‘Şen olasın Haleb şehri ve bütün Suriye...'
'27 Mayıs 1960 Askerî Darbesi'ni, milletin bütün değerlerini, şeref ve haysiyetini ve vatanını saldırılardan korumak için TSK adına yaptığını iddia eden 39 üyeli (ilk günlerde birisi trafik kazasında ölünce, 38 üyeli) Millî Birlik Komitesi'ndeki subaylardan birkaç tanesi, 30 yaşın altındaydılar. Hele onlardan bir yüzbaşı vardı ki, 27 yaşındaydı. Ama o ihtilâlden 5,5 ay kadar sonra, MBK'de meydana gelen bölünme ve bir grubun diğer grubu tasfiye etmesi sonunda, 14 üye yurt dışındaki Türkiye Elçilikleri'nde askerî ataşe unvanıyla vazifelendirilmişlerdi. 'M.Ö' isimli yüzbaşı da, Tokyo'ya sürgün edilince, rüzgâra göre yön değiştiren yelkenler misali, bazı yorumcularca; -Türkiye'nin nüfusu o yıllarda 24 milyon kadardı ve 24 milyonun kaderi, 27 yaşındaki bir subaya bırakılamazdı...' gibi eleştiriler yazılmaya başlanmıştı... 'M.Ö'ın Tokyo'da dünyaya gelen oğlu 'Ü.Ö', şimdi, var mı- yok mu, belli olmayan küçük bir siyasî partinin lideri olan tuhaf kişi olarak, darbeci babasının genlerinden tevarüs ettiği düşünülebilecek kontrolsüz bir tutarsızlıkla, 'Suriye'de keşke Esed rejimi çökmeseydi...' demiş, evvelki gün.
Bu kişi, Beşşar Esed'in, Suriye'de 'YPG' ve benzeri isimlerle anılan örgütlerin dayandığı etnik grubu Türkiye'ye karşı örgütlenmeleri için silahlandırdığını, medyada yer alan bir röportajında açıkça beyan ettiğinden hiç söz etmiyor ya da habersiz gözüküyordu.
*
(Bu vesileyle belirteyim ki, bu satırların sahibi, Suriye'deki meselelerle de devamlı meşgul oluyordu, 1978'de sorumluluğunda çıkan haftalık dergilerden birinde, Suriye konusu ve Hâfız Esed'in Baasçı ideolojik diktatörlüğüne karşı tavrını kapakta da işlemişti.
Dahası, 1977'lerden beri, özellikle, Mısır, Suriye, Irak ve hele de İran'da meydana gelen Müslüman halk hareketlerini dikkatle takib etmeye çalışıyorduk. Hele de, 5 Ocak 1979 günü İran'dan bütün aile efradıyla, gizlice İran'dan kaçan Şah M. Rıza Pehlevî'nin ardından, 11 Şubat 1979'da da İran'da, 'İslam İnkılabı Hükûmeti'nin kurulduğunun açıklanması günlerinde, bütün dünyayı derinden ilgilendiren ve sarsan gelişmeleri desteklemeyi İslamî sorumluluğumuzun gereği biliyorduk.
'İslam İnkılabı Hareketi'nin 1. zafer yıldönümü için Şubat-1980 başında bir resmî davetle, (merhûm Şevket Kazan ve matbuat hayatından 7-8 kişi, İran'a gittiğimizde, bir uluslararası toplantıda, Suriye Evkaf (Vakıflar) Nâzırı da, Suriye lideri Hâfız Esed'in mesajını okumak istediğinde, 'Esed'e ölüm!' mânasına gelen (El'Mevtu li-Esed!) cümlesini yüksek sesle dile getirip konuşmasını kestiğimizde, niceleri ve en başta da, İnkılab Mahkemeleri Başkanı olarak ünlü olan........
