menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kabul vakti

19 0
19.07.2026

Daha on iki yaşımda bir çocuktum o zaman. Aradan geçen yıllara rağmen dün yaşanmış gibi ayan beyan hatırımda her bir şey. Temmuzun harareti annemin başına vurmuştu. Abimin ergenliği tuz biber oluyormuş kronik migrenine. Hocaları ispiyonlamış abimi. O gün hızlandırılmış kursuna gitmemiş yine. Annemin telefonununa da cevap vermemiş gün boyu. Hala eve gelmemişti asi beyimiz. Bir edebiyat dergisine takılıyordu abim. Masayı kurarken annem, ‘Üniversiteye hazırlık kursuna devam etmiyor. Aklı fikri şiirde, hikayede bu oğlanın’ diyordu. Çocuklara yeterince otorite olmuyormuş babam. Ablamın yeni yetmeliği filizlenmeye başlamıştı son günlerde. Yeni yeni tuhaflıkları taşıyordu eve bu kız. Abim, hepimize asilikte örnekmiş. Benim gönlümün tek şairiydi oysa. Nedense babam her zaman sakindi. Çekişme istemiyordu evde. Armut dibine düşerdi ona göre. “İşi gücü bırakıp 18 yaşındaki delikanlıya hafiyelik mi yapacağım İstanbul’da” dedi ortaya. Annemin ağrısı acildeki serumu içmeden dinmedi. Memleketteki amcam aradığında hastaneden yeni dönmüştü babam. Yatağında bir cenin gibi kıvrılan anneme ilaçlarını veriyordu. Darbe mi oluyormuş ne? Boğaz köprüsünü askerler neden kapatmış? Aldığı haberle televizyonu açtı babam. Devlet büyükleri açıklama yapmadan babam şıp diye tanıdı cuntayı. “Ben Vatan’a gidiyorum” diye kapıya dönünce annem onu durdurdu. İstanbul’un emniyetiydi Vatan. Bir abdestlik zaman istedi babamdan. Ablam onların peşine ne diye düştü sessizce bilmem. Ama ben yalnız kalmaktan korkmuştum. Evlerin basıldığı 28 Şubat’ı az dinlemedim o güne dek annemden. Bahçe duvarından atlayıp sınava girdiğinde başına gelenleri, ana kucağındaki eylem fotoğraflarımın hikayesini kaç kez dinledim ondan. Evde tek kalmak yerine ailemin yanında gitmeyi seçtim. Arabayı deli gibi sürüyordu babam. Radyodan resmi çağrılar başlayınca rotayı Fatih’ten Yeşilköy’e çevirdi. Elips gibi bir yapının önünde yolu tamamen kapatmış polisler. Arabayı otoyola bırakıp bir nehire karıştık. Aramızdan tehditkâr tanklar yürüyor, kulaklarımızın dibinde kurşunlar patlıyordu. Kimi yerde asker arabalarını çembere almış, kimi yerde tanklara set olmuş insanlar vardı. Etkisiz araçların başına bekçiler koyup akıyordu bir insan seli. Erkekler, mermi sıkan elleri tutmaya çıkıyordu araçlara. Kadınlar; “Mehmetçik kışlaya, Mehmetçik kışlaya!” diyordu. Patlayan silahlar bir bir toplanıyordu. Yaşlılar, “İnsan milletine ihanet eder mi? Sizde vatan sevgisi yok mu evladım?” diye soruyordu. Bazı erler, tatbikat emri geldi diyordu.

Durmadan........

© Haksöz