menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Toprağın hafızası: Tülüşah

8 0
12.04.2026

Ben deniz Ömer Kırlı; Muğla’nın tozlu arşivlerine, kadim sokaklarına ve her bir karış toprağına sevdalı bir yazar olarak, kalemimi bu kez şehrimizin sessiz ama en görkemli sakinleri için oynatıyorum.

Bizler tarihi genellikle binalarda, kitabelerde veya sararmış evraklarda ararız; oysa bir şehrin asıl hafızası ve sarsılmaz kimliği, o toprağın bağrında milyonlarca yıldır kök salmış endemik değerlerinde saklıdır. Bugün size, dünyada sadece bu dar coğrafyada nefes alan, biyolojik birer mühür niteliğindeki iki dev mirastan; Tülüşah ve Datça Hurması’ndan, bilimsel ve hukuki derinliğiyle bahsedeceğim.

Adını Samson Dağları’nın antik ismi olan “Mykale”den alan Tülüşah (Rhaponticoides mykalea), nam-ı diğer Aydın Gaşağı; bilim dünyasına oldukça yakın bir tarihte dahil olmuştur. İlk kez 1978 yılında keşfedilen bu eşsiz tür, 1979 yılında ünlü botanikçi Arthur Huber-Morath tarafından literatüre “yeni bir tür” olarak kazandırılmıştır. Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği (IUCN) verilerine göre Tülüşah, Tehlike Kategorisinde “CR” (Çok Tehlikede) olarak sınıflandırılmıştır. Bu, bir türün doğada yok olmadan önceki son aşaması demektir.

“Kanser Tedavisinde Bir Umut Işığı”

Onu asıl özel kılan, sadece nadir oluşu değil, tıp dünyası için taşıdığı muazzam potansiyeldir. Modern tıp araştırmaları, Tülüşah’ın içerdiği etken maddelerin kanser tedavisinde kritik bir rol oynayabileceğini göstermektedir. Bilim insanları, bu bitkinin genetik şifrelerinde saklı olan........

© Haberton