Bir gecede komedyen
“Sesim Geliyor mu?”nun (Is This Thing On?) ilk sekansında uzun süre neler olduğunu tam manasıyla kavrayamıyoruz. Senaryo üzerinde planlanmış bir etki bu… Kuşkusuz, hissediyoruz bir şeyler. Açılış sahnesinde, okuldaki gösteride Alex Novak’ı (Will Arnett) düşüncelerine gömülmüş halde gördüğümüzde, ciddi bir sorun olduğu zaten çok belli… Akşam vakti evde, üstünde iç çamaşırlarıyla “Valizimi hazırlayıp otele mi gitsem, kanepede mi yatsam?” diye sorarken ve eşi Tess (Laura Dern) onu “Gerek yok” diye yanıtlarken, elbette aklımıza geliyor ama bir ayrılık sahnesinin içinde gibi değiliz pek. Yakın arkadaşları Balls (Bradley Cooper) ve Christine’in (Andra Day) evlerindeki sahnede de durum çok farklı değil. Yine ipuçları var ama oradan çıktıktan sonra istasyonda tren beklerken ve Christine’in dedikodusunu yaparken, birlikte eve döndüklerini düşünüyoruz doğal olarak. Eğer bu bir ayrılıksa, Alex’in son anda trenden inmesi ve uzun süre görüşmeyecek iki sevgili gibi vedalaşmaları, biraz tuhaf geliyor bize…
Açılış sekansındaki tek fikir, Alex ile Tess’in ilişki durumunu komedi kulübündeki sahneyle öğrenmemiz değil. Evet, bütün hikâye, sırf içeri girip birkaç kadeh içmek için adını listeye yazdırması ve bir anda kendini elinde mikrofonla sahnede bulmasıyla şekilleniyor. Alex ayrılık sürecinde yaşadıklarını dürüstçe anlatarak bir stand-up komedyene dönüşüyor ve film tam da bunu anlatıyor. Dolayısıyla, Tess ve Alex’in ayrılmaya karar verdiklerini komedi kulübündeki seyircilerle aynı anda öğrenmemiz, filmin konseptine mükemmel uyuyor. Ama hikâyenin bütünü için önem taşıyan başka bir fikir daha var burada: Alex ve Tess, “kavgasız”, gürültüsüz ve olaysız bir ayrılık sürecindeler… Yani, en azından amaçlarının bu olduğunu; aralarındaki saygı ve sevgiyi korumak istediklerini görüyoruz. 10’lu yaşlarında iki oğulları var ve onların bu süreci en iyi şekilde atlatmalarını istedikleri belli... Ama çocukların ortalıkta olmadığı anlarda da araları kötü değil. En azından dış görünüş olarak…
Öte yandan, kavgadan, tartışmadan sterilize edilmiş bu “olaysız” ayrılık sürecinde zorlama bir şey var sanki. Mesela, yine ilk sekansta çocukların odasının hemen dışında konuşurlarken oğullarından biri dışarı çıkıyor ve “Kavga mı ediyorsunuz?” diye soruyor. Tess “Biz hiç kavga etmeyiz” diyor hemen. Çocuk “Evet etmezsiniz” diye onaylıyor ama içten içe anne babasının arasında sorunlar olduğunu biliyor. Yani, hiç kavga etmemek, sorunlarınız olmadığı anlamına gelmiyor. Çocuklar dahi farkında bunun. Ayrıca aralarındaki ılıman atmosfere rağmen, daha ilk anlardan itibaren özellikle Alex’in içinde büyük fırtınalar koptuğu o kadar belli ki... Belki asıl olarak bu zorlama sakinlik ve “samimiyetsiz siyasi doğruculuğu” andıran barış havası, rahatsız ediyor Alex’i… Kaldı ki, son bölümlerde tartışmalar, anlaşmazlıklar........
