menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İran: Tarih Nasıl Yazılacak?

95 0
10.01.2026

Bugünlerde hangi konuya eğilsem, elimden tutup beni geçmişe götürüyor. İran gibi!

1970’lerin başında babamın görevi gereği bulunduğu İran’da, ben de aylarca bizden çok farklı bir kültürü deneyimleme fırsatı bulmuştum.

İran deyince aklıma il gelen, distopik bir görüntü. Televizyonda canlı yayınlanan bir basketbol maçı sırasında denk gelmişti.

Maç öncesi bir görevli kendinden büyük bir Şah portresiyle çıkageldi. Tribünlerdeki seyirciler ayakta alkışlarken salonun her köşesini gezdirdi. Maç ondan sonra başladı.

Şah hayatın her yerinde ve anındaydı zaten. Mesela taksilerde, içinde veya tepesinde bir fotoğrafı olurdu. Hele evlerde.. Daha girişte sizi, bazen gerçek boyutta Pehlevi ailesinin resmi karşılardı.
Neredeyse dini bir itikat gibiydi. Ama o sıralar henüz yüzeye çıkmış olmasa bile homurtular duyuluyor.. Dipten gelen dalga hissediliyordu.

Humeyni sonrası maalesef akıbetlerini öğrenemediğim TUDEH’li komünist dostlar anlatıyordu Pehlevi rejiminin zulmünü.

Yarına çıkıp çıkamayacaklarını bilmeden “mollalarla omuz omuza” o zulme direniyorlardı.

Her akşam evlerin çatılarına çıkıp sadece “Allahüekber” diye bağırarak kurdukları bağ, Humeyni’nin gelişinden bir hafta sonra koptu. Bilemesem de tahmin ediyorum ki TUDEH’li dostlarım kendilerini işkencesiyle ünlü Evin Cezaevi’nde buldu.

Politikayla ilgisi olmayan dostlarımız ise, önce mallarını yavaş yavaş elden çıkartmışlar.. Bir yıl kadar sonra da küçücük çocuklarıyla dağları aşarak Türkiye’ye sığınmışlardı.

*. *. *

Aslında İran, Humeyni’den çok önce kaybetmişti.

Şah’a ya da sonrasında şeriatçı rejime karşı direnişte kazanabileceği zafer.. Tarihindeki en büyük hamle, ne yazık ki en derin kırılma ile sonuçlanmıştı.

Yıllar boyunca İngiliz ve Amerikan şirketlerine teslim edilen petrol, sadece İran değil, bölgedeki herkesin zihninde yer etmiş Musaddık tarafından millileştirilmişti.

Batı önce Musaddık’ın kovulmasını sağladı.. Sonra petrole yeniden el koydu.

Şah kuklalarından biriydi artık.

Sürgünde anılarını yazan Farah Pehlevi şöyle diyordu: “Bizi hep kuzeyden gelecek komünistlerle korkuttular. O sırada mollalar altımızı oyuyormuş ama........

© HalkTV