Bilim Hakikati Aramakmı Yoksa İnkârı meşrulaştıran ideolojik bir kılıf mı ?
Bazı zümreler tarafından bilim, modern dünyada hakikati aramanın değil; inkârı meşrulaştırmanın ideolojik bir aparatı hâline getirilmiştir. Bugün yaşadığımız fikrî savrulmanın merkezinde tam da bu vardır.
Modern çağın en maharetli yanılsamalarından biri, bilimi hakikatin tek kaynağı gibi sunarak onu adeta ilahî bir kudret makamına yükseltmektir.
Bu yaklaşım, bilimin ilerlemesiyle değil; bilimin ideolojik bir kılıf hâline getirilmesiyle ilgilidir.
Zira burada maksat, kâinatı anlamak değil; kâinatın Sahibine giden yolları kapatmaktır.
Bu noktada büyük mütefekkir merhum Said Nursî, meselenin düğüm noktasını daha asrın başında teşhis etmiştir.
Ona göre problem ilimde değil; ilim adına yapılan inkârdadır. Nitekim Risale-i Nur’da açıkça ifade ettiği üzere:“Fenler ve san’atlar Cenâb-ı Hakk’ın isimlerini bildirir.”
Yani hakiki bilim, Allah’ın varlığını perdelemez; bilakis O’nun kudret ve hikmetine aynalık eder.
Ancak modern, seküler ve din dışı bir akıl, bilimi bu asli istikametinden koparmıştır.
Bilim, burada bir keşif faaliyeti olmaktan çıkarılmış; metafiziği ve vahyi dışlamak için kullanılan yeni bir dogmaya dönüştürülmüştür.
Said Nursî’nin ifadesiyle bu durum, “esbabı müessir zannetmek” gibi büyük bir fikrî sapmadır.
Sebeplerin arkasındaki iradeyi yok........
