprağımız var, genç nüfusumuz var. Önümüzdeki yıllarda tüm gücümüzü kullanmamız lazım. Bu ‘gücün kadar konuş’ dönemi.”

Rahmi Koç, Türkiye’nin uzun kriz dönemlerinin ardından gelen siyasi dönüşümleri berrak ifade etme becerisine sahip birisidir. Formülasyonu son derece basit bir mantığa dayanır: İçerisi, eninde sonunda dışarıya uyum sağlamalıdır. İstikrarın yolu budur!

2001 krizinin ardından uygulanan Kemal Derviş programını tarif ederken, “Türkiye güverte temizliği yapıyor” demişti. Çete-mafya-devlet ilişkileri dahil tüm bir 90’ların süreklileşmiş kriz halinin ardından başlayan yeni siyasi ve iktisadi dönemi mükemmel tarif etmişti.

2002 seçiminde siyasetin ana aksını oluşturan partiler tarihe gömdüğünde de Winston Churchill'e atfen şu cümleyi kurmuştu: “En iyisi akıllı bir diktatör. Ama, bu devirde mümkün değil. İkinci en iyi ise başkanlık sistemi.”

Lakin AKP ile kıyılan 10 yıllık ‘neoliberal nikah’, 2010’lardan itibaren bozuldu. TÜSİAD, Batı’da faizlerin artmaya başladığına dikkat çekip tedbir talep ederken, Erdoğan, Merkez Bankası Başkanı’nı hedef alarak faize girişiyordu.

İçerideki gerçekliğin dışarıdaki gerçekliğe uyması isteniyor, Erdoğan ise bu ikisi arasındaki çelişkide yıllarca sürecek bir iktidar fırsatı görüyordu. Erdoğan’ın “Taraf olmayan bertaraf olur” sözleriyle çektiği kılıca karşı ilk savunma kalkanını,........

© HalkTV