Sevdiğiniz yazarın imzası sizin için önemli mi?
“Ya ne adamsın insan Orhan Pamuk’la buluşup da kitabını imzalatmaz mı?” dedi arkadaşım. Pamuk’un aynı adlı romanından uyarlanan ‘Masumiyet Müzesi’ dizisinin Şubat ortasında yayınlanacağını konuşuyorduk. İçimizde beklentisi yüksek olanlar da izleyip izlememe konusunda nötr olanlar da vardı. Selahattin Paşalı’nın tam bir ‘Kemal’ olduğunu düşünen bir arkadaşımıza masadakilerin çoğu katıldı. ‘Füsun’u oynayan Eylül Lize Kandemir’i ise hiçbirimiz tanımıyormuşuz orada fark ettik. ‘Hayatımızın en mutlu anı olduğunu bilmediğimiz’ anlardan bahsederken masadaki en eski arkadaşım neredeyse 30 yıl öncesinden bir günü hatırlattı: “Ya ne adamsın insan Orhan Pamuk’la buluşup da kitabını imzalatmaz mı?”
Neredeyse 30 yıl önce ona Orhan Pamuk’un fotoğraflarını çektiğimi söylediğimde de kelimesi kelimesine bu cümleyi kurmuştu. Ve ben o zaman da şu anda o masadaki gibi omuzlarımı silkmiştim: “Aklıma bile gelmedi!..”
Benim Adım Kırmızı’nın yayınlandığı günlerde o zaman çalıştığım gazete için yapılan röportaj sırasında foto muhabiri olarak Orhan Pamuk’un fotoğraflarını çekmiştim, Cihangir’de ofis olarak kullandığı dairede. Kitabı bir çırpıda okumuştum. Sadece çiçeği burnunda bir gazeteci olmak değil sevdiğim bir yazarla aynı odada bulunmak da heyecanlandırmıştı beni. Doğrusu imzasını almaktan çok iyi fotoğraflar çekme derdindeydim.
Sonraki yıllarda yerli yabancı birçok ünlü yazar, oyuncu, müzisyenle aynı ortamlarda bulundum ama hiçbirinden imza almayı........
