İran, savaşı Avrupa'ya taşır mı?
ABD ile İran arasındaki arabuluculuk yeniden hareketlendi. Taraflar, arabulucularla ayrı ayrı görüşüyor; masada çatışmaların durması, Hürmüz Boğazı’nın açılması, yaptırımlar ve İran’ın nükleer faaliyetleri var.
Fakat henüz ortak bir anlaşma zemini oluşmuş değil. Önceki ateşkes girişimlerinin kısa ömürlü olması, kapsamlı bir barıştan önce sınırlı ve aşamalı bir uzlaşmayı/ateşkesi daha olası kılıyor.
İlk ihtimal, deniz trafiğini rahatlatan ve saldırıları azaltan geçici bir ateşkes. Bu, hem Washington’a enerji piyasalarındaki baskıyı hafifletme, hem de Tahran’a nefes alma imkânı verir.
İkincisi, ateşkesi nükleer denetim ve yaptırım başlıklarına bağlayan daha geniş bir pazarlık. Trump yönetimi, yaklaşan seçim öncesi bu başlıkta ısrarlı görünürken, İran’ın henüz geri adım atacağına dair bir işaret yok.
Kötü ihtimal ise her zaman kapıda. Müzakereler sürerken sahadaki bir saldırının tarafları yeniden savaş doğru itmesi. Aylardır tablo neredeyse aynı. Savaş yeniden kapıda dururken, diplomasinin önü hiç kapanmıyor.
27 Eylül tarihinde İngiltere’deki bir ABD üssünde (Fairford) ortaya çıkan “saldırı hazırlığı”, her ne kadar ortada bir kanıt olmasa da “Acaba İran mı?” sorusunu beraberinde getirdi.
Esasen........
