menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Aşkı ve sevgiyi ne kadar da hoyratça tükettik…

13 0
18.01.2026

Her gün dilimizden dökülen onca kelime arasında en çok anlamını yitiren, en çok özünden uzaklaştırılan, değersizleştirilen ve sıradanlaştırılanları sıraya koysak bunların en başında “sevmek” ve “aşık olmak” gelirdi diyorum kendimce. Dilerseniz biraz irdeleyelim bu tabirleri; örneğin birine “seni seviyorum” dediğimizde neyi kastediyoruz. Eğer kastımız kendi içerisinde “beni seversen, seni seviyorum”, “benim dediğimi yaparsan, dediklerime karşı çıkmazsan seni seviyorum”, “beni sürekli taltif edersen, adeta nefsimi putlaştırırsan seni seviyorum” duygu ve düşüncelerini içeriyorsa biz aslında karşımızdakini değil de kendimizi seviyor, nefsimize tapıyor ve tapacak başkalarını da arıyoruz demektir. İnanın ben bu kadar içi boşaltılmış bir kelime daha bilmiyorum. Hele müptezelliğin şahikalarında dolaşan bazı TV programlarında ve gençler arasında “aşkım” kelimesinin insanın midesini kaldıracak kadar çok, lüzumsuz ve hatta “aşkooom” düzeyinde kullanıldığına şahit oldukça; ne kelime olarak “aşk” a bir anlam yükleyebiliyorsunuz ne de “aşık” lığa. Maalesef “aşk” ı da çaldılar bizden “muhabbet” i de ayağa düşürdüler aşka ve aşığa saygısı olmayanlar.

Sevmek, “sevenin boyasıyla boyanmayı” gerektiriyordu ezelde. Sevmek, dostluğu, paylaşmayı, yardımlaşmayı öngörüyordu sevmeyi sevenler için. Öncelikle “yaratılanı, Yaratan’dan ötürü sevmek”, özelde ise inananları........

© Habername