DÖNÜŞ YOLUNDA ÇİN SEYAHATI DEĞERLENDİRMESİ-5
Sevgili takipçilerim, bugün 26/ Zilhicce-1447 ve 12/ Haziran-2026/ CUMA. Hepinizin cuma bayramını tebrik ediyor, selam sevgi ve saygılarımı, ÇİN/ PEKİN Havaalanı’ndan arz ediyorum. Rabbim nice mübarek cumalara sağlık, sıhhat ve afiyet içinde kavuşmayı hepimize nasip eylesin. Geçtiğimiz cuma günü, yani 5 Haziranda başlattığımız yolculuğumuzu bir hafta sonra 12 Haziran’da tamamlayacağız inşallah. İlerlemiş bu yaşıma rağmen, güzel ve huzurlu bir yolculukla izlenim edinebilme fırsatı buldum. Önceki yazılarımda farklı analizlerle, çoğunlukla olumlu ama zaman zaman bize göre ve özellikle de inançlarımıza göre olumsuz bir kısım tespit ve değerlendirmelerde bulunduk. Bu işin tabiatında var. Nitekim kahir ekseriyeti Budist olan bir toplumun inanç değerleri ile kendi inancınızı buluşturabilmek ancak, karşı tarafın sizin inancınız ve değerlerinizi kabul ve paylaşımıyla mümkündür. Tabii, zaman zaman burada insanların birbirlerine karşı nezaket, saygı ve hoşgörülü davranışlarını müşahade edince, Rabbime hep şöyle dua ettim; Ey Rabbim! sen Kadir-i mutlaksın. Dilediğine ve istediğin topluma ve kavme hidayet edersin. Nasr suresinin müjdelediği fevc fevc İslam’a dehaleti bu kavme de nasip eyle. Resulullah’ın; Ya Rabbi! iki Ömer’den birisini Hidayet‘le şereflendir, İslam’a güç kazandır dediği Hattaboğlu Ömer’le, Ebu CEHİL, küfrün babası diye tarihte tanıdığımız Amr b. , Sen hidayetinle Hattaboğlu Ömer’i şereflendirirken İslam ümmetine de güç kazandırdın. Şimdi duamız maalesef dünyanın iki önemli gücünden birisi olan Çin’e veya bugüne kadar insanlığa zulmeden tıpkı ebu cehil rolüne soyunmuş Amerika’ya ve yöneticilerine hidayet nasip eyle ki İslam güç kuvvet olsun. Yeryüzünde zulüm dursun. Bugünki müslümanların hali perişanıyla İslam’ı temsil gücü ve layık-ı vechile hizmet iktidarı yoktur. Keşke bizleri, başta ülkemiz olmak üzere İslam coğrafyasının, ezilmiş ve horlanmış toplumunu güç ve satvete kavuştursun! Onlar bize imrenerek İslama yönelmeyi ve hidayeti bizim örnekliğimizde bulsun. Hani Akif’e ait olduğu ifade edilen barı ve Berlin seyahatler sonrası sorulunca kendisine verdiği orijinal cevapta olduğu gibi; “ işleri dinimiz, dinleri de bizim işimiz gibidir “ diye tarif ettiği, bir çok toplum örnek ve dürüstlük yönünden bizim çok önümüzde gözüküyorsa, kendi hayat tarzımızı, özellikle de seküler ve laik eğitimin bizi getirdiği noktayı sorgulamak gerekir. Samimiyetimle şu cuma sabahında ifade ve itiraf ediyorum,........
