menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

DARBENİN 29. YILI

10 0
28.02.2026

Bugün 28 Şubat 2026 cumartesi günü. Tüm ülke insanına ve 28 /Şubat’ın mağdurlarının ölenlerine rahmet ve hayatta olanlarına da selam, saygı ve muhabbetlerimi iletiyorum.

Hiç şüphe yok ki, 28 Şubat 1997 tarihinde yapılan ve adına postmodern darbe denilen bu zulüm uygulamasının en büyük mağduru aziz milletimiz, onun onun 1000 yıllık değerlerini siyasi hayatına taşıyan ve iktidar umutlarını yaşarken, Allahın lütfuuyla başbakanlık makamına gelen, milli görüş ve adil düzen adı altında bambaşka bir kurtuluş reçetesi insanlığa sunan merhum hocamız Prof. Dr. Necmettin Erbakan‘dır.

Milletinin, namus ve mukaddesi kadar önem affettiği özgür iradesi ve temel değerleri ile buluşmasını sağlayan, seçim sandığından helal oylarla seçilerek ülke iktidarını ve 54. Cumhuriyet hükümeti’ni kurma şerefine nail olmuş bir başbakan ve onun Hükümetine, çok alçak oyun ve entrikalarla, dünya siyonizmi ve onun uşaklığını yapan ABD ve yine siyonizmin maşası olan CİA ve Mossat istihbarat örgütleri ile Türkiye’deki şer odaklarını harekete geçirip, hem asker hem de sivil güçleri kullanarak iktidardan uzaklaştırılan bu aziz millete, adeta yeni bir 100 yıl kaybettirmiştir.

Bu bilinçli ve ısrarla oynanan bir Amerikan ve İsrail oyunudur. Çünkü osmanlıyı yıktıkktan sonra, büyük İsrail idealinin gerçekleştirilmesi, Anadolu topraklarının büyük bir kısmının bu menfi ve Merdud idealin tahakkuku adına yapılan bütün darbeler , ekonomik ve siyasi müdahalelerin arkasında hep bu sinsi ve hain amaçlar yatmıştır . Maalesef, 15 Temmuz’da olduğu gibi bir çok darbe de açıkça asker, ABD ve İsrail adına kullanılmış , özellikle bu uluslararası kuruluşlara göbekten ve gönülden bağlı olan bir kısım satılık hainler , diğer Müslüman ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de tam da bu yapının merkezinde olmuşlardır .

Allah aşkına bana aklı başında bir insan kalksın ve 28 Şubat ve adına postmodern denilen darbenin yapılmasının ülkeye sağladığı tek bir menfaati göstersin.

Soyulan bankalar, mefluç hale getirilen ekonomi, siftah etmeden kapatılan dükkanlar, sersefil olan Anadolu insanı ve yüzlerce milyar $’a varan ekonomik kayıplar, bunun ötesinde temel insan haklarından mahrum edilmiş, okuma çalışma inandığı gibi yaşama hakları ellerinden alınmış on binlerce değil 100 binlerce insan. Ülkeyi bu hale getirenlerden elbet biz sormasak da ilahi adalet bir gün hesabı soracaktır.Merhum Erbakan hocamız gibi, dünyada örneği çok az bulunur bir siyasi lider, teknoloji ve ilim sahasında dünyada deha ve marka olmuş, siyasette ülkesine bir yılda yaptığı hizmetlerin, onlarca yılda yarısını bile yapamayan siyasi iktidarlara da örnek teşkil edebilecek bir liderlik ortaya koymuş insana,

asker kılıklı bir kısım komutanların 28 Şubat gününde akıttırdıkları o boncuk boncuk terlerin dahi hesabını bu millete vermeden gidenler varsa, bilsinler ki ahirette ellerimiz onların da yakasında olacaktır.

O öyle bir liderdi ki, yılmadı, yorulmadı, pes etmedi. Çünkü Müslümanın mücadele aşkının ne olması gerektiğini,

Hazreti Muhammed aleyhissalatu vesselam‘ın Mekke dönemindeki karşılaştığı zülüm ve meşakkatleri en iyi bilen ve Resulullah’ı kendisine yegane örnek ve rehber alan kimseydi.

Partileri kapatıldı, siyasi yasaklar getirildi, hapislere girdi çıktı. Asla pes etmedi, pesimist olmadığı gibi zerre kadar bu mücadele devresinde hedefinden sapmadı.

Onun tek bir hedefi vardı, herkesin zarf olarak bildiği ancak mazruf’un ne olduğunu çok daha iyi bildiği;“ MILLI GÖRÜŞ BE ADİL DÜZEN”kavramının, sadece bu ülkenin değil bütün insanlığın kurtuluş reçetesi olduğuna amentü derecesinde iman etmiş ve bu aşkla mücadeleye devam etmişti.

Bir tasavvufi deyimle, o bazen bir derviş, bazen bir şeyh, bazen hakiki bir mürit, bazen dünyanın karşısında parmak ısırbileceği bir bilim adamı ve makina profesörü, bazen sanayici ve tüm iş dünyasının en büyük kuruluşu olan Odalar Birliği’nin başkanlığına gelecek kadar sosyal ve ekonomik hadiseleri içselleştirmiş ve ülkenin tüm sorunlarını kucaklayabilecek bir ideal devlet ve milletin adamı!

Onun dün ölümünün 15. sene-i devriyesini, bugün de ona ve onun şahsında aziz milletimize ve tüm inanan insanlığa yapılan hunharca darbenin 29. yıldönümünü yaşıyoruz.

