İNSAN BU KADARINI YAPABİLİYORSA, ALLAH NE YAPAMAZ Kİ?
Dünyanın son üç yüzyılına baktığımızda, güzel ahlak dediğimiz merhamet, adalet, namus, mertlik, vefa, tevazu, yardımlaşma; zayıfa, yoksula ve kimsesize el uzatma gibi hasletlerin dışında hemen her sahada Batı medeniyetinin hâkimiyetini görürüz.
Bilim…Sanayi…Finans…Ekonomi…İletişim…
Batı medeniyetinin üç asırdır dünyaya sunduğu temel iddia ise şuydu: Bilim geliştikçe din gerileyecek, akıl güçlendikçe iman zayıflayacak, insan kâinatın sırlarını çözdükçe Allah inancına duyulan ihtiyaç ortadan kalkacaktı.
Melekler, ahiret, kader, kitaplar ve peygamberler…Bütün bunlar, bilimin ışığında kaybolup gidecekti.
İnsanlık; seküler, materyalist, ateist bir dünyaya doğru yürüyecek; bilimi tek ölçü, aklı tek hakem kabul edecek; metafiziği ve maneviyatı hayatın dışına çıkaracaktı.
Tam tersine, insan aklının ulaştığı her yeni merhale, insanın kendi sınırlarını biraz daha görünür hâle getirdi.Bugün bilim ve teknoloji, yapay zekâ ile yeni ve hayret verici bir eşiğe ulaşmış bulunuyor.
Peki, nedir bu yapay zekâ?Bu soruyu iki yapay zekâ sistemine sordum.
Gemini, yapay zekâyı; bilgisayarların ve makinelerin insan benzeri düşünme, öğrenme, akıl yürütme ve problem çözme yeteneklerini taklit etmesini sağlayan teknoloji olarak tanımlıyor.
ChatGPT ise onu; insanın düşünme, öğrenme, anlama, yorumlama ve karar verme biçimlerinden bazılarını bilgisayarlar aracılığıyla taklit etmeye çalışan bir teknoloji alanı olarak tarif ediyor.
Yani insan, kendi aklının bazı özelliklerini makinelere aktarmaya çalışıyor.
Cansız maddelerden meydana gelen makinelerle konuşuyoruz,onlara sorular soruyoruz,onlardan cevaplar alıyoruz.Milyarlarca bilgiyi önlerine koyuyor, o bilgileri işlemelerini ve aralarındaki ilişkileri bulmalarını istiyoruz.
Dün hayal olan, bugün ekranımızın üzerinde cevap veren bir makineye dönüşüyor.İşte tam burada durup düşünmek gerekiyor.Çünkü insanlık daha önce de her büyük keşfin ardından aynı iddiayı ortaya attı:
“Bilim ilerledikçe din gerileyecek.”
Mikrop keşfedildi…İlaçlar bulundu…
Röntgen, MR, ultrason, tomografi gibi cihazlarla insan bedeninin görünmeyen dünyası görünür hâle geldi.
Kalbin, beynin ve diğer organların en ince ayrıntılarına kadar girildi.Motor icat edildi.Gemiler denizleri, uçaklar gökyüzünü, trenler ve otomobiller karaları birbirine bağladı.
Telgraf, telefon ,internet geldi.Matbaa, radyo, televizyon derken şimdi yapay zekâ geldi.
Her gelişmede aynı kehanet tekrarlandı:“Artık dine ihtiyaç kalmayacak.”Fakat din kaybolmadı.İman ortadan kalkmadı.
İnsan, kâinatın sırrını çözdükçe Allah’ı bulmaktan vazgeçmedi.
Belki de mesele, bilimin nereye kadar gittiğinde değil; oraya kadar giden insanın ne gördüğünde saklıydı.
BİLİM İLERLEDİKÇE MUCİZELER DAHA MI ANLAŞILIR OLDU?
Bilimin henüz bugünkü........
