Aynı enflasyon duvarına çarpanlar
Sanayici kârsızlıktan yakınıyor, tasarruf sahibi de. İstanbul Sanayi Odası Başkanı Erdal Bahçıvan'ın son dönemde en çok ses getiren sözlerinden biri şuydu: "Sanayicinin oksijeni finansmandır. Ve geldiğimiz noktada sanayicimizin ciddi ölçüde oksijensiz kaldığını görüyoruz."
Gerçekten de sanayici cephesinde tablo parlak değil. Krediye erişim zor, finansman maliyetleri yüksek, satışlar yavaş, ihracat pazarları zayıf. Sonuç olarak birçok şirket kârlılıkta ciddi aşınma yaşıyor.
Ancak madalyonun diğer yüzüne baktığımızda çok farklı bir manzara görmüyoruz.
Hazır nakdi olanlar, tasarruf sahipleri ve yatırımcılar da enflasyon karşısında ciddi bir mücadele veriyor. Hatta Haziran 2026 itibarıyla finansal yatırım araçlarının reel getirilerine bakıldığında, birçok dönemde kazananın değil kaybedenin daha fazla olduğu görülüyor.
Türkiye'de bugün sadece üretmek zor değil.
Paradan para kazanmak da zor.
Nominal kazanç başka, gerçek kazanç başka
Finansal piyasalarda yatırımcıların en sık düştüğü hata nominal getiri ile reel getiriyi karıştırmak.
Bankadaki mevduatınız yüzde 35 getirmiş olabilir.
Borsa bir yılda yüzde 51 yükselmiş olabilir.
Altın yıllık bazda yüzde 49 kazandırmış olabilir.
Ancak enflasyon yüzde 30'ların üzerinde seyrediyorsa asıl soru şudur: Enflasyondan sonra cebinizde ne kaldı?
Haziran sonu verileri tam da bunu gösteriyor.
Aylık TÜFE bazlı reel getiriler şöyle:
Mevduat yüzde 2.2 getirdi.
BIST........