Bu şu demektir. Bundan 35 sene önce doğanlar hariç, o gün yani 28 Şubat 1997’den önceki Türkiye şartlarını 35 yaşın altında olanlar asla bilmiyorlar. Yaşananları anlatınca inanmak dahi istemiyorlar. Çünkü bir ülkede böyle şeylerin olabileceği, bu çeyrek yüzyıllık hocamın temel ideallerinin devamı, hocamızın en kıymetli talebelerinden olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bugünkü iktidarındaki bu namütenahi özgürlük ve ekonomik kalkınma ve siyasi istikrarın varlığı onlara dünlerde böyle bir şeyin olmasına imkan ve ihtimal verilmez kanaati oluşturuyor.

Onun içindir ki genç nesil, dünleri bilmediği için, Allah fırsat vermesin o darbeci zihniyetin bütünüyle kalıplarını imal eden Cumhuriyet Halk Partisi ve avanlerinin iktidara gelmesi halinde, 35 yıl öncesi ne varsa fazlasıyla yaşamaya ve yaşatılmaya mahkum edilebilecek bir ülke konumunda olduğunuzu hiç aklınızdan çıkarmayınınız. Bunun en ciddi örnekleri, ellerindeki mahalli idarelerde yaşanan ahlaksızlık, yolsuzluk, vurgun, soygun, talan, yalan ve akla hayale gelmeyecek türden çirkefliklerin toplum tarafından garip bir şekilde izleniyor olmasıdır.

İşte bugün, 28 Şubat belki bir hesaplaşma değil ciddi bir muhasebe günüdür.

Biz o hesaplaşmayı en büyük mahkemeye bırakırken, merhum hocamızın talebeleri olan başta sayın cumhurbaşkanımız, etrafındaki kurmay heyet ve bizler onun ideallerinin çok büyük bir kısmını hatta tamamına yakınını, büyük bir başarıyla gerçekleştirdik. Bundan dolayı da Rabbimize ne kadar şükretsek azdır .

Evet bu konuda, yüzlerce eser, binlerce makale kaleme alınmış, belki de onlarca doktora tezi üniversitelerimizde hazırlatılmıştır. Bu yapılmamışsa şayet büyük bir eksiklik olur.

Bugün biz de bir makale içerisinde bu hakikatleri sizinle enine boyuna mütala etmemiz elbette mümkün değil.

Ancak o dönem parlamentoda bulunmuş bir kardeşiniz, 28 Şubat mağduru bir milletvekili olarak yaşadıklarımızı gerek refah Partisi’nin kapatılması ve gerekse bilahare kurulan fazilet Partisi’nin hem devam hem de odaktan kapattırılması, parlamentonun üçte iki çoğunluğuna sahip olan, 369 milletvekiline ulaşmış bir parti olan Ak Parti’yi dahi kapatma mücadelesinin verildiği bir ülkede ne kadar özgürlük ve demokrasi vardır sorusunu herkesin kendi nefsine ve birilerine sorması gerekir.

Bu mağduriyetlerde en büyük sermayem, hem fazilet Partisi’nin hem de Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kapatılma davalarında darbeci zihniyet ve sistem adına kapatılma gerekçesi olmamdır.

Şayet Ak Parti açılan kapatma davasında, kapatılma durumunda olsaydı, siyasi yasaklılığı istenen 73 kişiden birisi de ben olacaktım. Bu benim için bir onurdu.

Tekrar merhum Profesör Dr. Necmettin Erbakan hocamızı rahmet ve minnetle anarken, 28 Şubat 1997 darbesini kısaca anlatan şiirimle de sizleri baş başa bırakıyor, Allahın hıfz u emanına emanet ediyorum.

BAŞBAKAN ERBAKAN’A28- ŞUBAT DARBESİ

Ay; yirmi dört aralık,yıl; dokuz yüz doksan beş,Türkiye’nin ufkunadoğdu Refahlı güneş!...

Geliyor adil düzen,lideri de Erbakan,Sevinç ve mutluluktan,göz yaşı idi akan !...

Doksan altı temmuzuhocam oldu başbakan,Gönüllere taht kurduiktidarın Erbakan!...Bir yıllık iktidarla,toplum erdi felaha,İç ve dış düşmanları,yol vermedi Refaha…

Şayet olsaydı hocam,iki dönem başbakan,Kalır mıydı dünyadaülkemize yan bakan!?...

Yirmi sekiz şubatta,post-modern oldu darbe,Milletim yenik düştü,bu ekonomik harbe…Fransız masonları,yağdırıyor emirler !...Tankları yürütüyor,ülkemde Çevik Bir’ler !...

‘ Bu nasıl adil düzenfaiz yok, sömürü yok ?Olur mu böyle bir şey,paryaların karnı tok?!...

Vurgun, soygun ve talan,çarklar bize dönecek,Milletin iktidarı,parlamadan sönecek!…

Sakallı ve cüppeli,başbakanlıkta iftar,Değil başbakanlığı,ülkeyi ederiz dar !...

Taksim yetmedi bir deÇankaya’ya da cami,Arayın kendinize ,bulur musunuz hami ?!...

Kudüs için mitingler,hac da kara yolundan,Haberiniz yok sizin,bu ülkenin solundan!...

Türbanlıya özgürlük,serbest kurban derisi,Vaz geçin bu sevdadan,iyi olmaz gerisi!.?..’

Medya, CHP,Asker,işbirlikçi elele!...Bir irtica sendromu,arşa verdi velvele…

Müslim Gündüz, Kalkancıve Fadime Şahin’ler,Akıl ve iz’an almaz ...ve daha neler- neler!...

Ortağımız firarda,yıktırıldı iktidar,Milletin kendisine,ülkeyi ettiler dar !...

Kapattırıldı Refah,yasaklandı Erbakan,Bu nasıl bir hürriyet,sen koru bizi Rahman !..


© Habername