menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Derinden gelen büyük sosyal hareketin 25. yılından geçmiş ve geleceğe bakarken...

35 0
15.08.2026

Bugünlerde, 'Adalet ve Kalkınma Partisi' (kısa adıyla, AK Parti'nin) kuruluşunun 25. yılına gelmişiz.

Bu hareketin ortaya çıkışı etrafında bugünlerde gerek medya kuruluşlarında , gerekse sosyal hayatın hiç beklenmeyen noktalarında bile bir takım değerlendirme çabalarına ve hattâ, lafzî münakaşa ve kavgalara bile rastlanmaktadır.

Elbette, hele de son 100- 150 yıl anlaşılmadan bugün anlaşılmaz; ama, biz son 25 yıla bile çok sıradan bir tarihî süreç gibi bakıyoruz.. Bu hareket, derinden gelen bir sosyal harekettir.. Milletin bu topraklardaki 1000 yılının dışa vuran derin deprenişleridir..

Evvelki gün, bir çayevi'nde birilerini beklerken, çok sıradan tartışmalara da ister istemez kulak misafiri oldum, sadece dinlemede kalmak kararlılığı içinde..

Ama, o tartışmalar içinde, tartışılan hareketin birinci derecede ön planda sözkonusu olan ismi, ister istemez Erdoğan oluyor ve, bir kişi, 'Yahu kardeşim, Tayyib n'apsın, her şey ondan mı beklenmeli ve bütün eleştiriler ona mı yönelmeli?' deyince, bir vatandaşın söylediği söz, onlarca dakikalık ateşli tartışmayı kesiveriyordu..

Çünkü, her konuda, eleştiri veya beğeni sözleri en fazla, Erdoğan'a yönelince bir kişi, 'Arkadaşlar, Tayyib bizim düşmanımız değil, ama, ülkedeki bir takım yanlışları eleştirileri arka arkaya söyleyince, asıl sorumlu olarak karşımıza o çıkıyor.. Biz ne biliriz, alt kademelerdeki Ahmed'i, Mehmed'i, Ali- Veli'yi... Filan konularda niye bir şey yapmıyor veya sessiz duruyor..' dedi ve eleştiri okları Tayyib Bey'e yönelince, bu tartışmalara ilgi göstermiyormuş gibi, bir kenarda sessizce duran bir kişi, 'O hareketin başında o varsa.. Öyleyse, alkışlar ve beğeniler kadar eleştirilerin de varacağı kişi elbette o olacaktır.. Bundan Tayyib de rahatsız oluyorsa, başımıza geçmemeliydi!' diyerek noktalıyordu o tartışmayı.. (Bu arada hemen ekleyelim. Halk arasındaki tartışmaların içinde, eleştirilerin en çok yöneltildiği isim, Erdoğan değil, Tayyib ismi oluyordu.. Bu durum, Tayyib'in, halk arasında, o halk kitlelerin içinde, onu, kendi içlerinden birisi olarak bilmelerinden geliyordu. Evet, Erdoğan Cumhurbaşkanı; Tayyib ise, kendi içlerinden biri..

Sesleri kıstırılmış, boğulmuş kitleler, 'Tayyib'lerinde kendi gür seslerini buluyorlardı.. )

Bizdeki partileşme süreç ve denemeleri, Birinci ve İkinci Meşrutiyet dönemlerindeki cılız kıpırdanışlardan ve İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki şartlardı başlamıştı.

Ancak, 'Anadolu ve Rumeli Müdafaa'y-i Hukûk Cemiyetleri' de 1925'de Halk Fırkası'na dönüşmüş ve bir süre sonra, bu ismin başına, -o günlerin modasına uygun olarak- bir de yeni rejimin adı da olan Cumhuriyet eklenmiş ve CHP doğmuştu. Ama, Cumhuriyet demekle, halkın ekseriyetinin iradesine göre oluşan bir yönetimin gerçekleşmiyeceğini en net şekilde yine işbu CHP gösterecekti.. Çünkü, halkın ekseriyetinin iradesi ' adına denilse de, Cumhuriyet rejiminin, fiilen, 1923-50........

© Haksöz