menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir Ayetle Değişen Dünya...

329 58
17.02.2026

Cebel-i Nur’da inen ilk nur, ilk ayet; tarihin akışını değiştiren bir kırılma noktasıdır.

O an, yalnızca bir peygambere gelen vahiy değil; insanlığın tamamına yönelmiş yeni bir nefes, yeni bir vicdan ve yeni bir sestir.

Karanlığın koyulaştığı, anlamın dağıldığı bir çağda semadan yeryüzüne uzanan ilahî bir eldir.

Hira’dan yükselen hitap, gürültüyle değil hikmetle yürüyen bir dirilişin kapısını aralamıştır.

Efendimiz, çağın kargaşasına rağmen kalplere hükmeden, kalpten kalbe yol bulan sessiz ama derin bir medeniyet inşasını burada başlatmıştır.

Bu inşa; zorbalığın değil adaletin, tahakkümün değil merhametin, gösterişin değil samimiyetin eseridir.

İnsanlığın derin bir girdapta savrulduğu bir zamanda, tam da ihtiyacın zirveye çıktığı bir asırda gelen bu ilahî nida, küresel bir diriliş iddiası taşır.

İddia şudur: İnsan, Kelâm-ı Kadîm ile yeniden buluştuğunda kendini de dünyayı da yeniden inşa eder.

Kur’ân, elinde hakikat olan bir çağrıdır; yeni bir ahlâk nizamı, yeni bir kimlik ve kişilik inşasıdır.

Asrın kalbine ekilen iman ve irfan tohumu, tarih boyunca kök saldı. Bugün Afrika’da bir çocuğun dudaklarında, Balkanlar’da bir gencin vicdanında, Anadolu’da bir annenin duasında, Avrupa’da bir mühtedinin gözyaşında aynı nur parlar.

Coğrafyalar değişir; ayetin aydınlığı değişmez. Bu, dün olduğu gibi bugün de Kur’ân’ın diriltici gücüdür.

“Kur’ân, şu kâinat kitabının ezelî tercümesidir.” Bu cümle, Kur’ân’ın yalnızca okunan bir metin olmadığını; evrenin neden var olduğunu, kime ait olduğunu ve insanın bu varlık içindeki yerini açıklayan ilahî bir beyan olduğunu söyler.

Kur’ân okunursa kâinat yeniden okunur; insan kendini yeniden tanır; zaman yeniden kıymet kazanır.

Bugün Müslümanlar, Kur’ân’ı hayatın merkezine taşıyan bir hizmet anlayışının temsilcileridir.

Mushafları sadece ellere değil, gönüllere ulaştırma idealinin nöbetçisidirler.

Çünkü bu zamanın en büyük vazifesi imanı muhafaza etmektir; iman ise Kur’ân’ı okumakla, üzerinde tefekkür etmekle ve onu hayata taşımakla korunur.

Bu, ertelenebilir bir tercih değil; farz bir sorumluluktur.Kur’ân okunan bir evde rahmet çoğalır. Kur’ân okunan bir toplumda adalet kök salar. Kur’ân okunan bir dünyada merhamet yükselir.

“İman insanı insan eder; belki insanı sultan eder.” Kur’ân ise imanın en gür, en sahih sesidir.

Unutmayalım: Bugün dünya Kur’ân okuyorsa, yarın zulmün dili kısılır; merhametin dili yükselir. Bugün dünya Kur’ân okuyorsa, insanlık yeniden kendine gelir.

Çünkü Kur’ân hizmeti sadece bugünü değil; yarını ve ebediyeti inşa eder.Bir dünya Kur’ân okursa, insanlık yeniden dirilir.

Bir dünya Kur’ân okursa, zaman yeniden kıymet kazanır.Bir dünya Kur’ân okursa, kalpler yeniden Allah’a döner.


© Habername