menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İffetli kızlarımız ile şerefli oğullarımıza açık mektup…

160 0
19.07.2026

“Zoruma gitse bile katlanmalıyım. İşim, başarı ve bağımsızlığımın kaynağı ve ben kimseye muhtaç olmamalıyım…” Bu sözler yabancı bir erkeğin kaba, nobran ve incitici tavırlarına katlanan kadınların kendilerince makul bir gerekçesi…

Kimi kadınlar eşlerinin kavvamlığını kabul etmeyip onlara itaat etmeyi aşağılayıcı buluyorken; başka erkeklerin emirlerine saygı duyup, onlardan izin almaktan gocunmuyorlar. “Giyimime karışamazsın” diye eşlerine kafa tutuyorlar ama işyerinde nasıl giyineceklerini dikte eden yöneticilerin talimatlarına, eşlerinin şerefini ayaklar altına alan giyim tarzına rağmen harfiyen uyuyorlar.

Dolayısıyla bizatihi farz olan ilahi hükümler reddediliyor ve hayırlı olan hayırsız olanla değiştiriliyor. Bir tarafta ilahi hak ve sorumluk, diğer tarafta kapitalist sistemin ışıltılı modellerle süslediği yaşam tarzı var. Kapitalist sistemin süslü dünyası parlatılırken, karşılıklı hak ve sorumluluk olgusu karalanıyor.

Kadın ile erkek arasındaki terazi adalet değil eşitlik ölçütüne göre ayarlanmış. Kutsallaştırılan kadın için patron velinimet olurken; eşi ona ayak bağı, külfet olarak görülüyor. Bireysel yaşam yüceltilirken, aile kurumu hafife alınıyor. Ailenin uğruna kurulduğu iman, uhrevi anlam ve değerler küçümseniyor. Allah’ın emri olan kavvamlığın ya anlamı bilinmiyor ya da yanlış bilinip, yok sayılıyor.

Modern kadın; eşinden, babasından, abisinden “zulme uğrayacağı fobisiyle” yaşıyor. Hatta bazıları: "Allah’ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılması sebebiyle ve mallarından harcama yaptıkları için erkekler kadınlar üzerinde kavvamdır" ayetini; "Din, erkekleri bizden üstün görüyor. Üzerimizde hükümran olup baskı kurma hakkı veriyor. Onlarda özgürlük ve haysiyetimizi satın alıyor, bizi minnet altında bırakıyor" diye anlıyorlar ve Allah’ın kendilerine zulmettiğini düşünüyorlar.

Bu bir paranoya ve ancak hasta ruhlar ayeti böyle anlar. Kavvamlık kadın için bir hak, erkek için bir sorumluluktur. Ayet, Rabbinin hikmet ve adaletine iman eden müminler içindir. Erkekler kadınlardan sorumludur, işleriyle ilgilenirler. Kadınları koruyup gözetmeleri ve ihtiyaçlarını üstlenmeleri, Allah’ın emriyledir ve asıl koruyup gözeten, ihtiyaçları gideren Allah’tır. Kavvamlık; erkelere farz kılınmış bir vazife, kadınlara sunulmuş bir ayrıcalıktır.

Modern sistem kadını zapturapt altına almak, hor ve hakir düşürmek için çalışıyor. Onu sömürü çarkına sıkıştırıyor. “Ekonomik özgürlük” sloganı altında kadınlara, kendilerine tanınmış büyük bir haktan vazgeçmelerini fısıldıyor. Daha eğitim hayatına başladığında kızlarına :“Okumalı, ayaklarının üstünde durmalı, kocanın eline bakmamalısın…” diye telkin veren anne babalar, en ufak bir sorunda “sana ihtiyacım yok” diyerek ayrılmak isteyen çocukları için hayıflanıyorlar!

“Erkekler kadınlar üzerinde kavvamdır” ayeti erkeğe bir mesuliyet yüklerken, bunu yaratılış fıtratına uygun yapar. Bizim için en doğrusunu yaratan Rabbimiz; erkek ile kadına birbirinden farklı yetenekler vermiş, "bazılarını bazılarına üstün kıldık" ayetinde erkek ya da kadın ifadesi kullanmayarak, erkekler ile kadınların fıtratlarına göre üstünlükleri olduğunu bildirmiştir. Fıtratına göre "kazanan ve harcayan erkek" aileye liderlik etme hak ve sorumluluğuna sahiptir. Kararlar alır, aldığı kararların mesuliyetini taşır ve gerekirse bedelini öder. Kavvamlık salt erkek olmakla kazanılmaz. Erkek, onu kavvam yapan üstünlüklerinin farkında olmalı ve bu üstünlüklerden doğan sorumluluklarını yerine getirmelidir.

İslam'da her şeyin kendisi ile yargılandığı en yüce değer, Allah’a kulluktur. Dinini hak ve adalete dayalı kılan Allah katında eşitlik zorunlu değildir. Çünkü eşitlik bazen doğru ve adaletli olurken, bazen zulüm........

© Haksöz