menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Colani'den Şara'ya Ahmed’in sireti

15 0
01.05.2026

الَّذِي خَلَقَ الْمَوْتَ وَالْحَيَاةَ لِيَبْلُوَكُمْ أَيُّكُمْ أَحْسَنُ عَمَلًا وَهُوَ الْعَزِيزُ الْغَفُورُ

“O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.” MÜLK 2

Anlatsam roman olur, filmi yapılsa gişe rekoru kırar cinsinden bir hayat onunkisi. Mevcut Suriye Arap Cumhuriyeti geçici cumhurbaşkanı Ahmed Hüseyin Şara’dan bahsediyoruz. Kısacık ömrüne bir ömür daha sığdırmış adeta. Anlayacağınız, zamanını bereketli kılanlardan. Ahmet’in kaderi de coğrafya ile şekillenenlerden. Daha doğmadan önce siyonizmin kanlı eli o toprakları da kirletmiş, insanlarını ya mücadeleye ya da hicrete mecbur bırakmıştır. Herhangi bir kişi veya topluluğu değerlendirirken detaylı ve adil bir bakış açısına sahip olmak istiyorsak, onun dününü okumadan bugününü anlamak hem mümkün hem de makul olmaz ön şartını kabullenmek gerekir. Bu ön kabul ve elimizdeki bilgiler ışığında Ahmet Şara’nın hayatına kısaca değinmeye çalışacağız.

1982’de Riyad’da doğan Ahmet’in ailesinin kökenleri Suriye’nin Golan Tepeleri’ne bağlı Fik kasabasına dayanmakta. 1967’deki Altı Gün Savaşları sonucu İsrail’in Golan Tepeleri’ni işgali nedeniyle Suudi Arabistan’a hicret etmek zorunda kalmış. Dedesi Şeyh Talib eş-Şara, 1920’lerde Fransızlara karşı savaşmış önemli bir şahsiyet. Milliyetçi damarları ağır basan ailenin dört erkek, iki kız çocuğundan biri olan Ahmet, İslami ağırlıklı bir hayat tarzı ve fikriyatla şekillenir. Ailenin kodlarında diktatoryal yapılara muhalefet ön plana çıkmaktadır. Babası Hüseyin eş-Şara petrol mühendisi, annesi ise coğrafya öğretmeni olan Ahmet, 1989 yılında ailesi ile birlikte Arabistan’dan tekrar Suriye’ye dönmüş ve gençliği Şam’ın Mezze semtinde geçmiştir. Şam Üniversitesi’nde iletişim bölümü öğrencisiyken Filistin davası ile yakından ilgilenen Ahmet’in babası Baas rejimine muhalif iken, kuzeni Faruk Şara ise eski Suriye dış işleri ve devlet bakanlığı yapmıştır. Bu da ailenin aykırı profilleri de kendi içinde barındırdığını gösteriyor.

Baas rejiminin baskıcı ikliminde yetişen Ahmet, tarih başta olmak üzere çeşitli alanlarda okumalar yapmış ve liderlik ruhunu henüz o zamanlarda açığa çıkarmaya başlamıştır. Okul arkadaşlarının tanıklıkları, aslında Ahmet’in içine dönük zeki bir genç olduğunu ve farkındalığının görünürlüğü konusunda hemfikirdirler. 11 Eylül olayları bahane edilerek 2003 yılında ABD Irak’ı işgal edince, bir süredir işçiliğini yaptığı fikirlerini artık pratiğe dökmekte karar kılan Ahmet, Ebu Muhammed el-Colani ya da Cevlani mahlasıyla Irak El Kaidesi’ne katılır. Irak El Kaidesi’nin önde gelen iki adamından biri olan Ebu Musab ez-Zerkavi ile yolları kesişir ve sahada bilfiil mücadele ederken 2006 yılında tutuklanır. Amerikan hapishanesi Ebu Gureyb, Bucca Kampı, Cropper Kampı ve Taci hapishanelerinde beş yıldan fazla mahkûmiyet yaşar. Mahkûmiyet onu bedenen tutuklu kılsa da fikren daha hür kılmış, zihnen olgunlaştırmıştır. İçeride mahkûmlara fıkıh ve Arapça öğrettiği de bilgiler arasında. Hapishaneden çıktıktan sonra da bir müddet aynı hareketin içinde devam etmiş fakat sonrasında 2011’de Orta Doğu intifadaları Suriye’de vücut bulunca, ademi merkeziyetçi bir tutumu tercih edip El Kaide’nin Suriye kolu olan ve feshedilmiş durumdaki El Nusra Cephesi’ni yeniden canlandırır ve yakın dava arkadaşları ile Suriye’ye, öz vatanına tekrar geri döner. Ebubekir el-Bağdadi’nin de desteğini alarak çıktığı yolda, Bağdadi’nin Nusra Cephesi ile Irak İslam Devleti hareketini Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) adıyla tek taraflı birleştirmesi ve talep ettiği biat teklifine red cevabı vererek hem fikrî hem de organik bağını koparan Ebu Muhammed, Suriye’de başlattığı mücadelesine bir süre El Nusra Cephesi adı altında devam edip sonrasında Fetihuşşam Cephesi ve en son Heyet Tahriri Şam (HTŞ) adı ile birçok rejim muhalifi gücü bu çatı altında toplamış ve rejimin devrilmesine kadar aynı isimle devam etmiştir. Colani, Humus doğumlu köklü ve aristokrat bir aileye mensup olan Latife el-Durbi ile evlidir. El-Durbi’nin dedesi Osmanlı döneminde Kosova, Basra ve Sivas’ta valilik yapmış Alaaddin el-Durubi’dir. Kendisi de Arap dili ve edebiyatı üzerine yüksek lisans yapmış, Latife Hanım’dan üç erkek çocuğu vardır.

Ahmet eş-Şara’yı birçoğumuz 8 Aralık........

© Haksöz