Sanayi nefes arıyor, gelecek kapıyı çalıyor
Türkiye ekonomisinin son üç yılına dönüp bakıldığında tek bir büyük hedef öne çıktı, enflasyonu düşürmek.
Sıkı para politikası, kredi kısıtları, talebi yavaşlatan önlemler, kontrollü büyüme…
Programın mantığı netti, önce fiyat istikrarı, sonra kalıcı büyüme.
Ancak artık sahadan gelen sesler başka bir soruyu daha yüksek sesle soruyor: Enflasyon düşene kadar sanayi neyle yaşayacak?
Bu soruyu son dönemde belki de en açık ifade eden isimlerden biri İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran oldu.
“Üç yıllık bir programla başlanmıştı. Enflasyonun üç yılda tek haneye gelmesi hedefleniyordu. Ancak bugün üçüncü yıl dolmuş olmasına rağmen enflasyon hâlâ tek haneye değil, yüzde 30’lar seviyesindedir. Bu durum sanayiciyi, ‘Ben buna daha ne kadar katlanacağım? Başka tedbirler olamaz mı?’ söylemine yöneltiyor.”
Bu cümle sadece bir tespit değil. Aynı zamanda Türkiye ekonomisinin bugün yaşadığı en temel gerilimin özeti.
Çünkü enflasyon düşmeden sürdürülebilir büyüme zor.
Enflasyonla mücadele tamam, peki üretimin maliyeti?
Ama üretim zayıflarsa enflasyon düştükten sonra büyüme zemini de kaybolabilir.
İstanbul Sanayi Odası ile İş Bankası’nın açıkladığı “Değer Odaklı Dijitalleşme ve Büyüme Programı” tam da bu nedenle yalnızca bir dönüşüm projesi değil. Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu kritik eşikte verilen önemli bir mesaj niteliği taşıyor.
Mesaj şu: Türkiye artık sadece üretimi değil, üretimin niteliğini konuşmak zorunda.
Hakan Aran’ın konuşmasının önemli tarafı programı eleştirmiyor. Ama programın maliyetini de gizlemiyor.
Kredi erişimi zorlaştı. İşletme sermayesi ihtiyacı büyüdü. Talep yavaşladı. Sanayici kârlılığını korumakta zorlanıyor.
Aran bunu şöyle tarif ediyor: “Bugün enflasyonla mücadele........
