menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hürmüz daraldıkça turizm ve sanayimiz ne hissedecek?

45 0
14.04.2026

AB-İsrail ikilisinin İran saldırısının sonuçları öncelikle enerji üzerinden değerlendiriliyor, ama dış ticaretin, üretimin her halkasını etkileyen bir süreç söz konusu. Turizm ve havacılık açısından ise Türkiye en avantajlı ülkelerden birisi konumunda. Mesela geçen mart ayında Antalya’ya olan trafik geçen yılın üstüne çıkmış durumda. Ancak enerji ve sanayi üretimi için gerekli olan hammadde tedarik sorunun yansıması ise çok boyutlu ayrıntılar içeriyor.

Dün Ankara’da Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nde (SHGM) sektör biraya gelerek, Körfez’deki gelişmeleri değerlendirmiş. Bana ulaşan bilgilere göre uçak yakıt fiyatlarındaki artış dışında; Avrupa ve Asya’da yaşanan bir tedarik sıkıntısı ve önümüzdeki günlerde bu krizin nasıl yönetileceğini dair bir endişe ülkemiz için söz konusu değil.

Türkiye’de Körfez’deki savaş öncesinde uçak yakıtının tonu 800 ABD doları seviyesindeydi. Bugün itibariyle bu rakam 1.600 dolar seviyesine çıkmış durumda. Dolayısıyla kaba bir hesapla 100 dolarlık uçak bileti için yüzde 30 artış gibi bir tablo söz konusu. Zaten havayolları da bazı hatlarda yükselen petrol fiyatlarına göre pozisyon almış durumdalar, ancak henüz fiyatlar genele yansımış değil.

Daha önce bu köşede defalarca dikkat çektim; enerji hatları sadece petrol taşımaz, aynı zamanda ekonomilerin kaderini belirler. Bugün Hürmüz Boğazı etrafında yaşanan gerilim de tam olarak böyle bir kırılma noktasıdır. Küresel enerji sisteminin kalbinde yer alan bu dar geçit, yalnızca ham petrolün değil; jet yakıtından petrokimya hammaddelerine kadar uzanan geniş bir üretim zincirinin ana damarıdır.

Uluslararası Enerji Ajansı IEA verilerine göre, bu hat üzerinde yaşanan her aksama yalnızca arzı değil, fiyatları, sigorta maliyetlerini ve teslim sürelerini aynı anda etkiliyor. Türkiye açısından mesele “enerji var mı yok mu?” sorusundan çok daha farklı bir noktada duruyor. Asıl kritik başlık şu: Bu enerjiye hangi maliyetle ulaşacağız ve ne kadar gecikmeyle kullanacağız? Çünkü mevcut tablo bize açıkça şunu söylüyor: Türkiye doğrudan bir arz krizi yaşamıyor........

© Habertürk