menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kadrajın ardındaki emek: Ödüllü fotoğraf sanatçısı Esin Atar Sağır

6 0
monday

Objektifiyle insanı, hayatı ve yaşadığı coğrafyanın hikâyelerini kadrajına taşıyan ödüllü fotoğraf sanatçısı Esin ATAR SAĞIR ile sanat yolculuğunu, portre ve sokak fotoğrafçılığına bakışını, ulusal ve uluslararası başarılarını ve fotoğrafın hayatındaki yerini konuştuk.

Toplumumuza, mesleğine ve yaşadığı şehre emek veren, ülkemizde üretimleriyle iz bırakan ve kendi alanında değer oluşturan isimlere vefa göstermek amacıyla hazırladığım “Vefa” yazı dizimin bu bölümünde, fotoğraf sanatına gönül vermiş değerli Fotoğraf Sanatçısı Esin ATAR SAĞIR ile bir araya geldik. Ulusal ve uluslararası platformlarda elde ettiği başarıları, farklı seçki ve sergilerde yer alan çalışmaları ve kendine özgü fotoğraf diliyle Esin ATAR SAĞIR’ın sanat yolculuğuna yakından baktık.

Bir fotoğraf karesine yalnızca bir görüntüyü değil; insanı, duyguyu, zamanı ve hayatın içindeki hikâyeleri sığdıran sanatçımızla gerçekleştirdiğimiz bu söyleşide, kadrajın ardındaki emeği, bakışı ve sanat anlayışını da anlamaya çalıştık.

Böylelikle toplumumuza farklı pencerelerden bakarak onu anlama yolculuğumuzu da derinleştiriyoruz. Bir sosyolog olarak insanı ve toplumu yalnızca tek bir perspektiften değil, sanatın farklı disiplinlerinin sunduğu bakış açılarıyla birlikte değerlendirmeyi önemsiyorum. Resimden edebiyata, şiirden fotoğraf sanatına uzanan bu söyleşiler aracılığıyla insanın ve toplumun izlerini farklı sanatçıların gözünden okumaya çalışıyor; 360 derecelik bir bakış açısıyla daha bütünlüklü, şeffaf ve anlaşılır bir değerlendirme zemini oluşturuyoruz.

Her sanat dalının hayata tuttuğu farklı bir ayna olduğuna inanıyorum. Bu aynalarda oluşan farklı yansımaları bir arada okuyarak insanı, toplumu, kültürü ve yaşadığımız zamanı daha yakından anlamaya; aynı zamanda kendi alanında emek veren ve değer üreten isimlerin hikâyelerini görünür kılmaya devam ediyoruz.

1. Esin Hanım, hoş geldiniz. Merhaba. Öncelikle sizi henüz tanımayan okuyucularımız için Esin Atar SAĞIR kimdir? Nerede doğdunuz, hangi eğitimleri aldınız? Çocukluğunuzdan bugüne uzanan hayat hikâyenizde sizi bugün olduğunuz kişiye dönüştüren önemli dönüm noktalarından söz eder misiniz?

Merhaba. Rize’de doğdum. İlk, orta ve lise eğitimimi Rize’de tamamladım. Evli ve 3 kız annesiyim. Şu anda Açıköğretim Üniversitesi Fotoğrafçılık ve Kameramanlık Bölümü’nde eğitimime devam ediyorum. Fotoğraf hayatımın en önemli parçalarından biri. Özellikle portre ve sokak fotoğrafçılığı üzerine çalışmalar yapıyorum. İnsanları, yaşamın içindeki anları ve sokaktaki hikâyeleri kendi bakış açımla fotoğraflamayı seviyorum. Şu sıralar çalışmalarımı özellikle kişisel bir sergi oluşturma üzerine yoğunlaştırıyorum. Fotoğraf benim için sadece bir uğraş değil; kendimi ifade etmenin ve dünyaya bakışımı anlatmanın en önemli yollarından biri.

2. Fotoğrafla ilk tanışmanız nasıl gerçekleşti? Fotoğrafçılığa başlamanıza vesile olan özel bir kişi, olay veya an var mıydı?

İlk zamanlar bir hobi olarak başlayan fotoğraf, sizin için ne zaman ciddi bir sanat yolculuğuna dönüştü? Fotoğrafla yolum çocukluk yıllarımda kesişti. Babamın Ruslardan aldığı bir Zenit fotoğraf makinesi vardı. O makine benim için büyük bir merak kaynağı oldu. Daha o yaşlarda makinenin ayarlarını öğrenmeye ve fotoğraf çekmeye başladım. Zamanla ailenin fotoğrafçısı oldum. Son beş yıldır ise fotoğrafı daha çok bir sanat olarak ele alıyor ve bu alanda kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Ulusal ve uluslararası fotoğraf yarışmalarına katılarak dereceler elde ettim. Her çalışma ve her yarışma benim için yeni bir deneyim ve kendimi geliştirmek için bir fırsat oldu. Bugün fotoğraf, hayatımda çocuklukta başlayan bir meraktan çok daha fazlası; kendimi ifade ettiğim ve sürekli geliştirmeye çalıştığım bir sanat alanı.

