Mehmet Çebi'nin saatlerini gördükten sonra,"Saat koleksiyonu yapıyorum" diyenleri pek ciddiye almayacaksınız!
Etrafımızı saran sıkıntı verici, hattâ boğucu savaş ve felâket havasından biraz olsun uzaklaşabilmek maksadıyla, geçen gün bir dostumla beraber Kabataş’tan Karaköy’e giden caddenin üzerindeki Tophane-i Âmire binasında bir açılışa katıldım: Mehmet Çebi’nin “Muhteşem Cep Saatleri” sergisinin açılışına...
Önce, tanımayanlar için Çebi’nin kim olduğunu söyleyeyim: Türkiye’de 80-90 seneden buyana artık sadece dar bir çevrenin merakı hâline gelen hat sanatımızı ayağa kaldıran, son yıllarda hattın birçok eve girmesini sağlayan, bu konuda ardarda müsabakalar ve sempozyumlar düzenleyen, neticede hattatlar ile müzehhiplere iş imkânı sağlayan bir işadamı ve zengin bir kolleksiyonun sahibidir ve benim de yakın dostlarımdandır. Hattın yanısıra Türk resmini de en iyi bilenlerin başında gelir; yurt dışındaki müzayedeleri yakından takip eder, buralardan bizimle alâkalı ve Türkiye’de olması gereken önemli hattatların yazdığı elyazması Kur’anlar, hatlar ve daha başka objeler satın alır, ismi bu konular ile ilgilenenlerin ilk sıralarında geçer ve bir de müzesi vardır: Dünyanın ilk “Hilye-i Şerif ve Tesbih Müzesi”nin sahibidir.
Mehmet Çebi senelerdir “Eski cep saatleri toplamaya başladım, iyi bir kolleksiyon olacak” diyordu ama ne yalan........
