Türkiye’nin Kosova’daki sosyolojik etkisi
Türkiye, Balkanlar’da son derece etkin faaliyetler yürüten önemli bir devlettir. Kültürel, ekonomik, güvenlik ve insani diplomasi alanlarında çok başarılı şekilde faaliyetleri sürdürmektedir.
Güçlü tarihî ve siyasi bağlarımız, bu etkinliğin temel unsurlarını oluşturmaktadır. Ceddimiz Osmanlı Devleti, 1354’te Gelibolu’nun alınmasıyla, 1912–1913 Balkan Savaşları bölgedeki hâkimiyetimizi kaybetmemizle beraber tam olarak 559 yıl bölgeyi yönetmiştir. Önde gelen Osmanlı tarihçilerinden Halil İnalcık ve bazı tarihçiler 1354 yılında Gelibolu’nun alınmasıyla hakimiyetimizi kabul ediyor. Bazı araştırmacılar ise 1361 yılında Edirne’nin fethini ve 1365 yılında ise Edirne’nin başkent yapılması başlangıç sayıyorlar. Ancak baskın olan akademik görüş 1354 yılıdır.
Bugün Türkiye ise tarihi bağlarını unutmamış, bölgeyi görmezden gelmemiş olup, özellikle insani ve kültürel diplomasiyle bölgeye barış ve kardeşlik açısından her zaman elini uzatmıştır. Şartlar ne olursa olsun, Türkiye Cumhuriyeti bölgede olmaya her zaman devam edecektir. Çünkü tarihi bağlar ve bugünkü tutumumuz bunu bizlere göstermektedir.
Kosova, 17 Şubat 2008 tarihinde Kosova Meclisi’nde kabul edilen deklarasyonla Sırbistan’dan tek taraflı bağımsızlığını ilan etti. Türkiye, 18 Şubat 2008 tarihinde, bağımsızlık ilanından bir gün sonra, Kosova Cumhuriyeti’ni resmen tanıdı. Avrupa devletlerinin büyük çoğunluğu ve Amerika Birleşik Devletleri Kosova’nın bağımsızlığını tanıdı. Diğer yandan Rusya, Çin ve İran Kosova’nın Bağımsızlığı tanımayan devletler arasındadır. Buradaki kritik eşik Uluslararası ittifakların etkisini net olarak görmekteyiz.
Türkiye’nin Kosova’daki faaliyetleri, son yıllarda büyük ölçüde “yumuşak güç” yaklaşımı üzerinden şekillenmektedir. Yumuşak güç, bir ülkenin askerî veya ekonomik........