3. Fotoğraf sizin için ne ifade ediyor? Bir anı kaydetmenin ötesinde, fotoğraf aracılığıyla anlatmak istediğiniz bir duygu, düşünce veya hikâye var mı? Sizce fotoğrafçı gördüğü şeyi mi çeker, yoksa kendi dünyasından bir parçayı da kadraja taşır mı?

Fotoğraf benim için yalnızca gördüğüm bir görüntüyü kaydetmek değil. Fotoğraf, bir anın içinde saklı olan duyguyu, hikâyeyi ve bazen de insanların fark etmediği küçük ayrıntıları görünür kılmak. Bir fotoğrafa baktığımda öncelikle o anın bana ne hissettirdiğine bakarım. İnsanların yüz ifadeleri, bakışları, beden dilleri, ışık ve gölgeler benim için çok önemlidir. Bazen herkesin sıradan olarak gördüğü bir an, benim için güçlü bir hikâyenin başlangıcı olabilir. Fotoğraf çekerken gördüğüm şeyin ötesini hissetmeye ve anlatmaya çalışıyorum. Benim için iyi bir fotoğraf, sadece güzel görünen değil, izleyicide bir duygu ve düşünce bırakan fotoğraftır.

4. Portre ve sokak fotoğrafçılığı çalışmalarınızla öne çıkıyorsunuz. Bu iki alanın sizin için özel anlamı nedir? Portrede insanın yüzündeki ve gözlerindeki hikâyeye, sokak fotoğrafında ise hayatın kendiliğinden gelişen anlarına nasıl yaklaşıyorsunuz?

Beni en çok portre ve sokak fotoğrafçılığı etkiliyor. Özellikle insanların bakışları, yüz ifadeleri ve hayat hikâyeleri fotoğraflarımda önemli bir yer tutuyor. Bunun yanında gölgeler de benim için çok önemli; ışık ve gölgelerin fotoğrafa kattığı atmosferi ve gizemi seviyorum. Bazen tek bir bakışın ya da bir gölgenin, uzun bir hikâyeyi anlatabileceğine inanıyorum. Bu nedenle fotoğraf çekerken insanların ve sokakların bana hissettirdiği anları yakalamaya çalışıyorum. Beni en çok portre ve sokak fotoğrafçılığı etkiliyor. Özellikle insanların bakışları, yüz ifadeleri ve hayat hikâyeleri fotoğraflarımda önemli bir yer tutuyor. Bunun yanında gölgeler de benim için çok önemli; ışık ve gölgelerin fotoğrafa kattığı atmosferi ve gizemi seviyorum. Bazen tek bir bakışın ya da bir gölgenin, uzun bir hikâyeyi anlatabileceğine inanıyorum. Bu nedenle fotoğraf çekerken insanların ve sokakların bana hissettirdiği anlarr yakalamaya çalışıyotum

5. Bir insanın fotoğrafını çekerken onun gerçek hâlini yakalamak kolay değildir. Fotoğrafını çektiğiniz kişiyle aranızda nasıl bir iletişim kuruyorsunuz? Bir insanın karakterini, duygusunu veya hikâyesini tek bir kareye sığdırmak mümkün müdür?

İnsan fotoğrafında benim için en önemli şey doğallık ve duygudur. Bir insanın bakışının, yüz ifadesinin ve beden dilinin onun ruh hâli hakkında çok şey anlattığını düşünüyorum. Bu nedenle fotoğraf çekerken sadece kadrajı değil, kişinin o anki duygusunu da yakalamaya çalışıyorum. Fotoğrafını çektiğim kişiyle kurduğum iletişimin fotoğrafa büyük etkisi var. Önce karşımdaki insanı anlamaya ve kendisini rahat hissetmesini sağlamaya çalışıyorum. Çünkü insan kendini rahat hissettiğinde daha doğal oluyor ve gerçek duyguları fotoğrafa yansıyor. Benim için iyi bir portre, sadece bir yüzü göstermek değil; o insanın bakışından, ifadesinden ve duruşundan bir hikâye hissettirebilmektir.

6. Fotoğraf yarışmaları ve seçkiler açısından önemli çalışmalarınız bulunuyor. TFSF kapsamında Türkiye Güzellikleri ve Cumhuriyet sergilerinde fotoğraflarınızın seçilmesi size ne hissettirdi? Katıldığınız yarışmalar, aldığınız ödüller ve seçildiğiniz diğer çalışmalar hakkında bizimle paylaşmak istediğiniz başarılarınız nelerdir?

Fotoğraflarımın TFSF kapsamında düzenlenen Türkiye Güzellikleri ve Cumhuriyet sergilerinde seçilmesi benim için büyük bir mutluluk ve gurur kaynağı oldu. Fotoğraf üretirken verdiğim emeğin ve bakış açımın........

© Haberton