İkonik filmin devamı
20 yıl önceki ilk filmde, gazeteci olma hayaliyle yaşayan Andrea “Andy” Sachs (Anne Hathaway), kendini moda dünyasına yön veren Runway dergisinde, genel yayın yönetmeni Miranda Priestley’in (Meryl Streep) ikinci asistanı olarak bulduğunda, kimse ona çok şans tanımaz. Çünkü ne modayla ne moda dergileriyle ilgisi vardır. Öyle ki, Miranda’nın efsane olduğunu dahi bilmez. Peki, binlerce kızın delice istediği işi nasıl alır? Özgeçmişi nedeniyle İnsan Kaynakları’nın Miranda’ya yönlendirdiği biridir sadece. Zaten asıl soru, Miranda’nın onu neden kabul ettiğidir. Bir kez olsun “zeki, şişman kıza” şans vermek istedim, diye açıklar kararını ilerleyen günlerde. Belli ki Andy’nin iddialı ve idealist gazeteci adayı olması dikkatini çekmiş; hep aynı asistan profiliyle çalışmak yerine “başka mahalleden” gelen kızı işe almak istemiştir.
Runway dışında hiç kimsenin şişman diyemeyeceği Andy’nin, ince, şık ve topuklu kadınların arasında Miranda’nın gözüne girmek için neden o kadar ısrar ettiği sorusunun yanıtını bulmak kolay değildir ve bence ilk filmin en ilgi çekici yanıdır. Erkek arkadaşının, ailesinin ve yakın çevresinin çok önem vermediği bir dergide başarılı olmak için gösterdiği çaba, kişiliğinin farklı yönlerinin açığa çıkması ve ortaya koyduğu iddiayla bağıntılıdır temelde.
Miranda’nın yönettiği Runway’de herkes kendi ayakları üzerinde durmak zorundadır. Demir Kraliçe Miranda’nın topraklarında kimse kibar ve iyi olmak mecburiyetinde değildir. Önemli olan tek şey, iyi dergi çıkarmak ve moda dünyasına hükmetmektir. Rekabeti ve acımasızlığıyla neoliberalizmin çalışma hayatındaki modeli gibidir Runway. Andy, nerdeyse sporcu gibi hedefine odaklanır. İş dünyasının en zorlu koşullarına hazır olduğunu öncelikle kendine kanıtlamak ister. Ama Andy için önemli olan, sadece özgüven değildir. Günler geçtikçe iyi giyinmeyi daha çok sever. İlk geldiğinde burun kıvırıp küçümsediği moda dünyası, yavaş yavaş onu da eline geçirir. Artık her giydiğini üstüne yakıştıran güvenli bir kadındır. Modayla barışmış, içinden yeni bir kadın çıkarmıştır. Finalde tam da hayal ettiği gibi bir gazetecilik işi bulduğunda, Runway tecrübesinin kendisine çok şey kattığının farkındadır.
“Şeytan Marka Giyer 2”de (The Devil Wears Prada 2) Runway’in Konular Editörü olarak Miranda’nın odasına kendine güvenli, mutlu bir ifadeyle girdiğinde, tecrübeli ve tanınmış bir gazetecidir Andy. Ama işinin en az 20 yıl önceki kadar zor olduğunu anlamakta gecikmez. Her şeyden önce Miranda değil, patron tarafından işe alınmıştır ve beklentiler yüksektir. Sadece iyi konular bulması, iyi yazılar yazması değildir mesele. Çok daha zorunu başarması gerekir.
“Şeytan Marka Giyer 2”nin öne çıkan temalarından biri, gazeteciliğin ve dergiciliğin günümüzde yaşadığı kriz... Medya kuruluşlarının sürekli küçülmeye gitmesi, düşen dergi satışları ve patronların finans odaklı yönetim danışmanlarının her sözünü dinlemesi, hikâyeyi şekillendiren kritik noktalar… Andy de tüm bunlara karşı direnmeye, elinden geleni yapmaya çalışıyor. Kuşkusuz, Runway dergi olarak hâlâ güçlü ve dirençli bir marka… Andy, önceki işine göre iki katı maaş alıyor mesela ama gelir gelmez, hiçbir şeyin 20 yıl önceki gibi olmadığını da anlıyor.
Öte yandan, Miranda yine........
