menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kelime-i Şehadetin “Kelam”ı Olarak Okunabilecek Bir “Felsefe” Metni:

46 0
17.05.2026

Kelime-i Şehadetin “Kelam”ı Olarak Okunabilecek Bir “Felsefe” Metni:

FİZİK, METAFİZİK, GAYB

Bursa Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Felsefe Tarihi anabilim dalı öğretim Üyesi Prof. Dr. Kasım Küçükalp Hocamızın Fizik, Metafizik, Gayb isimli kitabı Ketebe Yayınları tarafından yayımlandı. Çalışma alanlarına baktığımızda, bir felsefe hocası olarak Kasım Küçükalp hocamız genelde Batı felsefesinin, özelde ise Aydınlanma sonrası modernliğin Batı’daki iç eleştirisine dair sağlam bir hattı takip ederek (Friedrich Nietzsche, Martin Heidegger, Hans-Georg Gadamer gibi) beslendiğini görüyoruz. Fakat çoğu zaman yapıldığı gibi hoca, sadece modernlik eleştirisi ile yetinmemiş, tabir yerindeyse Batı’daki bu iç eleştirilerin de eleştirisini yaparak Müslümanca bir düşünme denemesi ortaya koymuştur. Küçükalp’in bu çalışmasının, aynı zamanda çağın düşünsel tuzaklarına karşı ferasetle kaleme alınmış son derece kıymetli bir nübüvvet kelamı hatta yeni ilm-i kelama bir katkı olarak da görülebilir. Doğrusu kitabı okurken, ele aldığı temel meseleler ve öne çıkardığı vurgular itibariyle metnin aslında İslâm’ın esası olan Kelime-i Şehadetin bir nevi kelamî/felsefî tefsiri olarak da okunabileceği kanaati zihnimde belirdi.

İslâm Çağrısının Esası: Kelime-i Şehadetin Umdeleri

İtikadî veya kelamî zaviyeden Kelime-i Şehadetin umdeleri şöylece özetlenebilir:

1. İlkinden sonuncusuna kadar bütün peygamberlerin tebliğ ettiği Allah indinde makbul yegâne din olan İslâm, Son Peygamberin (sav) tebliğinde Kelime-i Şehadette ifadesini bulan temelde iki esasa davet eder. Bunların ilki nihai gaye olan (asılların aslı) Tevhid, diğeri ise Tevhid’e götüren yol olarak Nübüvvet, yani Hz. Muhammed’in O’nun kulu ve elçisiolduğunu kalben tasdik etmektir. Nübüvvetin, Hz. Peygamber’e ve getirdiği Kur’an-ı Kerim’e imanı ihtiva ettiğihesaba katılırsa, bu esasları Tevhide, Hz. Muhammed’e ve Kur’an-ı Kerim’e iman şeklinde üç esas olarak da kabul edebiliriz.

2. Kur’an-ı Kerim’de, özellikle Ehl-i kitabın yani Yahudi ve Hristiyanların itikad ve istikameti bağlamındaki ayet-i kerimelerde bahsi geçen üç esas (Tevhide, Hz. Muhammed’e ve Kur’an-ı Kerim’e iman), hem iman ve küfür arasındaki miyar hem de İsrailoğulları’nın ahdini yerine getirmelerinin asgari şartları olarak tekraren vurgulanır. Buna göre Son Peygamber’in (sav) risaletinden sonra hakikat, istikamet, iman ve hidayet yani İslâm dini ve İbrahim milleti üzere olmakbirbirinin mülazımı olan bu üç şarta bağlanmıştır. Bu üç şartın birinin ihlali dahi kişinin küfür ve dalaletine, dinin tahrifine ve imanın kaybına delalet olarak takdim edilmiştir.

3. İzmirli İsmail Hakkı’nın da işaret ettiği üzere Hz. Muhammed’in nübüvveti tevhide götüren bir yoldur fakat yolların en vazıhı ve en hayırlısıdır. Öyle ki bu yolun gösterdiği ve öğrettiği şekilde iman etmek........

© Habername