menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İşgüzar meleğin çaresizliği

42 0
23.07.2026

Aziz Ansari, stand-up komedyen olarak başladığı kariyerini “Parks and Recreation” (2009–2015), “Master of None” (2015–2021) gibi başarılı televizyon dizilerine taşıyan bir isim…

“Good Fortune”, oyuncu ve yazar olarak Altın Küre ile Emmy ödülleri kazanan, Hint kökenli Amerikalı Aziz Ansari’nin yazıp yönettiği ve başrolünde yer aldığı ilk sinema filmi…

Hikâye, yoksul Arj (Aziz Ansari), zengin girişimci Jeff (Seth Rogen) ve Melek Gabriel’in (Keanu Reeves) hayatlarının kesişmesi üzerine kurulu… Bu arada, filmdeki Gabriel’in semavi dinlerdeki dört büyük melekten biri olmadığını belirtelim hemen. Sadece aynı adı taşıyorlar. Aralarındaki büyük farklılık, hikâyenin ironilerinden biri…

Filmdeki Gabriel’in görevi, otomobil kullanırken telefonlarına bakan insanların kaza yapmasını engellemek… Arj ile bu şekilde tanışıyor ama intiharın eşiğinde olduğunu düşündüğü için üstü Martha (Sandra Oh) tarafından belirlenen “sorumluluk alanının” dışına çıkmaya, işgüzarlık yapmaya karar veriyor.

Onu uzaktan dikkatle izlediği dönemde Arj’ın hayatına Jeff giriyor. Kişisel asistanını yeni kovmuş olan Jeff, Arj’ı işe alıyor. Başlangıçta iyi anlaşıyorlar. Hayatı uzun süre ilk kez yoluna giren Arj, hoşlandığı Elena’yla (Keke Palmer) birlikte olmak için harekete geçiyor. Yemeğe çıktıkları gecenin ardından gelen terslikler üzerine Gabriel, Arj’ın hayatına direkt olarak müdahale ediyor. Yani, fiziksel olarak karşısına çıkıyor ve Arj’ın ders çıkaracağını düşündüğü fantastik hamlesini yapıyor. Ama ortalığı öyle bir karıştırıyor ki yöneticisi Martha devreye girmek zorunda kalıyor.

Filmin en beğendiğim yanı, naif ve duygusal Gabriel’in, Arj’ın sorunlarını çözmek konusunda karşılaştığı zorluklar oldu. Evet, Arj’ın çok hoşuna giden bir çözüm buluyor belki ama asıl hedefine ulaşamıyor. Çünkü gerçek amacı Arj’ın hayatın değerini anlaması, manevi bir aydınlanma yaşaması… Ama olaylar hiç de tahmin ettiği gibi gelişmiyor. Kendisi dahil üçünün de hayatı alt üst oluyor ve Ansari, mizah / dram kıvamı çok iyi tutturulmuş bir durum komedisine taşıyor filmini.

Olayların çığrından çıkmasına neden olan Gabriel, 1946 tarihli “Şahane Hayat” (It’s a Wonderful Life) filminden ışınlanıp gelmiş kanatlı bir melekten farksız aslında… Malum, o filmdeki melek, maddi değerlerin ve başarının her şey anlamına gelmediğini kanıtlamak ister. Sonunda haklı çıkar. Başta sevdiklerimiz olmak üzere bizi hayatta tutan çok daha önemli şeyler olduğunu gösterir.

İnsanların sadece omzuna dokunarak kaza yapmasını engellemekten sıkılan Gabriel de daha büyük bir hedef peşinde koşmak ve Arj’a paranın mutluluk getirmediğini ispat etmeye çalışıyor.

Yazar ve yönetmen Aziz Ansari’nin film boyunca yanıtını aradığı bir soru bu: “Para, mutluluk getirir mi?” Ama 1940’lı yılların zihniyetiyle değil, 21. Yüzyıl’ın acımasız Amerikan neoliberalizmi çerçevesinden bakıyor soruya.

Arj ve Jeff, neoliberalizmin sonucu olan ve “gig ekonomi” denilen sistemin iki karşıt ucunda yaşıyorlar: Varlıklı ve elit aileden gelen Jeff, yaptığı girişimlerin sonucunda kısa sürede zengin olmuş biri…........

© Habertürk