Çocukların kaybolduğu düzen: Epstein vakası üzerinden küresel adaletsizliğin sosyolojisi
Jeffrey Epstein vakası, modern dünyada gücün, sermayenin ve siyasal dokunulmazlıkların çocuklar üzerinde nasıl yıkıcı bir tahakküme dönüşebildiğini gösteren ibretlik ve lanetlenmesi gereken bir örnektir. Bu dosya, yalnızca bir suçlunun değil; onu yıllarca koruyan, görmezden gelen ve suskunlukla besleyen kurumsal bir düzenin ifşasıdır. Çocuklara yönelik sistematik istismar, burada bireysel bir sapkınlık değil, toplumsal eşitsizlikler ve güç asimetrileri içinde örgütlenmiş bir suç biçimi olarak karşımıza çıkar.
Sosyolojik açıdan bakıldığında Epstein vakası, elitlerin hukukun üstüne çıktığı, mağdurların ise görünmez kılındığı bir yapısal adaletsizlik rejimini ortaya koymaktadır. Uçuş kayıtları, kapatılan soruşturmalar ve yıllarca açıklanmayan belgeler; adaletin, failin kimliğine göre esneyebildiğini göstermiştir. Çocukların kaybolduğu, susturulduğu ya da dosyalara dahi giremediği bir düzende “hukuk devleti” söylemi, içi boş bir retoriğe........
