Ramazanda kapitalist yaşantıyı ve laikçiliği aşmak
Bize arınma, Kur’anî ve İslamî donanım, muhasebe ve dinginlik kazandıracağını umduğumuz Ramazan ayının içindeyiz. Rabbimiz “Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi takvâya ulaşasınız diye size de farz kılındı” (2/183) ayetinin peşinden siyam yani oruç günlerinin “sayılı günler” olduğunu bildiriyor. Ve peşinden de “Ramazan ayı ki: İnsanlar için hidayet rehberi olan, doğru yola ileten, doğru ile yanlışı birbirinden ayıran; apaçık kanıtları içeren Kur'an o ayda indirildi.” buyuruluyor. O zaman Ramazan ayı aynı zamanda Kur’an ayıdır da. Hadi ve Furkan özelliği ile Kur’an’ın nüzulü Ramazan ayında gerçekleşmiştir. O halde Kur’an ayımız bereketlere vesile olsun.
Muhammed (a) ve ilk sahabe nesli Ramazan ayını Kur’an’ı okumak, anlamak ve uygulamak için talim günlerine çeviriyorlardı. Vahiy ve hayat iç içe yaşanıyordu.
Bugün ise İslam’a nispet edilen 2 milyar’a yakın Müslim var ve bu insanların gözlem ve anketlere göre önemli bir kısmı oruç tutuyor. Bu yönelim ümmet adına hakkı savunmak ve yaşamak için yeterli değil ama, tabii ki kendini kulluk dairesiyle irtibatlandıranlar açısından da iyi bir tablo. Çünkü bu insanların tuttukları oruç İslami kimliklerini ve takvalarını geliştirebilmeleri için bir vesile. Ramazan ayında oruç tutmak fıtri ve İslamî bir atmosferle yakınlaşmanın ilk adımlarından birisi.
Sadece bulunduğumuz ülkedeki cahili sistemin değil, dünyadaki küresel cahili sistemin de cenderesi altında yaşamaktayız. Küresel cahiliye tüketim telkinlerinden modasına, görsel süslemelerinden dijital dünyasına kadar büyük bir cinnet toplumunu, küresel bir cinnet yaşantısını oluşturuyor.
Afrikalılar için insan eti yediği iftirasını edebiyat kitaplarına ve sinema ekranlarına yansıtan Batılı seçkinler, bugün Epstein dosyası veya olayları gündemiyle, ben-merkezci kirli tıynetleri daha belirgin hale geliyor. Bu seçkinler küçük çocukları kaçırtıyor, onları kesiyor veya kestiriyor ve etlerini yiyiyorlar; uyuşturucu maddelerle beyinlerini köreltip pornografik ensest ilişkilerin görsellerini pazarlıyorlar. Ekini ve nesli ifsad etmek yolunda en üst mevkilerde bile tek cinsliliği yaygınlaştırmaya çalışıyorlar.
ABD Adalet Bakanlığı'nın yayınladığı 3 milyon sayfalık Epstein Dosyası'nda politikacılardan, kraliyet ailesi üyelerine, teknoloji devlerinden dünyaca ünlü iş insanlarına kadar uzanan geniş bir "suç ortağı" listesi gündeme geldi. Bu dosyada yaşananlar "pedofili" yani çocuk istismarı ve pornosu olarak zikredilen buzdağının sadece görünen yüzü. Böylece Mehmet Akif'in "Tek dişi kalmış canavar" dediği Batılıların farklı ve iğrenç bir yüzlerini daha öğreniyoruz. Bu iğrençliğe veya iğrenç insan tiyniyetine İsrailli akademisyen Harari'nin Türkiye’de ve dünyada birçok mükerrer baskıları yapılan "Sapiens" kitabında insanın hayvandan gelip tabii seleksiyon ve bio-teknoloji ile tüm değerlerin üstünde tanrı olmaya doğru yürüyeceği iddiası gibi kılıf bulmaya çalışanlar da olmaktadır.
Hakikatin üstünü örtmeye çalışn bu Batılı efendiler, Rabbimizin "aşağılık maymunlar olun" (7/166) dediği gibi hayvanlaşma seviyesindedirler. Batılı egemenlerin, insani ve ilahi değerlerden tamamen uzaklaştıklarını, demokrasi ve insan hakları söylemlerinin koca bir aldatmaca olduğunu Gazze'de, Batı Şeria'da tüm dünya izledi. Onların katliamlara destek verdiklerini vicdanı olan bütün insanlık iyice öğrendi. Artık kapitalist patronların, onlara iltisaklı akademisyen, politikacı, sanatçı veya yazar ya da siyonist bütün unsurların ne kadar rezil ne kadar insanlık, adalet ve barış düşmanı oldukları herkesin malumu haline geldi ve geliyor. Onların ilerleme, çağdaşlık, medenilik iddialarının hepsi yalan.
Fıtrata, adalete ve vahye dair her şeyi dünyanın haz ve zevkleriyle örtmeye çalışan, fahşayı Lut Kavmi gibi içselleştirmemizi isteyen Firavun gibi gücün ve güçlünün zorbalıkla sözünün dinletildiği bir karanlık atmosfer altına sürüklenmişiz. Sağcı veya solcu kapitalist azgınlar bizlere zehiri altın kâse ile sunuyorlar.
Fikri, ahlaki, siyasi, ekonomik, sosyal alanları kaplayan karanlığa karşı bir felaha, bir kurtuluş rehberine ihtiyacımız var. Salim akla, insan fıtratına hitabedecek "Ya eyyühel nas" çağrısına, insana yönelik böyle bir sahih ilahî uyarıya ihtiyacımız var. Karanlık ortamları aşabilmek için uzaktan koşup gelecek uyarıcı tebliğcilere ihtiyacımız var. Ki o tebliğciler toplu şahidlikleri, şehidlikleri ile insanlara "Durun kalabalıklar bu yol çıkmaz sokak" diyebilsinler ve Yüce Resul, Muhammed (a)’ın soluğu ile hitabedebilsinler.
Ramazan ayını vesile kılıp daha çok Allah-u Teala’nın İbrahim sûresinin girişinde "Elif, Lam. râ. Bu, Rabbimizin izniyle insanları karanlıktan aydınlığa çıkartacak kitaptır..." dediği Ku'an ile ve onun indiği arınma ayı olan, kirlerden, her türlü şirk ve cahiliyeden hicret etme........
