Tahvil sustu, altın konuştu
ABD tahvil piyasasında önce faizler yükseldi, tahvil fiyatları düştü. Ardından birden hava değişti. Uzun vadeli tahvil faizleri geriledi, dolar değer kaybetti, altın ise sert biçimde yukarı döndü. Bir günde faizler 10-15 baz puan gerilerken altının ons fiyatı yüzde 4 sıçrayarak 4.500 doların üzerine çıktı. Dolar ise yüzde 1’e yakın geriledi.
İlk bakışta sıradan bir piyasa hareketi gibi görünebilir ancak değil.
Çünkü aynı anda üç piyasada yaşanan bu hareket, ABD ekonomisinin önündeki daha büyük bir soruna işaret ediyor: Borç, faiz ve dolar arasındaki denge giderek daha kırılgan hale geliyor. Piyasaya bu müdahale tam da ABD kamu borcunun 40 trilyon doları bulduğu güne rastladı.
ABD 30 yıllık tahvil faizlerinin yüzde 5.337’ye kadar çıkması zaten piyasanın Hazine'den daha yüksek risk primi istediğini gösteriyordu. Devasa bütçe açıkları, rekor kıran kamu borcu ve bunun üzerine eklenen petrol kaynaklı enflasyon riski, yatırımcıları uzun vadeli tahvillerde daha yüksek getiri talep etmeye itti.
Tahvil satıldı, fiyat düştü, getiri yükseldi.
Fakat tam burada Hazine devreye girdi. Dün uzun vadeli tahvil geri alımlarını iki katına çıkartacağını açıklaması, piyasaya çok açık bir mesaj verdi: Washington uzun vadeli faizlerin daha fazla yükselmesini istemiyor.
ABD 30 yıllık tahvili 16 baz puan, 10 yıllık tahvili 11 baz puan geriledi.
Washington’dan çıkan bu ses Japonya’da bile güçlü bir şekilde duyuldu. Japon 10 ve 30 yıllıklar da 7-8 baz puan geriledi.
Aynı anda iki engelden kurtuldu
Bu mesajın ardından tahvil getirileri geriledi ve altın yükseldi.
Çünkü altının önündeki iki önemli engel aynı anda zayıfladı.
Birincisi tahvil faizi. Altın faiz ödemez. ABD tahvili ise dünyanın en güvenli varlıklarından biri kabul edilir ve yüksek getiri sunduğunda altının cazibesini azaltır. Tahvil getirisi düştüğünde altının taşıma maliyeti de göreli olarak azalır.
İkincisi dolar. Dolar değer kaybettiğinde altın, dolar dışındaki yatırımcılar........
