Türkiye’nin istikamet arayışında - “Bölgesel modellik ve liderlik meselesi” -3
SORU: Enerji, savunma ve dış politikada bölgesel güç olma iddiasındaki Türkiye; özgürlükler ve hukuk alanında nasıl bir model ülke vizyonu ortaya koyabilir?
Cevap: Öncelikle Türkiye iç dengelerinin, kimliksel ve sosyal sınıflar arasındaki birlikte yaşama hukukunun oluşabilmesi için TC Anayasası’nın hukukun üstünlüğü ilkesi doğrultusunda ideoloji dayatmayan, inanç ve düşünce özgürlüğüne açık bir hale getirilmesi gerekmektedir.
Türkiye’nin kendini savunması ise, aynı zamanda uzantısı olduğu ümmet coğrafyasının da savunmasıdır. Ancak gerçekliğimizin analizi şu tür soruların tutarlı cevaplarına bağlıdır:
Türkiye dış politika olarak da, savunma ve enerji konularında da dünyaya tekil olarak Türkiye merkezli mi; yani uluslararası düzenin ve hukukun da çözüldüğü bir süreçte “Türkün Türkten başka dostu yoktur” mottosunu yani ulusçuluk asabiyesini ön planda tutan Türkiyecilik ufuksuzluğu ile mi bakacaktır?
Türkiye kim için model olacaktır?
Türkiye’deki AK Parti iktidarı siyasi, kültürel, ekonomik bağlamda da, iç ve dış politikada da vesayetten kurtulma çabalarının tecrübesini benzer tarihi mağlubiyet ve çözülme şartlarını yaşayan bölge ülkeleri ve halkları ile paylaşma yollarını oluşturabilecek midir? Hatta bu paylaşımı İslam dünyasının her yerine ve müztezaf coğrafyalara yayacağı bir koordinasyon ve dayanışma ağı kurmaya gayret gösterebilecek midir?
Yeni Türkiye, vesayet zincirleriyle sıkı sıkıya bağlı Eski Türkiye’nin resmi ideolojisini veya vesayetini aşıp ezilmiş ve zorunlu hayat şartları itibariyle çoğu mahrum bırakılmış ülkelerle genellikle de ortak değerler üzerinden “biz” bilincini konsilide edebilecek midir?
Türkiye, Güney Batı Asya bölgesinde bulunuyor. Zaten Türkiye topraklarına da önceden Ön Asya veya Küçük Asya deniliyordu. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda Lozan Anlaşması ile birlikte Avrupa eksenine sığınıldığı gibi, halkı Müslüman olan ülke yöneticileri de önce İngiliz ve Fransız eksenine sonra da ABD eksenine sığınmış, zaman zaman da Komünist Rusya’ya göz kırpmışlardı. Şimdi de aldatıcı yumuşaklık gösteren Çin’den medet umanlar bulunmaktadır.
Rum Sûresinin giriş ayetlerinde görüldüğü gibi dünya güç dengelerini takip etmek, belki daha kötüye karşı daha az kötünün tarafını gözetmek bizler için ortak akla dayanan bir muhasebe ve feraset işidir. Ama bu muhasebe asla daha az kötüye boyun eğmek değil, zulmün daha az olduğu yerde kendimizi inşa etmek görevini getirir. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan “Bölgelerimizin güvenliğini korumak ve ümmet için zararı önlemek bakımından Çin mi ABD mi insanlık için hayırlı? Şu anda bilmiyoruz.” sorusu da cevabı da bu hassasiyetimize işaret etmektedir.
Adalet ve hukuk arayışı içindeki insanlar içinde bulundukları coğrafya ve toplum gerçeğini resmi anlatılara, uluslararası bağlantılara ve statülere göre değil; özgür ve özgün iradeleriyle çözümlemelidirler. Bölgemizdeki ülke yöneticileri yapay olarak oluşturulmuş ulus sınırlar içinde ekonomik işleyişlerinin ve askeri savunma mekanizmalarının temel tedariklerini Batılı ülkelerden sağlarlarken, onların şartlarını ve telkinlerini de içselleştirmiş oldular. Bu nedenle Türkiye’nin savunma sanayiinde yüzde 80 oranında kendine yeter........
